www.galibivakfi.com      Bu Düzenleme 2011 Tarihi İtibari İle En Son Baskısı YapılanKitaplarla Bire Bir Aynıdır Gâlibilik ...
 Metafizik IH. Galip Hasan Kuşcuoğlu
H.GALİP HASAN KUŞCUOĞLU  METAFİZİK      I
İÇİNDEKİLERFizik Üstü Tecelliyat: Metafizik ................................................................... 15İbn-i Rü...
Elçisi Diğer Allah Elçisine Ümmet Olmaz. Hepsi Biri Diğerinin Kardeşidir.....................................................
Muamelatımızla Beşere Manevi Yön Verecek, Şeriatı Anlatacak İlme VeAlime Muhtacız ...........................................
Melâikeler: “-Emr-i Hak Zuhur Edecek. Müdahele Etmeyin!” Dediler ..... 186Hacca Gitmem Ve Sakal Bırakmam İçin Manevi Emir ...
RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLÂH’INADI İLE BAŞLARIMHÛ YÂ TABÎBE’L-KULÛBMEDET YÂ ERHAME’R-RÂHİMÎNMEDET YÂ EKREME’L-EKREMÎNMEDET Y...
KULLARINA RAHMETİYLE İRADE VERİP, ADEM OLARAK    DÜNYAYA GÖNDEREN; İNSAN OLMASINI DİLEMESİ İLE   VESİLELER HALKEDEN HALİK-...
METAFİZİK I     ALLAH’ın yedinde olduğunun müjdesi ile ALLAH’ın bu lutuf ve     ihsanını küll olarak mütalaa ve kabulden b...
METAFİZİK I     Ey benim alim kardeşim! Manevi tecelliyatı kabul edemediğiniçin, teşkilat-ı ilahiyeyi benimseyemediğin ilm...
METAFİZİK I     kulluk vecibesini lütfu ihsanınla ve aczimizle ifaya azmettik,     muvaffak kıl ya Rabbi!..          Cemi ...
METAFİZİK I       FİZİK ÜSTÜ TECELLİYAT: METAFİZİK     Alemlerin Rabbı Hazret-i ALLAH’ı noksan sıfattan tenzih eder,uyuz i...
METAFİZİK I     bataklığına düşmesine sebeb olan menfaat düşkünü düzenbazlardan,     hiç şüphe edilmesin, hesabı dünyada v...
METAFİZİK I    Metafizik fizik ötesi alemleri yaratan Hazret-i ALLAH’ın cemikullarına merhameti ve rahmetinin zuhurudur. F...
METAFİZİK I        İbn-i Rüşt şu senteze varır: Akıl ile vahyin vardığı nokta aynıdır.     Bunlar bir birinden ayrılmaz, s...
METAFİZİK I                         GAYBA İMAN    “O müttaki kullarım gayba iman ederler.” (Bakara Suresi, 3)    Bu ayet-i...
METAFİZİK I     an zuhuru görülebilen, irtica üreten dinsiz mürteci! Din-i İslam’ı cehli     ile “yaşıyorum” zanneden, ili...
METAFİZİK Igüya aydın kesim!.. O büyük insanın makamı cennet olsun.İcraatındaki maksat ve manayı anlamayıp Atatürk’ün icra...
METAFİZİK I           ATATÜRK’Ü YAKİNEN, HAYRANLIKLA           SEYREDİP EDİNDİĞİM İNTİBALARIM          Tahmini sene 1930. ...
METAFİZİK Ii ALLAH’ın bu necip milletin esaretten kurtulmasına vesile kıldığı omuazzam simayı daha normal düşünebiliyorum....
METAFİZİK I     imansızlık olan gazab-ı ilahi görülmemiştir. Bu görüş avamın     ölçüsüne göre olmayıp, yalnız ehline mahs...
METAFİZİK Igibi yansıtırsak milletin fikir bölünmeleri düzelip, kardeşlik anlaşılıpcumhuriyet layık olduğu mecrasına otura...
METAFİZİK I         Mustafa Kemal Atatürk bu mesajın başbakan ve dışişleri bakanı     vasıtası ile dünyaya açıklanmasını e...
METAFİZİK Ivazifelendirdiği kullarının eliyle aslına döndürüp tekrar ihya eder.Atatürk ehline söylemekte mahsur görmediği ...
METAFİZİK I          Dünya memduhtur. Beni Adem için ferah ve güzeldir. Kafir için     de toleranslıdır. Kulun gerçeklere ...
METAFİZİK I“götürüyoruz” zannederler. İşte o “oluyor gibi” görülen yanlış tutummeyvesini vermeye başlar. İlk meyvesi şeyhi...
METAFİZİK I          “Bu dünyada a’ma ahirette a’ma (bu dünyada görmeyen     ahirette göremez) ayetinde belirtildiği gibi;...
METAFİZİK I     Velinin ruhunun ALLAH’ın yedinde bu dünyada tasarrufatıolduğu gibi öbür alemde tasarrufatı daha açıktır. A...
METAFİZİK I     birleşiminden ihsan edilen manevi teşkilatın tebliğ ettiği Galibilik kolu     ile taltif ve yükümlü kılınd...
METAFİZİK Iyeryüzünde sayamıyacağın kadar nimetlerini sergilemiş. Kulun say-igayretine sunmuş. Seni bekliyor, gafil olma! ...
METAFİZİK I         “--Ne ile hükmedeceksin, ya Muaz?” Hazret-i Muaz cevaben:         “--ALLAH’ın kitabı ile, ya Resulalla...
METAFİZİK I RAHMETSİZ DÜNYA OLMAYACAĞINA GÖRE     MÜRŞİTSİZ DÜNYA MUHALDİR     Rahmetsiz dünya olmayacağına göre mürşitsiz...
METAFİZİK I     biliyormuş” edası ile güya düzelttik! Gülünç olduk. Perişan olduk.     Ehline rica ediyorum: Bu günahımız ...
METAFİZİK I                      METAFİZİK    İnsanın maddesi cemi mahlukatın benzeri görünümünde gibi isede, başka mahluk...
METAFİZİK I     noktalanmış. “Sen olmasa idin eflaki yaratmazdım” hitabını iyi     anla.          Cümle peygamberimiz efen...
METAFİZİK I             İSLAM’DA İRTİCA OLUR MU?    İrticayı şöyle görüyor ve izah ediyorum: Kesin bilelim ki:İslamiyet’in...
METAFİZİK I     YARATILMIŞ RAHMETLERİN BAŞI ZAMANDIR         İmam Şafii Sazretleri: “Sofiye taifesinden, yani dervişlerden...
METAFİZİK Idiyen dinsizdir” demişti. Doğruyu söyledi. Zira Atatürk’ün yaptığıicraatlar “dini hakikatler mecrasına otursun”...
METAFİZİK I     çıkması gerekmez mi? Çünkü benden daha şanslı kimse tanımıyorum.”     Her hangi bir sebebe göre istisnai y...
METAFİZİK Iyadırganır.Yapmacık kemalatlar manevi sahtekarlığın örtüsüz dışa yansımasıdır.Ehline açık olup avama gizlidir. ...
METAFİZİK I     bulamıyacağımızı biliyoruz!     Mevlana Celaleddin Rumi (k.s.) Hazretleri’nin şu hikmet fıkrasını     uygu...
METAFİZİK I       MANA EHLİNİN HAYATINDA BARİZ            GÖRÜLEN METAFİZİK    “Hikmet mü’minin kayıp malıdır, nerede bulu...
METAFİZİK I     ALLAH sormayacak mı?!.. Mahrum ettikleri ehl-i aşkın aşktan garib     geçirdiği zamanının ruhi perişanlığı...
METAFİZİK I  RABİA ADEVİYE HATUN’UN AŞK YAKARIŞI    Rabia Adeviye Hatun ilahi aşk tecellisinin vecdi ile kulluk veimanın z...
METAFİZİK I         Bir kaç köşkle, bir kaç huri.         İsteyene ver sen anı,         Bana seni gerek seni.         Ehl-...
METAFİZİK I   KADIN MUHTEREMDİR, ALLAH EMRİNİN      HİLAFINA HAREKET ETMEDİKÇE     Rahmet-i ilahi kadınlar için daha toler...
METAFİZİK I     kalmaz, kırılır. Ehl-i aşkın manevi zevki yerini ikrah ve hoşnutsuzluğa     bırakır.         Her ne kılmış...
METAFİZİK I       BELİRLİ ŞAHSİYETLERİN METAFİZİK                   İZAHLARI     Zaman Gazetesi neşriyatından Fethullah Gü...
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
METAFİZİK - I -
Próxima SlideShare
Cargando en...5
×

METAFİZİK - I -

2,497

Published on

Pir-i Gâlibi H.Gâlip Hasan Kuşçuoğlu
http://www.galibivakfi.com

Published in: Educación
0 comentarios
0 Me gusta
Estadísticas
Notas
  • Sea el primero en comentar

  • Be the first to like this

Sin descargas
reproducciones
reproducciones totales
2,497
En SlideShare
0
De insertados
0
Número de insertados
1
Acciones
Compartido
0
Descargas
25
Comentarios
0
Me gusta
0
Insertados 0
No embeds

No notes for slide

Transcript of "METAFİZİK - I -"

  1. 1. www.galibivakfi.com Bu Düzenleme 2011 Tarihi İtibari İle En Son Baskısı YapılanKitaplarla Bire Bir Aynıdır Gâlibilik İle İlgili Mevcut Bütün İçeriklere Sitemizden Ulaşabilirsiniz. H.GALİP HASAN KUŞCUOĞLU METAFİZİK I
  2. 2.  Metafizik IH. Galip Hasan Kuşcuoğlu
  3. 3. H.GALİP HASAN KUŞCUOĞLU METAFİZİK I
  4. 4. İÇİNDEKİLERFizik Üstü Tecelliyat: Metafizik ................................................................... 15İbn-i Rüşt ...................................................................................................... 17Gayba İman .................................................................................................. 19Atatürk’ü Yakinen, Hayranlıkla Seyredip Edindiğim İntibalarım ............... 22Rahmetsiz Dünya Olmayacağına Göre Mürşitsiz Dünya Muhaldir ............. 35METAFİZİK .......................................................................................37Ben Gizli Hazine İdim. Bilinmekliğimi Diledim, Zatımdan Zatıma TecelliEttim! ............................................................................................................ 37Nur-I Muhammedinin Anlamı Ve Manası ................................................... 37İslam’da İrtica Olur Mu? .............................................................................. 39Yaratılmış Rahmetlerin Başı Zamandır ........................................................ 40Rabia Adeviye Hatun’un Aşk Yakarışı ........................................................ 47Kadın Muhteremdir, Allah Emrinin Hilafına Hareket Etmedikçe................ 49Belirli Şahsiyetlerin Metafizik İzahları ........................................................ 51İstisnai Kişilerin Rüyaları Umumiyetle Metafiziktir. PeygamberEfendimiz’in Rüya Tabiri ............................................................................. 54Gaybı Yalnız Allah Bilir .............................................................................. 56Şahide Gerek Duyulmadan, Hayli Zamandır Gösterilen GerçeklerdenSoyutlanmış, Metafizik Yoksunu, Beş Duyunun Esiri Olan AdemiMateryalistleştiren Başı Madde, Sonu Yine Madde Olan Akılcı Bir DinSergiledik. Ezelde Lutfedilen İmanı Doyuramadığımız Gibi, Rahmet-İİlahiden Ümit Beklentisi İle Avunan “Mürid”İn De Küfrüne Küfür KatıldığıBilinen Bir Gerçekdir ................................................................................... 59Kur’ân’daki Ayetler Allah Kelamıdır. Bütün Alemdeki Görünen VeGörünmeyen Her Zuhurat Mecazi Olarak Fiiliyat-I İlahidir ........................ 61Adem Toplumları Allah Elçilerini Küll Olarak Neden Kabul Edemeyip,Canlarına Kasdettiler? .................................................................................. 63İsa (Aleyhi’s-Selam)’In Tekrar Dünyaya Geleceğine İnanmak Hazret-İKur’ân’a, Muhammed Mustafa (S.T.A.V.) Efendimiz’in Ahir ZamanPeygamberi Oluşuna Ve Hakikat Tecellisine Ters Düşmüyor Mu? Bir Allah
  5. 5. Elçisi Diğer Allah Elçisine Ümmet Olmaz. Hepsi Biri Diğerinin Kardeşidir...................................................................................................................... 65Hacer-İ Esved: Ahd-İ Misak Taşı, Ezel-İ Ervahtaki İman İkrarının Mürşidi...................................................................................................................... 67Zikrullah Arzda Ve Semada, On Sekiz Bin Alemde Canlı Ve Cansız HerZerrenin Müşterek İbadetidir. Sadece Allah’ı Anmaktır. Diğer Emr-İ İlahiOlan İbadetlerle Karıştırma! ......................................................................... 72Semavi Dinlerin Hepsini İslam’dan Soyutlayıp “Allah’tan Başka İlahYoktur” Diyenlere “Gayr-İ Müslim, Kafir, Gavur” İthamını Daha Ne KadarDevam Ettireceksin?!.. ................................................................................. 74Mevcut Yaratıkların İçinde Gördüğümüzün Ancak Milyonda 4-5 MahlukOlduğunu Ehil Kişiler Bildirirlerken, Fizik Üstü Tecelliyatın Yani MetafizikOlayların Umum Zuhuratının Milyondan Yalnız 5 Noksan Olup, ÇoğuluTemsil Eden Metafiziğin Zuhuruna Niçin Devenin Nalbant DükkanınaBaktığı Gibi Bakarsın? ................................................................................. 76Anlamlı Ve Manalı Yaratılan, Cümle Yaratıkların Çekirdeği, Manası, Sırr-Iİlahinin Teceli Mercii Olan İnsanın Yaşantısında Ne İçin Yaratıldığının, NeYapabileceğinin Zuhuru Mizacında Bariz Görülürken Bütün İcraatındaKudret-İ İlahinin İstisnai Kullarına Bahşettiği Fiziki Olaylardan Daha FazlaZuhuru Görülen Metafiziğin İnkarı İlmi Hakikat İle Nasıl Bağdaşır?Mensubini Ne Derecede Mutmain Kılar? ..................................................... 78Abdülkadir Geylani Çocuk İken Bariz Görülen İrşat Vazifesinin Tecellisi . 80Eşkiya Reisi Salih’in Nakşi Meşayihi Hacı Salih Efendiliğe YükselişineVesile Olan Rahmet Tecellisi ....................................................................... 83Cennet-Mekan Çorumlu, Yedi Tarikten İcazetli Şeyh Hacı Mustafa AnaçEfendi ........................................................................................................... 87Affetme Sıfatı Hazret-İ Allah’a Mahsustur. Kul İstese De Allah GibiAffedemez .................................................................................................... 90AŞK ŞARABI .....................................................................................92Sahipsiz Yaşayıp Tertib-İ İlahiyye Rahmetine Nail Olmadan EvvelUmumiyetle Ademin Ölçüsünün Benzeri Ben De Mecnunluğu İlâhi AşkZannederdim ................................................................................................. 94“Gara Şeyh” Diye Anılan Çorumlu Hacı Bekir Baba’ya Altı Tarikattan,Mısır’ın Tanta Ve Nişâb Şehrinde İzn-İ İcazetin Verilişinin Anlamı VeHikmeti ......................................................................................................... 99“Gara Şeyh” Hacı Bekir Baba’nın Cinlerle Sohbeti ................................... 104Yaratılan Güzelliklere Ve Zamana Uygun İçtihadla Düzenli ToplumlarıMuasır Milletlere Eş Değer Kılan İbadet, Taat Ve Medeniyet
  6. 6. Muamelatımızla Beşere Manevi Yön Verecek, Şeriatı Anlatacak İlme VeAlime Muhtacız .......................................................................................... 107Hazret-İ Allah’ın Bazı Kullarının Ömrünü Belirli Zamana Kadar Uzatması!.................................................................................................................... 112Uyanık Bir Tek Sen Mi İdin, Ey “Gara Şeyh”?.......................................... 117Şifayı Hasta Hicranından, Tabib İse İmanından İster. Manamda BuyurdularKi: “Derdinin Devasını Ne Bulabilecekler, Ne De Sana Verebilecekler”.. 121Aşk Yolunda Sevmen Gerekli Olanları Sevmeden İlahi Aşk MakamındanSevgi Mi Bekliyorsun? ............................................................................... 123Merhamet Ve Rahmreti Bol, Eşi, Benzeri Olmayan Kudret-İ İlahi, BütünAlemdeki Varlığın Her Zerresi Mühr-İ İlahi Olduğu Gibi, Bu Abd-İ AcizinYazmaya Çalıştığım, Hayatımda Na-Mütenahi Zuhuruna Şahit OlduğumMetafizik Kitaba Maddenin Ve Mananın Çözemediği, Çözemiyeceği Sırr-Iİlahi, Hazret-İ Allah Aşikar Mühür Bastı!.................................................. 128Yusufu Bahri Hazretleri ............................................................................. 134Hakiykatın Zahire Yansıdığı Zaman Aldığı İsim Şeriattır ......................... 136Metafiziğin Fiziki Olaylarda Bariz Zuhuru Ve Yaşantısı........................... 138Tıfl-ı Meani ................................................................................................ 140Zamanı Durdurur, Zaman İçinde Zaman Halkeder Hazret-i Allah (C.C.) . 143Enaniyetime Haddimi Bildiren, İnsan Olabilmemin Yolunu Açan MetafizikOlay, Vesile Kayısı, Ledünni Uyarı ........................................................... 146Hırsızlar Bu Kapıdan Giremezler. Bu Mecliste Vazifeli Olamazlar .......... 152Boşa Giden Emekler ................................................................................... 154Duygusuz Anlıyamaz Ki, Espriye Gülsün. Gülse De Ancak Gülene Güler155Niye Derviş Oldum? Nasıl Derviş Oldum? ................................................ 158Deve Burda Yükü Sırtında Deveyi Götüren Nerede!... .............................. 162Kayıp Devesini Arayan Deveci! ................................................................. 163Kaybolan İnek ............................................................................................ 163“Ben De Bugün İrademle Çalışmıyorum” Diye Hazret-İ Allah’a UkalalıkEtmiştim. Neticeyi Dinle De İbret Al ......................................................... 167Zorlamakla Çıkmayan Raf ......................................................................... 173Azrail (Aleyhi’s-Selam)’In Merak Ettiği Emr-İ İlahi ................................. 175Ölümsüz Yer Var Mı? ................................................................................ 177Azrail (Aleyhi’s-Selam): “-Korkma! Hiç Duymuyacaksın” Dedi............. 179Battal Gazi Dört Yol Kavşağında Ticari İşlerin Her Dalında Mahir, BeyazEşya Satan, Sermayesi Yeterli, Bu Fakire Karşı Hürmetkar Cevat Ünal BeyVardı ........................................................................................................... 182Kazvinlinin Sırtına Aslan Resmi Döğdürmesi ........................................... 184
  7. 7. Melâikeler: “-Emr-i Hak Zuhur Edecek. Müdahele Etmeyin!” Dediler ..... 186Hacca Gitmem Ve Sakal Bırakmam İçin Manevi Emir ............................. 190Selman-I Farisi (R.A.) ................................................................................ 192Anam .......................................................................................................... 194İyi İnsanların Ölümleri De İyidir. Onlara Gıbta Edilir ............................... 197Alkolik Derviş Ali Efendi .......................................................................... 201Yakınında Mürşit Varken Neden Kahramanmaraşlı Mürşide MüntesipOldun? ........................................................................................................ 205On Beş Sene Önce Şeyhimi Rüyamda Görmüştüm ................................... 208Kızım Sevil’in Kıyameti............................................................................. 210Şehitlerle Sohbet!... .................................................................................... 212Hasanı Basri Hazretleri Ve Şaman ............................................................. 214Hasan El -Basri (Kuddise Sırruhû) ............................................................. 217Kaderin Tecellisinin Zuhurudur Kaza ........................................................ 220Fil Lokması................................................................................................. 222Din Otoritelerinden Ricam Odur Ki: .......................................................... 224Tiryaki Sigarayı Nasıl Terkeder? ............................................................... 228Özet ............................................................................................................ 232Beyazıt Bistami’nin (K.S.) Köpekten Aldığı Hikmetli Hal Kelamı ........... 236Deniz Kaplumbağası .................................................................................. 237Eşek Arısı ................................................................................................... 238Sanattan Anlayan Mühendise, Kalifiye İşçiye Ve Karnı Doyurulan KültürlüSürveyanlara Ülkemizde İhtiyaç Var. Bütün Mesuliyeti Yetiştirdiğimiz BuElemanlara Bırakalım ................................................................................. 239ÇÖZÜM ............................................................................................ 245SÖZLÜK ...........................................................................................246
  8. 8. RAHMÂN VE RAHÎM OLAN ALLÂH’INADI İLE BAŞLARIMHÛ YÂ TABÎBE’L-KULÛBMEDET YÂ ERHAME’R-RÂHİMÎNMEDET YÂ EKREME’L-EKREMÎNMEDET YÂ İLÂHE’L-ÂLEMÎN.DESTÛR YÂ ÂDEM SAFİYYULLÂHDESTÛR YÂ NÛH ŞEKÛRULLÂHDESTÛR YÂ İBRÂHÎM HALÎLULLÂHDESTÛR YÂ MÛSÂ KELÎMULLÂHDESTÛR YÂ ÎSÂ RÛHULLÂHDESTÛR YÂ MUHAMMED MUSTAFÂHABÎBULLÂH.DESTÛR CÜMLE PEYGAMBERAN-I İZÂM VERESÜL-İ KİRÂM HAZERÂTIDESTÛR YÂ SÂHİBE’L-MEYDÂNRIZÂEN LİLLÂHİ’L-FÂTİHA MAA’S-SALEVÂT.
  9. 9. KULLARINA RAHMETİYLE İRADE VERİP, ADEM OLARAK DÜNYAYA GÖNDEREN; İNSAN OLMASINI DİLEMESİ İLE VESİLELER HALKEDEN HALİK-I ZÜ’L-CELAL’E HAMDİM, ŞÜKRÜM, TAZARRU VE NİYAZIMDIR. EÛZÜ BİLLÂHİ MİNE’Ş-ŞEYTÂNİ’R-RACÎM BİSMİLLÂHİ’R-RAHMÂNİ’R-RAHÎM Huzurdan kovulmuş, lanetlenmiş şeytanın şerrinden ALLAH’asığınırım. Eşi, şeriki, naziri olmayan, bütün alemlerin Rabbi veyaratanı Hazret-i ALLAH’a sonsuz hamdeder, yüce varlık vemerhamet-i ilahi karşısında aczimi görüp bilerek, yüce rahmetkapısına boyun bükmüş, zavallı; rahmet ve merhamet tecellisinin saili,doymayan, yüzsüz kıtmiri kullarına layık görüp tahsis ettiği rahmetderyasından damla rica ediyor. 11 Habibin Muhammet Mustafa’da, cümle peygamberan-ı izam verusül-i kiram hazeratında, cümle varisü’n-nebiy nedim-i ilahilerinde,veli ve mü’min kullarında na-mütenahi zuhur ettirdiğin fizik üstümananın bu abd-i acizine de ihsan ettiğin metafizik rahmetini!... Maddeden başka zuhuratı bilmediği için önem vermeyen, akıldininden başka dini kabul edemeyen fizik üstü, metafizik rahmettecellilerini nasıl kabul eder? Fizikten başka mana tanımayan rahmetfukarası, manadan habersiz, “biliyorum” edası ile hakikat tahribatıyapan, kelâm-ı kadim olan Hazret-i Kur’ân’ı nefsi hazlarına göre,fiziki ölçügsüne uyduramadığı için, hikmet Ve marifetullah mahrumu,yarım alim meal ve tefsir yazarken fizik üstü hakikatleri katletmektençekinmeyen, Kur’ân-ı azimü’ş-şan’da yüzlerce defa, açık ve sarihzikrullah hakkında emr-i ilahi olduğu halde metafizik yoksunu, yalnızbaş gözü ile gördüğünden gayrı rahmetleri bilgisi ilebağdaşdıramayan, başka bilgiye de sahip olmayan bi-zatihi Hazret-iALLAH’ın rahmetine vesiyle kıldığı alemdeki bu rahmetini -ki,adaletinin tecellisi- manevi teşekkülatının noksansız zuhurunukıyamete kadar devam ettireceğini, Hazret-i Kur’ân’ın muhafazasının
  10. 10. METAFİZİK I ALLAH’ın yedinde olduğunun müjdesi ile ALLAH’ın bu lutuf ve ihsanını küll olarak mütalaa ve kabulden başka gücünün ve ilminin olmadığını, olamıyacağını, kendisine alim süsü veren aciz beşer ne zaman anlayacak?!.. Emr-i ilahiyi Kur’ân’da gördüğü gibi peygamberimiz efendimiz’in yaşantılarında, yerde ve gökte müşahede edemeyen, yalnız kelam-ı kadim’i okumakla emr-i ilahiyi bundan ibaretmiş gibi zannedenler Kur’ân’daki, dünyadaki, bilcümle alemdeki ve hikmetullahın zuhuru için halkedilen kamil insandaki tecelliyatı inkara “biliyorum” edası ile nasıl cüret ede biliyorlar?!.. Hikmet ve marifettullah ayetlerini nasıl göremezler?!.. “Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, onlar bu delillerden yüzlerini çevirip geçerler.” (Yusuf suresi, 105) Eğer bu ayetlere yüzlerini çevirip geçmeselerdi; Kur’ân-ı azimü’ş- şan’ın bu ayetler karşısında “beyyinât” olduğunu bütün alemde zuhur eden ayetleri mecazi anlamda Hazret-i ALLAH’ın fiiliyatının tecellisi olarak zerreden kürreye kadar ancak ehlinin zuhurunu müşahede ettiği12 ayetleri bile bilseler idi; “Bu ayetleri ancak kamil insan ve aklı selim okur” hitabını tefekkür edebilseler idi Hazret-i Kur’ân’ın ALLAH kelamı olup, emr-i ilahinin kelamla ifade edilip, peygamberimiz efendimiz’in yaşantısının, Kur’ân’ın mana ve tefsirinin aslı olduğu bilinse idi; “Men arefe nefsehû fe-kad-arefe Rabbehû” (nefsini bilen ALLAH’ı bilir) sırrını anlar, teşkilat-ı ilahiye önem verir, inkara cüret edemezlerdi. İslam’ı gerçek anlamda fizik ve metafiziğe uygun olarak, Rabbımın ihsanı kadar yaşar ve şahit olurduk. Hakikat ulemasını inanarak, önem vererek dinlese idik, emr-i ilahileri nefis ve aklın tahrifine bırakmaz, Hazret-i Kur’ân’ın mana ve lafzının Hazret-i Resulullah (s.t.a.v.) Efendimiz’in yaşantısında zuhurunun, tefsir-i Kur’ân olduğundan şüpheye düşmeseydik, gerçekler bu gün dahi bilinip yaşanacaktı. Cümle peygamber efendilerimizde tecelli eden nur-ı muhammedi bilinecekti. İnsanlar arası düşmanlıklar yerini dostluğa bırakacak, ALLAH’ın varlığına inanan insanlar, “Allah’tan başka ilah yoktur” diyenler insanlığın ve kardeşliğin zevkini alacaklardı.
  11. 11. METAFİZİK I Ey benim alim kardeşim! Manevi tecelliyatı kabul edemediğiniçin, teşkilat-ı ilahiyeyi benimseyemediğin ilminden zuhur edeneserinin manaya yaptığı tahrifatı görmemezlikten gelemezsin. Din-iİslam’ı yalnız şeriat-ı muhammediye maletmeyip, bütün semavidinlerin islamiyet olduğu gerçeğini anlatmak cesaretini ne zamangöstereceksin? “La ilahe illallah” diyenin müslim olduğunu “şâhitümmet” olarak cihana duyursa idik, dünyanın rengi değişecekti. Dindışı arayışlara lüzum görülmeyip rönesans gibi değişiklikgerekmiyecekti. “Din terakkiye manidir” gibi gerçeklerle ilgisiolmayan, Hazret-i Kur’ân’la bağdaşamayan düşüncelere kapılmadan,günah-ı kebairlere dikkat ederek, terakkiye, medeni olmaya Hazret-iALLAH’ın kullarını mecbur kıldığını anlayacak ve anlatacaktın.Cihan-şümul olan Hazret-i Kur’ân’ın değeri anlaşılacaktı. Resulullah (s.t.a.v.) Efendimiz’in son ALLAH elçisi olduğunu,başka peygamber gönderilmeyeceğini bilerek, lütfedilen şeriat-imuhammedinin ALLAH’ın varlığına inananlar için rahmet hazinesiolduğu ve severek “ya Rabbi, verdiğin nimetlere çok şükür, el-hamdülillah” diye günde 100 defa, manasını yaşayarak tesbih eden, hamd ve 13şükür ehlinin ALLAH adetlerini artırsın. Na-ehlin yaşantısında, söz ve tutumlarında gerçeklerin tecelli vezuhurunu göremediği gibi, bu yönlü tefekkür etmeyi dahi nefsine züladdeden, elbette bilemediğinden hakikatleri dışladığı gibi tahrifattanda çekinmez. Metafizik garibi ehl-i aşka eza ve meşakkati ALLAH’ınemri imiş gibi göstermeyi “cihat yapıyorum” edası ile ehl-i zikri, ehl-iaşkı yasaklarla şaşırtıp çıkarcıların ve na-ehlin kucağına itekleyen,ehl-i zikrin perişanlığını mal bulmuş mağribi misali umuma teşhirdenve onların ceza görmeleri için hiçbir eza icraatından kaçınmayan, aşkyoksunu, mana yoksunu, ilm-i ledünnün dahi etkiliyemediği metafizikyoksunu, emr-i ilahileri kabul etmiş gibi görünüp, dini protokol icabıkabullenmeye kendini mecbur hisseden, taklidi ilimle dolu, tahkiktenhabersiz bilge(!)... Hazret-i ALLAH cümlesini zü’l-cenaheyn eylerinşallah. İlahi, ya Rabbi! Bu abd-i acize hayatı boyu lutfettiğin, emr-iilahine uygun fiziki ve metafiziki gerçekleri veraset-i nebi olarak naçizşahsımda rahmetinle ihsan ettiğin vazifem nedeniyle zatına söz verip,habibine biat rahmetinden mahrum etmediğin kullarınla emrettiğin
  12. 12. METAFİZİK I kulluk vecibesini lütfu ihsanınla ve aczimizle ifaya azmettik, muvaffak kıl ya Rabbi!.. Cemi kullarına fiziğin hakikatini -ki fizik üstü manevi tecelli fiili sıfatının zuhuru, ilme’l-yakiyndir- ve fiziğin üstünde de metafizik, yani ayne’l-yakiyn ve hakka’l-yakiyni nasip et. Bu abd-i acizin hayatımda zuhuru ile ihya ettiğin manevi yaşantımı cümle kullarına anlatmak, gene anlatmak hissinin zevkinden abd-i acizi mahrum ve mahcup etme. Tesirini halk eyle ya Rabbi!. Her ne kadar metafizik söze ve yazıya gelmez ise de lütfet ALLAH’ım. Cemi peygamber efendilerimiz hürmetine, ins ü celalin hürmetine, azamet-i kibriyan hürmetine, rahmetinle, lütfunla aciz kulunu cüretimden dolayı mahcup etme ya rabbi. Ancak zatının tertib ve tanzimi kadar kullarına anlatmaya müsadelerinle vazifeli kıl. Tesirini halk eyle, amin. Ve selâmün ale’l-mürseliyn ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemiyn.14
  13. 13. METAFİZİK I FİZİK ÜSTÜ TECELLİYAT: METAFİZİK Alemlerin Rabbı Hazret-i ALLAH’ı noksan sıfattan tenzih eder,uyuz itinden dahi vazgeçmeyen, kullarının ihyası ve kemalatı için na-mütenahi sebebler halkeden, dünya hayatının neticesi, kullarınınimtihanının iman meyvesi rahmet-i ilahinin kümeleştiği rahmethazinesi “cennet-i a’lâ”da ebedi kalmalarını insan ve cin içinhazırlayan, imanlı, ihlaslı, ezel-i ervahta: “Ben sizin Rabbınız değilmiyim?” Hitabına iman lisanı ile, tereddütsüz: “Beliğ” yani evet,diyen ruhların dünya hayatında fiziki rahmet tecellileri olduğu gibi,fizik üstü, metafizik tecelli ve hadiseleri ehlinde görmek her an 15mümkündür. Bi-la-istisna bütün kullarının hayatında az da olsa “metafizik”tecellisi görülebilirse de, ALLAH’ın yarattığı cemi mahlukatınaverilmeyip “metafizik” (fiziküstü) zuhurat ancak ve ancak insanolmaya namzet, kemalatlı beni Adem’e mahsus kılınmıştır. Cemikullarında az da olsa görmek mümkün olup, rahmetine vesile kıldığı,nice istisnai yarattığı kulları vardır ki, onların hayatında fiziki yaşantıolduğu gibi “metafizik” yaşantı hayatlarına daha hakim kılınmıştır.Hikmettir, marifetullahtır, fizik ötesi manadır, ayne’l-yakin vehakka’l-yakindir. “Peygamber efendilerimizde zuhur etti ise ilm-iledünnidir.” Tertib ve tanzim-i ilahidir. Her ne kadar kulda zuhuru görülse de, onu halk eden Halık-ı Zü’l-Celâl’dir. Bu rahmeti kula maletmek cehalettir. Bu rahmeti maddiçıkarına vesile kılanlarda görülen bu hal iman zaafiyetinin barizküfrüdür, zındıklıktır. “ALLAH’tan başka ilah yoktur, illâ ALLAHvardır” anlamını da, kendi aczini de bilmediğinden, ademliğindebenlik görerek, tevhidin manasını saptıranlar mensubine cehlindendolayı başka ilahlar edinmesine zemin hazırlamıştır. Çok ilahlı küfür
  14. 14. METAFİZİK I bataklığına düşmesine sebeb olan menfaat düşkünü düzenbazlardan, hiç şüphe edilmesin, hesabı dünyada ve ebedi alemde sorulacaktır. Kendisinde bu türlü varlık görenler Hazret-i ALLAH’ın manevi irşat için vazifelendirdiği kimseler olamaz; gafil olma! ALLAH’tarafından vazifeli kullar: “Habibim sen atmadın, illâ ben attım” hitabını iyi bilirler. Merhum Süleyman Çelebi’nin Efendimiz Hazret-i Muhammet Mustafa (s.t.a.v.) hakkında gerçeğin ifadesi olan: Bu gelen ilm-i ledün sultânıdır, Bu gelen tevhîd-i irfan kânıdır. Buyurduğu gibi ledünni sultanında zuhuru bariz görülen tevhit dininin zuhuru, ALLAH’ın kullarını ihya etmesi için vesile kıldığı rahmet hazineleri, irfaniyet, arifiyet ve ilim şehri peygamberlerimiz efendilerimizde zuhurunun ifadesi, cümle peygamber efendilerimizde de zuhur eden rahmet-i ilahi “ilm-i ledün” fizikin üstünde, “metafizik”tir.16 “Meta” Yunanca’dan alınan, fizikten öte mananın tecelli ve zuhuru anlamında kullanılmaktadır. Bu kelime, Aristoteles (Aristo)’nun eserinde teşmil yolu ile duyusal görünüşlerin ötesi ile ilgili araştırmaların tümünü ifade etmek için kullanıldı. Metafiziğin konusu ilahiyatınki ile özdeşti. Yani, metafizik de Tanrının varlığını, niteliklerini, yarattığı varlıklarla ilişkilerini, bu varlıkların gerçek mahiyetini inceliyordu. Metafiziği ilahiyattan öte, vahiy ve imana dayandırmadan aklın ve mantığın yolunda ifadesini arıyan feylesoflar hayli olmasına rağmen Aristoteles’in fizik ötesi izahı ve on dört felsefe kitabının tümü metafiziğin izahıdır. Yazar bu kitabında Thales’ten Eflatun’a kadar çeşitli felsefe doktrinlerini tenkit ederek açıklar. Aynı zamanda bu doktrinlerin varlıklarını sadece maddi sebeblere bağlanmasını hatalı bulur. Madde şarttır, ama her türlü biçimden ayrı olarak düşünülemez, kavranamaz. Biçim maddeye oranla bir iyilik ve mükemmelliktir. Maddenin hareketinin hem sonu, hem sebebidir. Varlık mertebesinin sonunda, duyusal alemin ötesinde maddesiz biçim, saf edim yani Tanrı vardır. Meydan Larousse’un “metafizik” maddesini anladığım kadarı ile özetlemeye çalıştım.
  15. 15. METAFİZİK I Metafizik fizik ötesi alemleri yaratan Hazret-i ALLAH’ın cemikullarına merhameti ve rahmetinin zuhurudur. Fizik ötesi (metafizik)ALLAHU TEALA’nın seçkin kullarında gene zatının dilediği kadarmaddenin hakikatı, mananın bariz tecelli ettiği ehli tarafından damüşahede edildiği bir hakikattir. Peygamberimiz Efendimiz’inbuyurduğu: “Beni Rabbım terbiye etti” hitabını iyice düşünür isen:“Biz Adem’e eşyanın ismini öğrettik. Melaikeye sorduk, bilemedi,amma Adem bildi” hitabını iyi anla ve iyi düşün. Fizik üstü tecellilerimaddi yaşantında hiç göremedinse, istisnai yaratılan insanda metafizikzuhurunu kabul edemiyorsan, düşünemiyorsan göremiyorsan beniAdem’in yaratılışının nedenini anlayamadın, anlamak da istemiyorsanilm-i ledün, metafizik sana göre değil. Bu rahmet-i ilahiden nasipalman için inancın yeterli değil. Umulur ki hatanı anlar, tövbe, istiğfaredersin, İnşallah. İBN-İ RÜŞT 17 Miladi 1200’lerde vefat ettiği bildirilen meşhur felsefecidir.Avrupalının takdirini kazanmıştır. Avrupalının “Avorveraisler”denilen bir grup, ilmi felsefeden öte gitmeyen, beş duygunun esiri vemahkumu olmuş düşünürleri İbn-i Rüşt felsefesini vahy-i ilahi gibikabul eder. Şeriat-i Muhammediye tabi olduğu halde İbn-i Rüşt’ehayranlık duyan ulema mevcudu küçümsenmeyecek kadar çoktur. İbn-i Rüşt alimdir. Zamanın Kurtuba’da kadı’l-kudat (kadılarkadısı) denilen meşhur kadılarındandır. Aristotoles hayranlarından veeserlerini şerheden büyük felsefecidir. Felsefe feylesofudur. Felsefeyidin-i İslam’la bağdaştırmaya yegane gayret göstermiş, fakat akılcılıkyönü galebe çalmış, aldığı tedrisatın etkisinden kurtulamayıp, aklınötesi vahy-i ilahiyi az da olsa, her ne kadar metafizikten bahsetse defiziğin mahkumu kılmıştır. Günümüzde dahi devamını görüp,yaşadığımız, aklın gücü ile ürettiğinin vahy-i ilahinin üzerindegösterilme gafletini, iman gözü ile bakıldığı zaman bütün çıplaklığı ilegörmek mümkündür.
  16. 16. METAFİZİK I İbn-i Rüşt şu senteze varır: Akıl ile vahyin vardığı nokta aynıdır. Bunlar bir birinden ayrılmaz, süt kardeştirler. Bu fakir, yaşantımda müşahede ederek derim ki: Evet, beslenme kaynağı aynıdır. Hazret-i ALLAH’ın yedinde olup beni Adem’e mahsusdur. Beni Adem’den gayrısı vahy-i ilahi sütünden içemezler. İçseler de hakikati anlamayıp, manayı da maddeye dönüştürmeye gayret ederler. İbn-i Rüşt’ün inancı rasyonelliğe dayanır. Rasyonellik akıl ile vahyi aynı ölçüde görmektir. Rasyonalizm ise vahye inanmamaktır. Akılcı yönteme “burhani yöntem” de denir. Akıl tanzim-i ilahi kadar maddeyi kavramaya müsait yaratılmıştır. “Burhan” denebilir, çünkü peygamber efendilerimizde zuhuru görülen mucizeler, varisü’l- enbiya olan evliyaullahta görülen kerametler, -ki bu kerametlerin devamı da “burhan”dır- hepsi fizik ötesi, küllü metafiziktir. Ehlinden zuhur eder; güç kuvvet ALLAH’a mahsustur. Zuhur mercii acabasız imandır. Pozitivizm gibi, materyalizm ve hatta leninizm ve ateizm gibi18 insan tabiatına aykırı olan “izm”ler iflas etmiş, büyük darbe görmüştür. Örneği: Rusya. Buna benzer devletler tetkike değer.
  17. 17. METAFİZİK I GAYBA İMAN “O müttaki kullarım gayba iman ederler.” (Bakara Suresi, 3) Bu ayet-i celileyi tefekkür edersen, yalnız şahsına ait imanzafiyetinin cehlinden zuhurunu açıkca görürsün. Vatanını ve milletinimuasır milletler seviyesine çıkarmak için, işgalci güçlerle yapılananlaşmaya ters düşmeden, hayatını hiçe sayarak, Ku’ran-ı Kerimhayranı din-i İslam’ı hurafasız ve bidatsiz benimsemiş, tertemizİslam’ı na-ehle hissettirmeden yaşamak ve yaşatmak için, zamanı vezemini de müsait bulduğu kadarı ile, din-i İslam’ı hurafa ve bid’atakaçırmadan, yasaklar ve cezai müeyidelerle hakikatleri gerçek 19mecrasına çekmek kasdi ile 1200 senedir içtihatsız yaşanan şeriat-iMuhammediyi servet, teknoloji ve medeniyetin din-i İslam’a zıt imişgibi gösterilmesini kabul edemeyen Gazi Mustafa Kemal Paşa, işgalkuvvetlerinin de şartlarını nazara alarak, çok sevdiği vatanını,milletini, inandığı hak din olduğundan hiç şüphesi olmayan din-iİslam’ı ehil olmayan, din adamı geçinen bidat ve hurafalarla dolu,hakikat fukarası, “biliyorum” zannı ile bilmeyerek İslam’da tahrifat vetahribat yapanları cezalandırarak, İslam’ın zahir ve batınını tertemizyaşatmak kasdi ile islahata kalkıştılar. Bu islahatı yapmak için yeterlidini bilgi sahibi idiler. Ne yazık ki, bu icraatı hurafa ve bidat mahkumu olmuş, inanantoplumlar bu luzumlu hareketi din dışı zannettiler. ALLAH’a yeterikadar iman etmeyenler de Mustafa Kemal Paşa’yı din-i İslam’a karşı,din diye bir şey kabul etmeyen, dinsiz zannettiler. Hakikati yeterikadar kavramaya müsait olmayan, emr-i ilahi ile hayat tanzimini züladdeden, “gördüğümden başka bir şeye inanmam” diye direnen,hakikatten yoksun, maneviyat fakiri, mana yoksunu, iptidai düşünüp,cahiliyet devrinin yaşantısından haz duyan, esas irticanın şahsında her
  18. 18. METAFİZİK I an zuhuru görülebilen, irtica üreten dinsiz mürteci! Din-i İslam’ı cehli ile “yaşıyorum” zanneden, ilim, irfaniyet, medeniyet ve güzelliklerden rahatsız olan, zamanın yaşantısından habersiz, ikinci irtica üreten, güya dinli, saf mürteci... Din dışı icraatlarını kıyamete kadar götürmeyi vazife edinmiş kişileri aramaya zahmet gerekmez, çok yerde bulabilirsin. Emr-i ilahiyi yaşamanın zevkine ermiş, inanan, insanları horlamayı, toplumdan dışlamayı vazife zanneden! Atatürk’e: “Dinsizdir” diye iftira atmaktan sıkılmayan, utanmayan gafiller... Kendilerinin Atatürk’ün icraatlarının bekçileri olduğunu zannedenler, nerden geldiği bilinmeyen bilge ve kahraman edası ile bu çarpık zihniyetlerini zaman zaman ilan ederek vazife yaptıklarını zannedenler Mustafa Kemal Paşa’yı takdir edip, hayranlık duyan dindar insanların yalan söylediğini zannederler. Çünkü iman zafiyeti geçiren bu zümrenin ALLAH’a olan inancı imanlarından dolayı değil protokol icabıdır. Bu meyanda amentü’ye iman etmiş Mustafa Kemal Paşa’ya hayranlık duyan toplumlar da az değil. ALLAH adetlerini artırsın.20 Yaşadığım o günlerin şahidiyim. Mülakat yaptığım Nokta dergisinde de bahsetmiştim. Dindar yaşayan insanların Mustafa Kemal Paşa’ya: “Mehdi resul” dediklerine şahidim. Çok geçmedi, bir kaç sene sonra hurafa ve bidatların, katı kuralların mahkumu, ALLAH’ın sonsuz rahmetinden habersiz, cehennem yolundan başka yol tanımayan, hakikat yoksunları, “mehdi resul” dedikleri Atatürk’e: “Deccal” ve neüzü billah: “Kafir” dediler. Bu değişik düşünceyi halâ anlamış değilim. Ancak, İslam’ı cinsel organından tanıyan, mütehassıs dindar geçinenler az değil. Onlar için kelime-i tevhit önemli olmayıp, onların şahidi açık gözle görülürse şahittirler. Her zaman aşikar olmadığından “kafirdir” diye öldürürler, Bakarlar ki, malum ölçüleri ile yanılmışlar; “müslümanmış” diye namazını kılarlar. Bu bilgelere: Sorsan: “Selanik nerdedir” bilmez; Bilir Cebrail’in kaç kanadı var!.. Bu bilgelerden daha farklı bilgeler de vardır ki, onların ölçüleri maddeden öte gitmez. Mana onlar için bir şey ifade etmez. Hikmet ve marifetullah -ki metafiziktir- ilgileri dışındadır. Atatürkçü geçinirler,
  19. 19. METAFİZİK Igüya aydın kesim!.. O büyük insanın makamı cennet olsun.İcraatındaki maksat ve manayı anlamayıp Atatürk’ün icraatını vegeçici yasaklarını dine karşı kasden yapdığını zannederekimansızlığına eş değer gören, öylesi işlerine gelen, kültürlü,materyalist, iman fukaraları, dünyadan sonra hayat kabul edemeyen,aydın geçinen, amentü yoksunlarının emr-i ilahiyi yeteri kadarbilemediğinden, hurafa ve bidatları din zannedip, başka ilim kabuledemeyen, safdirik, fakat samimi inanç sahiplerinin de müşterekyaptıkları tahrifatın acısını millet olarak halâ çekiyoruz. ALLAH’ın emirlerini bilmeden tahrif ettik. Hatanın telafisinidüşünüyor isek gerçeklere, kanun-ı ilahiye uygun, medeniyet veteknolojiyi de, haramlar dışındaki cümle güzelliklerin dinin anayasasıolduğunu bilmemiz ve görmemiz lazım. Lüzumlu olduğunu halaanlamak için çaba göstermeyecek miyiz?!. Lütfen aslımıza rücuedelim! 21
  20. 20. METAFİZİK I ATATÜRK’Ü YAKİNEN, HAYRANLIKLA SEYREDİP EDİNDİĞİM İNTİBALARIM Tahmini sene 1930. Gazi Evi’ne yakın Bozkurt İlkmektebi üçüncü sınıfında talebe idim. Babam Samsun Belediyesi’nin karşısındaki Şifa Hamamı’nı işletiyordu. Atatürk Fethi Okyar’a bir parti kurdurmuştu. Arzu ettiği çok partili devreye geçişte atılan ilk adımdı. Belediye seçimi vardı. Samsun’da kadınların gizli oy vermelerini yadırgayan Karadenizlilerin hayli karışıklıklar çıkardıkları söylendi. Atatürk Samsun’a gece geldi. Olayı bastırdı ve Fethi Okyar’a emri ile22 kurdurduğu partiyi lağvetti. Hala etkisinden kurtulamadığım, kurtulmak da istemediğim hatıratımı anlatmadan geçemiyeceğim: Mustafa Kemal Paşa’nın gece Samsun’a gelişini Samsun Parkı’nda tesadüfi, yakınen seyretmiştik. Talebesi olduğum Bozkurt İlk Mektebi Gazi Evi’ne yakındı. Mektepte yakın arkadaşlarıma Mustafa Kemal Paşa’nın geldiğini anlatınca, yakından görmek için beş arkadaş mektebi terkedip Gazi Evi’ne geldik. Gazi Evi’nde hummalı bir faaliyet vardı. Meyilli olan giriş kapısının bulunduğu yan yola bakan, yükseldikçe daralan bodrum pencerelerinden mutfağı seyrediyorduk. Sıra sıra dizilmiş kuzu etlerinin usta ahçılar elinde ne olacağını merakla seyrederken, birden Atatürk’ün bindiği, üstü açık arabası hemen yanımızda durdu. Henüz bizden başka kimse yok idi. İnsan seli geliyordu. Amma uzaktı. Üstü açık arabada oturan Cenab-ı Hakk’ın bu necip milletin kurtulmasına vesile kıldığı büyük insan bütün azameti ile yakınımızda duruyordu. Metafizik yaratılışlı, dindar kişilerin “Mehdi resul” sıfatını yakıştırdığı büyük kahramanı çocuk cesareti ile yakınen, seyirden ziyade tetkik ediyordum. 69 sene evveli o günkü haliyle hafızamda duruyor. O gün değil, ancak bugün Hazret-
  21. 21. METAFİZİK Ii ALLAH’ın bu necip milletin esaretten kurtulmasına vesile kıldığı omuazzam simayı daha normal düşünebiliyorum. Arkadaşımıza sevgi ve muhabbetle sorduğu: “Mektebe gidiyormusun, evladım, kaçıncı sınıftasın? Hitabı sanki bugün duydum gibihalâ hafızamdan silinmediği gibi eksilmedi de. Henüz 48 yaşındafakat yetmişin üzerinde gibi görünen, vatan ve millet aşkının galebeçalıp, vazife ağırlığını seve seve taşımış, buna rağmen vazifemesuliyeti ve hadiselerin çökerttiği güçlü insanı yakınen dinliyor veseyrediyordum. Arkaya taranmış, beyazı siyahından fazla, seyrelmişsaçları başının çıplaklığını kapatmaya yetmiyordu. Kan eserikalmamış simasında din, vatan ve millet sevgisinin vazife ağırlığının obüyük insanı ne hale getirdiğinin canlı portresini içim yanarakseyrediyordum. O istisna yaratılmış insanı bugün daha iyi anlıyorum. Bir gecede sakalı daha çok beyazlanan bitkin halde gördükleriPeygamberimiz Efendimiz’e ashab merakla bu halin nedeninisordular. “Bu gece nazil olan hud suresi beni kocattı” buyurdu.Peygamber Efendimiz’e buna benzer daha şiddetli bir ayet inzalolmamıştır: “O halde, seninle beraber tevbe edenlerle birlikte 23emrolunduğun gibi dosdoğru ol ve aşırı gitmeyin çünkü o sizinyaptıklarınızı çok iyi görendir.” (Hud Suresi, 112) Büyük vazifelerin kazancı çok olduğu gibi ağırlığı ve mesuliyetide o nisbette büyüktür. Avamın kaldırmaya gücü yetemeyecek yükütaşıyan, istisnai yaratılmış şahsiyetler vardır. Değişik vazifelerde yeryüzünde bu kabiliyette ALLAH’ın rahmet sıfatının zuhuruna vesilekıldığı şahsiyetlerde değişik tecelliyatlar kıyamete kadar devamedecektir. Hiç şüphen olmasın. Bu hal adalet-i ilahinin rahmettecellisidir. Bu rahmetin değişik mevzularda zuhuru görülür.Peygamber efendilerimizde küll olarak tecelli eden bu rahmet-i ilahiyiALLAH’ın istisnai yaratılmış seçkin kullarında her devirde görmekmümkündür. Bu şahsiyetlerin yaratılışı istisnaidir. Buna metafizik dediyebiliriz. Bu kullardan bazıları emr-i ilahinin bekçileridir. Bazılarıirşada, bazıları ikaza, bazıları da islaha vazifelidirler. Atatürk islahvazifesi ile vazifeli idi. Şahidim. Vazifeli, seçilmiş kulların cümlesiHazret-i ALLAH’ın muhafazasında olup, ehl-i hakikatın görgü vebilgisine göre bu istisnai yaratılan zevatın hiçbirinde menşei
  22. 22. METAFİZİK I imansızlık olan gazab-ı ilahi görülmemiştir. Bu görüş avamın ölçüsüne göre olmayıp, yalnız ehline mahsustur. Cennet-mekan Sultan Vahdettin Han, (ALLAH cümlesinin makamlarını cennet eylesin) Mareşal Fevzi Çakmak Hazretleri’ne emir vererek, esaret hiç yakışmayan bu necip milleti uyarıp, vatanı işgalden kurtaracak güçlü ve muktedir paşaların listesini istedi. Verilen listede Mustafa Kemal Paşa’yı göremeyince Fevzi Çakmak Paşa’ya sert çıkışarak, niçin Mustafa Kemal’i listede, hatta başında göremediğinin sebebini sordu. Çünkü Padişah Mustafa Kemal’de bu kabiliyetin niteliklerini ALLAH’ın lutuf ve ihsanı ile görebiliyordu. Fevzi Çakmak Paşa cevaben: “--Ben de liste başına Mustafa Kemal Paşa’dan daha ehil kimse görmüyorum. Fakat sizden çekindim ve yazmadım. Mustafa Kemal öteden beri yenilik, cumhuriyet taraftarıdır, diye çekindim” deyince, Padişah elindeki kağıdı atar gibi masanın üzerine bıraktı... Ayağa kalkıp pencereye döndü. Limanda demirli duran İtilaf Devletleri’nin İngiliz, Fransız, İtalyan, Yunan gemilerini göstererek:24 “--Paşa paşa... Bu gemileri görmek kanıma dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse cumhuriyet olsun!.. Kendisine selamımla birlikte tebliğ ediniz” diyerek, getireceği paşalar listesinin başında Mustafa Kemal ismini görmek istediğini bizzat Fevzi Çakmak Paşa’ya emir vermiştir. Tercüman Gazetesi’nde 1976 yılında manşetten verilen, yakın tarihimizin en büyük sırrı diye bahsedilen bu hatıratta cumhuriyet döneminin ilk beş simasından biri olan Mareşal Fevzi Çakmak Hazretleri eşi Fitnat Hanımefendi’ye: “--Bak fitnat. Öyle bir şey biliyorum ki, ortaya çıkıp söylememe bugüne kadar tutum ve davranışlarımız müsait değildi. Mecburum bu sırrı kendimle kabre götürmeye!.. Ve ifşa etmiştir ki, teferruatına girmiyorum. Fakat bu vatanın ve milletin esaretten kurtulmasına emeği geçenlere, tarih boyu bilen insanların hasretini çektiği cumhuriyetin gelmesine emeği geçenlere küfredilmesini yadırgıyorum ve nankörlük görüyorum. Sultan Vahdettin Han vatan haini değildir. Gerçekleri olduğu gibi anlatmanın zamanı geldi, zannediyorum. Bunları milletimize olduğu
  23. 23. METAFİZİK Igibi yansıtırsak milletin fikir bölünmeleri düzelip, kardeşlik anlaşılıpcumhuriyet layık olduğu mecrasına oturacak. Atatürk’ün kıymeti vedeğeri bütün millet tarafından bilinip, Atatürk düşmanlığı yerinidostluğa terk edip, Atatürk istismarcılarının sermayeleri bitecek. İflasedecekler. Bir kısım insanlar da vatana ve millete canını dahi fedaetmekten çekinmeyen büyük insanlara teşekkürü borç bilecekler,nankör olmayacaklar. Selahiyetli, güçlü idarecilerimizden ricaediyorum: Vatan millet ve ALLAH aşkına düzeltin... Evvela MustafaKemal Atatürk’ün dinsiz olmadığı gerçeğini lütfen ilan edin. YalnızTürkiye değil, dünyanın bu gerçek bildiriye ihtiyacı var.... Bu abd-i acizin manevi vazifemden dolayı, Atatürk düşüncesine,icraatına ters düştüğümü düşünmeyesin? Atatürk biraz daha yaşasa idibu izahlara lüzum kalmazdı. Islah için lüzum görülen icraatlar çokgeçmeden yerini gerçeğine bırakmak zorundadır. Atatürk’ünvefatından 15 gün evvel o zamanki başbakan ve hariciye vekiline emirverip, cümle İslam ülkelerine tamim yazdırdığı, inkarı mümkünolmayan bir gerçektir. Amma çok kişilerin işlerine gelmeyip, Hazret-iALLAH’ın bu milletin esaretten kurtulmasına vesile kıldığı büyük 25insanı küfürlerine ortak gibi göstererek, Din-i İslam’ı beşer uydurmasıimiş gibi yansıtmaya cüret etmeleri, safiyetle ALLAH’a ve Resulü’neinanan vatan evlatlarını rencide ettiklerini, bu tutumlarının dindenmenfaat sağlayan çıkarcıların işlerine yaradığını görmüyorlar mı?Gerçeği anladıkları zaman Din-i İslam’ın Hazret-i ALLAH’ın rahmetiolarak umumu ihata ettiğini elbet görecekler. Umulur ki, bu görgüyümahşere bırakmazlar! Muhtaç Olduğumuz Kardeşlik kitabçığında yazmıştım. Geneyazıyorum. Yazacağım inşallah: “Bütün dünya müslümanları ALLAH’ın son peygamberi Hazret-iMuhammet Mustafa (s.a.v.)’in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiğitalimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm müslümanlar Hazret-iMuhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli. İslamiyet’inhükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira, ancak bu şekildeinsanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.”
  24. 24. METAFİZİK I Mustafa Kemal Atatürk bu mesajın başbakan ve dışişleri bakanı vasıtası ile dünyaya açıklanmasını emretti. Maalesef her ne sebeptense emir yerine getirilmedi. Mesul şahıslar bu mesuliyetin vebalini bilmem nasıl kaldıracaklar?!. (Prof. Dr. Hanif Fauk, Urduca Yayınlarında Atatürk, A.Ü. Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi yayınları, Ankara 1979, s. 102) Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından Atatürk Ve Din Eğitimi (Ahmet Gürtaş) kitabında bütün şahitleri ile görebilirsiniz. Aynı kitabda üçüncü hatıra başlığı ile ifade edilen ve gerçeklere ışık tutan, Atatürk’ün, hakikatlere paralel şu yazacağım gerçeği iyi anlaşılsın da hakikatleri tahrife kimse yeltenmesin. Gerçek ehl-i tevhide, ehl-i tasavvufa zulmetmekte hakikat yoksunu, çarpık fikirleri ve düşüncelerine o büyük insanı Atatürk’ü ortak göstermesinler: “Geçtiğimiz yıllarda yüz yaşını geçkin olarak ve istanbul Merkez Efendi imam hatibi iken vefat eden ve cumhuriyetin ilanından önce İstanbul’da şeyhü’l-meşâyih ünvanı ile anılan Nurullah Efendi özel doktoru Prof. Dr. Naci Bor’a şu olayı bizzat kendisi anlatıyor:26 Nurullah Efendi Atatürk’ün sekreteri olan amca-zadesinden kendisini Atatürk’le görüştürmesini ister. O da Nurullah Efendi’yi Ankara’ya davet eder. O günlerde Atatürk bir vesiyle ile resepsiyon vermektedir. Sekreter Nurullah Efendi’yi Atatürk’le resepsiyonda karşılaştırarak görüştürmeyi planlar ve bu maksatla resepsiyona Nurullah Efendi’yi de davet eder. Arzu edilen bu görüşme gerçekleşir ve Atatürk Nurullah Efendi ile bir köşede hayli sohbet eder. O günlerde türbe, tekke ve zaviyeler kapatılmış bulunmaktadır. Söz buna intikal edince Atatürk Nurullah Efendi’ye der ki: “--Efendi Hazretleri tekke, türbe ve zaviyeleri ben kapattım. ALLAH bana ömür verecek mi, bilmiyorum. Ama şayet ömrüm olursa günü gelince bunları yine ben açacağım.” Atatürk bu hakikati gerçek Şeyh Efendiye ifşa etti. Hazret-i Mevlana Celalettin Rumi Hazretlerini ziyaret ettiğinde: “--Sen rahat uyu, ey koca şeyh! Bu icraatlarım sizlere değil” Dediği gerçeğini bilesin. Zira tertib-i tanzim-i ilahi olan gerçekler ila-nihaye yasaklanıp kaldırılamazlar. Gerçekler mecrasından saptırıldı ise Hazret-i ALLAH tekrar o gerçeği zamanı gelince
  25. 25. METAFİZİK Ivazifelendirdiği kullarının eliyle aslına döndürüp tekrar ihya eder.Atatürk ehline söylemekte mahsur görmediği bu hakikati anlatmaktabir sakınca görmemiştir. Aksini düşünmek o müstesna yaratılmışinsanı tanıyamadığının ifadesi olur. Her hangi bir semavi din göstere bilir misin, tasavvufsuz, şeriatsizve tarikatsizdır? Bu türlü rahmet tecellileri batıl dinde dahi görülür.Mistik yaşantı hiçbir din kabul etmeyen ateiste lazım değildir.Felsefeden başka ilmi olmayan, akılcı dinlere de tasavvuf, şeriat,tarikat, marifet ve hakikat gerekli değil. Çünkü beşeri yasaklar fer’idir.Hakikati kaldırmak beşerin takatı ve gücü dışındadır. Protokol gereğidini kabullenmiş gibi görünen ademin (kişinin) belirtilen bu gerçeklerimanını değil küfrünü artırır. “Ey insan, arzı ben yarattım, sen düzene sokacaksın” hitab-ıilahisini hatırdan çıkarmıyasın! Her şeyin cevher ve arazını yaratmış.Gerisine kullarını kabiliyetleri nisbetinde yükümlü kılmış. Misal mi:Suyu yaratmış, toprağı yaratmış; kerpiç yapmayı, her ihtiyacındakullanmayı kulun iradesine bırakmış. Edep dışına çıkıp da: “Ya Rabbi,bunları da sen yap” diye ALLAH’a karşı saygısızlık ve küstahlık 27yapma! İleri gidersen gayretullaha dokunursun. Niçin yaratıldın,vazifelerin nelerdir, nelere muktedirsin, nelere karşı güçsüzsün?Bunları bilmek... “Men arefe nefsehû fe-kad-arefe Rabbehû...” Nefsinin aczinibilen insan, varlığın ALLAH’a mahsus olduğunu bilen insan ilimsahibi demektir. Çünkü ilim ALLAH’ı bilmektir. Bu ilmin nihayetiyoktur. Ömrün nihayeti ilmin sonu değildir. İmanında ihlas ve sadakatgösterip hep ALLAH’ı bilme zevkine erenleri kabir hayatında dahiilme devam ettirirler. Kabir hayatı dünya gibi müsait olmayıp imkanve müddet sınırlıdır. Dünyada “kavis”i bilerek tamamlayanlarferasetli, akıllı, bahtiyar mü’minlerdir. Ezel-i ervahda “beli” diyenfakat her ne sebebden dünyada kavisi tamamlayamıyan, murad-ı ilahiolan kullarına adaleti icabı kabirde kavisini tamamlatır. Yani ruhamakamını buldurur. Çünkü kasd-i ilahi “daha kemalatlı olsunlar, dahayüksek derece alsınlar, rahmetimin sınırlı olmadığını bilsinler” diyearzı yarattı. Sonsuz rahmetini kullarına gene rahmet tecellisi ilebildirmekti.
  26. 26. METAFİZİK I Dünya memduhtur. Beni Adem için ferah ve güzeldir. Kafir için de toleranslıdır. Kulun gerçeklere birazcık yönelmesi onu rahmet-i ilahiden nasipli kılar. Hülasa edersek, dünyayı Hazret-i ALLAH rahmetinden yaratmış olup, bu rahmeti yaşayan ve gören ulemaya ihtiyaç vardır. ALLAH’ın rahmetini bilemeden ilim tahsil edenler bu zevki, bu hali idrakten yoksun, bilmeden rahmet yolunun yol kesicileridirler. Zira tasavvuf, tarikat, şeriat yoksunudurlar. Bu türlü iman akılcının nefisle müşterek imanıdır; nakil imanı değil. Nefis nakle ihtiyaç duymayıp akılla birleştiği zaman varacağı menzil putperestlikdir. Bu çarpık düşünce saliklerini ikna ediyormuş gibi görünse de rahmet-i ilahiden nasibsiz yolun nihayeti tabir caizse, bilerek veya bilmeyerek, hakikat dışı putperestliktir. Beşerin görgüsü, bilgisi ve ilmi müsait ise bu kadarını ölçme ve görme imtiyazı verilmiş olup, bu ölçü aslın fer’idir. Asıl ölçü ve hüküm ALLAH’ın yed-i kudretindedir. Bu kuvveti, bu gücü naçiz şahsına maletmek cüretini göstermeye kalkışan hakikat cahili, gerçeklerden sapmış, mana yoksunu eçheldir.28 İşte bu hastalıkları çevremde çok gördüm. İnancımla bağdaştıramadığımdan dolayı, içine sindiremeyen bu abd-i aciz maddi ve manevi hayatımda zevkle zuhurunu seyreylediğim, beşerin gücü dışında fizikten başka bir şey kabul edemeyen kullarına merhamet ve rahmet-i ilahinin zuhuru: Metafizik! Rabbımızın safiyetle inanan kullarına rahmet iltiması gibi düşünebilirsin. Bu rahmet-i ilahinin peygamber efendilerimizden zuhurunu gördünse bu tecelliyatın tek ismi “mucize”dir. Evliyaullahtan zuhur etti ise “keramet”tir, devamı “burhan”dır. Cümlesi fizik ötesi, metafizik olayıdır. ALLAH’ın belirli şahsiyetlerde zuhur ettirdiği tabiat üstü hallerdir. Bu türlü zuhuratla karşılaştığın zaman sakın ha “bu zat bu işi yapabilir mi?” diye düşünme. “ALLAH yapabilir mi?” diye düşün. Bu düşüncenin dışına çıkmayasın. Bilmeden hata ettiğin zaman samimiyetinden belki mazur görülürsün. Amma vazifeni emr-i ilahiye uygun yap. İşi şansa bırakma. Hakikat bu türlü zuhuratta ALLAH’ı görmektir. “Habibim, sen atmadın, illa ben attım” hitabının anlamını iyi bilesin. Bazı yol salikleri mensubine izahta ve anlatmakta güçlük çektiklerinden “varsın öyle bilsin. Ne zararı var?” Düşüncesi ile, ihvanı o hali ile
  27. 27. METAFİZİK I“götürüyoruz” zannederler. İşte o “oluyor gibi” görülen yanlış tutummeyvesini vermeye başlar. İlk meyvesi şeyhini ilahlaştırır. İlahlarıçoğaltır. Nihayet kendisi ilah olur. Kelime-i tevhidin dışında yaşantıtemin ve tertip etmeye çalışır. İslamın, tasavvufun ismi ve resmikalmıştır. Başkalarına zarar vermedi ise işi ALLAH’a kalmıştır!“Dinin cüz’ünden feragat küllünden feragattır.” Yani tevhitten bir şeyeksiltdiğin zaman eksiltilen kadar değil, küll olarak tevhit yoksunuolursun. Kulluğun icabı evvelâ dikkat edeceğin esas tevhide halelgetirmemektir. ALLAH’tan başka ilah edinmeyeceksin. Hazret-i ALLAH kıyamete kadar rahmetini kısıtlamadan ihsaneder. Her devirde öz ve mana değişmez. Tecelliyat kullarınınkemalatına göre değişik biçimde ihsan edilir ise de, tevhit kıyametekadar değişmeyen, değişmeyecek olan Din-i İslam’ın kullukvecibesinin anayasasıdır. Tevhidin sıhhatına halel getirmeden her devirde her mevzudaiçtihat yapılması elzemdir, emr-i ilahidir. İçtihatsız geçiştirilenzamanların beşer hayatındaki yaptığı anormallikleri görmemekmümkün değil. İçtihatsızlıktan maruz kaldığımız bunalımları tek tek 29saymak imkansızdır. Toplumların bu vebali kimden sorulacak? Tarihboyu bu hata idrak edilmemiş. İçtihatsızlığın getirdiği anormalliklersemavi dinlere maledilmiştir. Semavi dinlerden kasıt yalnız ve yalnız İslamiyet’tir. Hazret-iALLAH islamdan başka din kabul etmediğini Hazret-i Kur’ân’dabeyan ediyor. Yahudilik, Hristiyanlık diye din yoktur; İslamiyetvardır. Hazret-i ALLAH’ı kabul eden her kul müslümandır. İslam’ıyalnız bizim tekelimizde göstermeyelim. Enaniyete kaçmayalım.Hazret-i ALLAH alemlerin Rabbidir. Ona göre düşünüp amel edesin. Emr-i ilahiye uymayan, din dışı yaşantı aşikar, ya da gizli nefsanive akılcı din ihdas edilmiş, bu çarpık zihniyet fazla dini bilgisiolmayan avama cazip gösterilmiş, gerçeği yaşamak isteyen ehl-ihakikat horlanmış ve hayattan dışlanmak istenmiştir. Nefsin ve aklınürettiği, semavi din dışı çarpık yaşantılarını Hazret-i ALLAH’ınkullarını ihya için lutuf ve ihsanının tecellisi olarak elçileri vasıtası ilelutfettiği şeriatları rahmet yolu... Ki, tarikleri zamana göre içtihattanhabersiz kişilerin terazilerinin gerçekleri normal tartacağını beklemekgaflet olmaz mı?
  28. 28. METAFİZİK I “Bu dünyada a’ma ahirette a’ma (bu dünyada görmeyen ahirette göremez) ayetinde belirtildiği gibi; Hazret-i Aliyye’l-Murtaza (r.a.) Efendimiz’in buyurduğu: “Görmediğim ALLAH’a ibadet etmem” sözünde belirtildiği gibi... Müstesna yaratılmış, yaratılışı rahmet-i ilahinin tecellisinden bAşka bir şey ifade etmeyen, hayatının her safhasında fizik üstü tecellilerin anlamı hikmet ve marifetullah olup fizik üstü, metafiziğin zuhuru biz aciz kullarına ALLAHU TEALA VE TEKADDES Hazretleri’nin rahmetine vesile kıldığı kulluk imtihanında kazanmamız için, tabiri caiz ise hal ve kulluk tecellisi ile verilen ferahlık biz aciz kullarına lütf-ı ilahiden olan bir nevi iltimas değil mi? İşte bu rahmet-i ilahileri göremeyenler, görmek de istemeyenler dünyada hakikat a’ması olduğu için hakikat aleminde de a’ma olarak haşrolunacaklardır. Cenab-ı Hakk’a: “--Biz dünyada görüyorduk. Ahirette niçin a’ma olarak haşrolunduk? sorularına Hazret-i ALLAH cevaben şöyle buyuracak: “Siz dünyada iken dahi hakikatlere gözlerinizi ihtiyarınızla30 kapatmış idiniz. Burası mana alemi. Dünyada rahmetim her yerde zuhur ettiği halde “ALLAH’la kul arasına girilmez” diye, hakikatleri hiçbir manevi izahı olmayan, benim sıfatlarımla bağdaşmayan kelamlarla kullarımı rahmetimden uzaklaştırdınız ve o kullarımı: “-- Taştan ve topraktan ne istiyorsun?” diye olanca gücünüzle engelleyip, manevi kazançlarına mani oldunuz. “Siz onlara ölü demeyin, onlar diridirler amma siz bilemezsiniz” diye sizleri uyardığım halde uyanmadınız. Bugün a’ma olarak haşrolundunuz.” Ehl-i hakikatın dile getirmek istediği şu gerçeği kalbine nakşet ki, bir daha bu hataya düşmeyesin! İki alemde tasarruf ehlidir ruh-ı veli; Deme kim, mürdedir, bundan nice derman ola?! Ruh-ı şimşir-i Hüda’dır, ten gılef olmuş ana; Dahi a’lâ kar eder, bir tığ kim üryan ola.
  29. 29. METAFİZİK I Velinin ruhunun ALLAH’ın yedinde bu dünyada tasarrufatıolduğu gibi öbür alemde tasarrufatı daha açıktır. Artık o ölmüş, cesedimurdar olmuştur, ondan ne bekliyorsun? deme! Onun ruhu Hüda’nınkılıcıdır. Vücut o kılıcın kılıfı idi, ten kılıcın kını idi. Vefatı ile kılıçkından çıktı. Kınından çıkmış kılıç görmez misin, rahmet yönündedaha tesirli olmuyor mu? Örnek mi? Peygamber efendilerimizi hayatlarında kaç kişifarketti? Şimdi bak insanlar ziyaret edeceğiz diye ne meşakkatlere, neezalara katlanıyorlar? Sebeb: ALLAH’ın kılıcı kınından çıktı.Evliyaullahın türbelerine bak. Hayatta iken kaç kişi ziyaret ediyordu?Şimdi seyreyle.. Dirileri ziyaret ettikleri gibi ölülerini de ziyarettenmahrum etmek istemiyorlar. Doğru yapıyorlar. Ayıplamıyorum.Çünkü ALLAH’ın rahmetİne vesile kıldığı kılıcı kınından çıkmış,nasiblisini bekliyor. Kelam-ı Kadim’de mevcut, Hazret-i ALLAH’ın kullarına rahmetiile ihsan ettiği gibi, kulunun menfaatı icabı yükümlü kıldığı emr-iilahiyi iyi dinle! Nasıl gerekiyorsa öyle amel etmek için cüz’i iradenikullanmayı iyi bil! 31 “Onlar öyle sapıklar ki! Kesin söz verdikten sonra sözlerindendönerler. ALLAH’ın ziyaret edilip, hal ve hatırının sorulmasınıistediği kimseleri ziyaretten vaz geçerler. Yer yüzünde fitne ve fesatçıkarırlar. İşte onlar gerçEkten zarara uğrayanlardır.” (Bakara Suresi,27) Muhterem hocam! Bu ayet-i kerimeyi bilmem nasıl anlıyor veanlatıyorsun?!.. Lütfen, bu abd-i acizi iyi dinle! Kırk üç senedirALLAH’ın verdiği irşat vazifesi ile mesul ve yükümlü kıldığı buALLAH abdi, ilahİ güç karşısında aczimi elbet bilirim. Fakat küfr-iinadi karşısında imanımdan asla taviz vermem. ALLAH’ın tertibi olduğundan zerre kadar şüphe etmediğim,Hazret-i Kur’ân’da tasdiki görülen, rahmet tecellilerinde şehadetibariz görülebilen, itikatta İmam Maturudi Hazretleri’nin, ameldeHanefi mezhebinin kurucusu olan İmam-ı a’zam Hazretleri’niniçtihadını zamanın yaşantısına uygun olarak bütün gücümle yaşamayaçalışıyorum. Meşrebim tertib-i ilahi olan Kadiri ve Rufai olup rahmet
  30. 30. METAFİZİK I birleşiminden ihsan edilen manevi teşkilatın tebliğ ettiği Galibilik kolu ile taltif ve yükümlü kılındım. Semavi dinler ki, hepsi İslamiyet’tir. En son gönderilen, ALLAH’ın kullarını irşat ve ikaz eden, yol gösterici, hikmetler kaynağı, marifetullah hazinesi, güzellikler manzumesi, ALLAH’ın rızasını kazanmak zevki tecelli edenlere güzellikler kaynağı, ilm-i ledünni sultanı, ALLAH elçileri zincirinin son halakası Hazret-i Muhammet Mustafa (s.t.a.v.) Efendimiz’in “ene medînetün Ali babûhâ” (ben ilim şehriyim, Ali kapısıdır) buyurduğu şaH-ı velayet Hazret-i Ali (r.a.)’a verilen rahmet-i ilahi olan velayet kapısının manevi vazifem itibarı ile bir parçasıyım. Mezheb-i Hanefi amel düsturumdur. Meşrebim ilim yönünden benzetilecekse tekrar ediyorum: Aleviyim. Tarikatlar iki sınıfda ifade ediLir: Alevi, Bekri diye. Yalnız Nakşibendi tariki Bekri, diğer bütün tarikler Alevi olarak belirtilmiştir. ALLAH elçilerini birini diğerinden ayrı görerek sınıflandırmaya cüret edenler hakikat dışında kalmış, emr-i ilahiyi yeteri kadar32 anlayamamış, o nisbette gafildirler. Peygamber efendilerimizin cümlesine salat ü selam olsun. Bu hadis-i şerifin şahidiyim. Dikkat et! “ALLAH’ı kabul ediyorum” demekle beşere karşı kimliğini bildirdin. ALLAH’ın emirlerine sadakatin ve icraatın nisbetinde lisan-ı hal ile ALLAH’ı bildiğini söyle. Peygamber efendilerimizi de tarihsel bilmek yetmiyor. ALLAH’ın elçisi olarak, biz kullarına getirdiği emr-i ilahiyi ne kadar kabul edebildin de, yaşantında ne kadar gösterebildinse, o kadar tanıdın demektir. Başka yönlü tanımayı Ebu Cehiller, Ebu Lehepler yakınen biliyorlardı. Bu tür tanımak ALLAH indinde yeterli değil, gafil olma. Demeyesin: “Asr-ı saadette yaşasa idim, daha takva, vera sahibi olurdum.” Yanlış düşünme. O zamanın, bu zamanın ALLAH’ı ayrı değil ki!... Emr-i ilahiye samimiyetin kadar yaklaşımınla zuhur eden icraatının meyvesini elbet göreceksin. Her zaman kazanmak için sebepler vardır. Hazret-i ALLAH buyurdu ki: “Siz asrı tanetmeyin.” Zamanı suçlamayın. Zamanın değeri sorumlu kişinin icraatına bağlıdır. Tahsis edilen rızık için cevher ve araz yaratılmış. Kulluk yapmak için türlü desise ve bahanelerle rahmet-i ilahisiyle, gök ve
  31. 31. METAFİZİK Iyeryüzünde sayamıyacağın kadar nimetlerini sergilemiş. Kulun say-igayretine sunmuş. Seni bekliyor, gafil olma! Şu zaman, bu zaman...Zaman yine ayni zaman. Hazret-i ALLAH küll olarak yarattığı herşeyin ihtiyacını fazlası ile halketti. Kavaldan nağme çıkarmayıdüşünüyorsan, üstadın dediği gibi: “Yel ALLAH’ın, kaval ALLAH’ın;sen parmaklarını oynatmayı bil!” Verilen cüz’i iradeni kasdediyorum.Onun izni olmadan sinek bile kanadını oynatamaz. Üzerine düşmedik,gücünün dışında olan hadiselere hudutlu sermayeni miras yedi gibi harvurup harman savurma. O sermaye şahsına tahsis edilen rızkınıbulsun, yaratanını bilsin manasını taşıyor, gafil olma ! Semavi dinleri ölçmek için gücünün dışında işlere kalkışma.Henüz kendi başını tarıyamıyorsun, gelin başı taramaya kalkma!.Sonra gelen ALLAH elçileri evvel gelenlerin şeriatını iptal etmez.Kullarının kemalatına göre, rahmetini yaşanacak güçte, elçilerivasıtası ile bildiren rahmet-i ilahinin en son gelenini kabullenip, tabiolan yaşantısını son şeriata göre tanzim ve tertibe riayet eden kuldadaha kamil sıfat bariz görülür. Daha evvel gelen şeriatlerde sebatedenlerin ve ALLAH’a kasıtlı şirk koşmayanların da ismi 33“müslüman”dır. Kur’ân-ı Azimü’ş-Şan’da Hazret-i ALLAH’ınbildirisi bu. Sonra gelen şeriata uymak zordur. Amma sonra gelenşeriati idrak etmek imanın kemalatının ifadesidir. Gönlün bir yere bağlanıp da başka yerlere akmasının insan mizacıile bağdaşmadığını iyi anlarsan, başka semavi dinlere küfür gözü ilebakamazsın. Bu hale tasavvufta “men aref sırrı” derler. Hazret-i ALLAH’ın emrine bilerek muhalefet etmeyesin. ALLAHelçilerinin tebliğ ettiği emr-i ilahiyi zamana göre kullarınIn nasılyaşamaları gerektiğini, dünya ve ahiret hayatının hayırlı olacağını, vetertib-i ilahi o devirdeki yaşayan kulun mensubu olduğupeygamberinin icraatını terazi edinmesi elbette lüzumlu idi. Şeriatti. Emr-i ilahinin Hazret-i Kur’ân’da mevcut, PeygamberEfendimiz’in halinde ve yaşantısında zuhuru görülen şeriatin içtihadaihtiyacı yoktu. ALLAH elçisi dünyada vücudu ile mevcut idi. Bütünmüşkilatlar huzur-ı Peygamberi’de adaletle yerini buluyordu. Bunarağmen Yemen’e vali olarak gönderilen Muaz bin Cebel (r.a.)’aPeygamberimiz Efendimiz sordular:
  32. 32. METAFİZİK I “--Ne ile hükmedeceksin, ya Muaz?” Hazret-i Muaz cevaben: “--ALLAH’ın kitabı ile, ya Resulallah.” “--ALLAH’ın kitabında bulamazsan, ya Muaz?” “--Resulünün sünneti ile.” “--Onda da bulamazsan, ya Muaz?” “--İçtihadımla, ya Resulullah” cevabı Peygamber Efendimiz’i memnun etmiş, Hazret-i ALLAH’a böyle bilgili kullar yarattığı için şükür ve hamdetmiştir. Peygamber Efendimiz’in irtihalinden sonra az da olsa ihtilaflar görülmeye başladı. Hicri 75 senesinde dünyaya gelen, 150 senesinde ahirete irtihal eden Nu’man bin Sabit (İmam-ı a’zam) (r.a.) İçtihatlarını, o gün nasıl icraat gerekli olduğunu eserlerinde kaleme almış, makamı cennet olsun. İmam-ı a’zam’ın irtihalinden sonra İmam Şafii, İmam Maliki, İmam Ahmet bin Hambel (r.a.) Hazretleri de İmam-ı A’zam’ın içtihadının kendilerinin yaşadığı zamana içtihadi bazı meselelerin uygun olmadığını bildirdiler ve içtihatları ile34 yaşadıkları zamana ve zamanımıza da ışık tuttular. ALLAH cümlesinden razı olsun. 1200 sene evvel yapılan içtihatlar küll olarak geçerli mi? Tamamı ile olmasa da, geçerli olmadığının İslam toplumlarında sarsıntısı zaman zaman bariz görülüyor. Zamana göre, tahsili olan insanlar “müslümanız” dedikleri halde, çekinmeden, ALLAH’tan da korkmadan “kahrolsun şeriat” diyebiliyorlarsa kantarın topu düşmüş demektir. Tartamazsın, zahmet etme. İçtihat görmemiş inancının safiyeti ile hayatını idame ettiren ve safiyetle “yaşıyorum” zannedenler bu samimiyetlerini devam ettirebiliyorlarsa onlar için korku yoktur. Şahsi sadakatı ile “yok mu çaresi dostlar?” diye feryat edenlere derim ki: Elbette var. ALLAH sübhandır. Çaresi ehlinin zamana göre içtihat, içtihat, gene içtihat etmesidir. Hazret-i ALLAH bu vazifeyi ehline bırakmış. Bu mesuliyeti taşıyanlar kendilerini pek a’lâ bilirler.
  33. 33. METAFİZİK I RAHMETSİZ DÜNYA OLMAYACAĞINA GÖRE MÜRŞİTSİZ DÜNYA MUHALDİR Rahmetsiz dünya olmayacağına göre mürşitsiz dünya muhaldir.Rahmetsiz demektir. Bu türlü rahmet-i ilahiyi müşahede etmek ehlinezor değildir. ALLAH’IN bu sonsuz rahmetini kıyamete kadar devamettireceğinden kimsenin şüphesi olmasın. “Ezel-i ervah diploması”taşıyan ehl-i tevhit, ehl-i tasavvuf, ehl-i tarik olan ALLAH’ın sadıkkullarını, gene ALLAH’ın vazifelendirdiği varisü’n-Nebi, nedim-iilahi olan irşat vazifeli, Peygamber Efendimiz’e biat vecibesini naçizşahsında taşıyan bu vazifeli zevat kıyamete kadar yer yüzündemevcuttur. Nasiblisi bulur. Hazret-i ALLAH sahtelerin şerlerindencümle kullarını korusun, amin. Bugüne, bu zamana göre nasıl yaşantı lüzumlu ise onu düsturedin. Halkedilen güzelliklerle günü yaşa. Mazi geçti, geri 35getiremezsin. İstikbal, yani gelecek ALLAH’a malumdur, bilemezsin.Hal bugün. Bugün ise zamanında zuhur eden güzellikleri bul ve yaşa.Her devirde bu tabloyu çizmek ve halka sunmak din alimlerininvazifesi idi. Amma halâ 1200 senelik içtihatla şeriat-i garrayıgötürmeye çalışıyorlar. Dinine samimiyetle hizmet etme çabasında olan kardeşim! Gel,hizmeti bilerek yapalım. Günün yaratılan güzellikleri dışında güzeligöstermen mümkün değil. Maddeye bak, manayı anla. Bugünkü ilm-itıp, mühendislik, mimarlık, ilm-i ticaret, ilm-i ziraat, erbab-ı sanat hiçdeğişmediler mi? Öyle mi görüyorsun? Anlatmak istediğim, “dindereform” değil, haşa! Son gelen şeriat bir evvelki şeriatın zamana göre yaşamakolaylığını ihtiva eder. Tanzim-i ilahidir, rahmettir. ALLAHtarafından yasaklanmışın dışında güzelliklerden kaçmayalım. Misalmi: Cumhuriyet güzeldir. Bugün demokrasi güzeldir. İnsan hakları,laiklik güzeldir. Yaşanıyorsa bu güzellikler güzeldir. Güzelseİslam’dır. Hazret-i Kur’ân’ı yanlış tefsir ettik ve fikrimize uymayan,işimize gelmeyen yerleri sanki “Hazret-i ALLAH’tan daha iyi
  34. 34. METAFİZİK I biliyormuş” edası ile güya düzelttik! Gülünç olduk. Perişan olduk. Ehline rica ediyorum: Bu günahımız için tövbe ve istiğfar yeterli değil. ALLAH emrinin aslına rücu edelim. Bu günahın başka tövbesi yok. İyi anlayıp, telafisini bilelim ve düzeltelim! ALLAH aşkına!36
  35. 35. METAFİZİK I METAFİZİK İnsanın maddesi cemi mahlukatın benzeri görünümünde gibi isede, başka mahlukatta pek görülmeyip, ancak kamil insanlarda barizzuhuru görülen fizik ötesi mana ve hikmet kaynağı metafiziktir. Şekilde insan bir sivri sineğe mağlup olur. Fakat batında yedi katgöğe ulaşan kudret verilmiştir! Ben gizli hazine idim. Bilinmekliğimi diledim, zatımdan zatıma tecelli ettim! 37 NUR-I MUHAMMEDİNİN ANLAMI VE MANASI “Nur-ı Muhammediyi halkettim.” Yaratılışın sırrı, eşi, benzeriolmayan Hazret-i ALLAH’ın rahmetinin tecellisine vesile kıldığı nur-ıMuhammedi (muhammed’in lügat manası öğülmüş, ism-i mef’ul olup,öğülmeye layık, bir çok güzel hasletlere sahip ism-i has demektir). Burahmet-i ilahi bir topluma mahsus olmayıp, umumidir. Kıyametekadar bakidir. İmanlı ehl-i kitapta zuhurunu müşahede etmek mümkünolduğu gibi, ahir zaman ümmetinin inanan toplumlarında veferdlerinde bu rahmetin tecellisini bariz görebilirsin. Nur-ıMuhammedi Hazret-i ALLAH’ın, bilinmesine vesile kıldığı küllirahmetine verilen isimdir. Yalnız bir şahsa, bir kavme mahsusolmayıp, adaleti muktezası cemidir. ADEM safiyullah’tan kıyametekadar bakidir. “Lev-lâke lev-lâk, le-mâ-halaktü’l-eflâk” hitabı ile
  36. 36. METAFİZİK I noktalanmış. “Sen olmasa idin eflaki yaratmazdım” hitabını iyi anla. Cümle peygamberimiz efendilerimizde zuhur eden ahir zaman nebisi, peygamberler zincirinin son halkası Hazret-i Muhammed Mustafa (s.t.a.v.) Efendimiz’de bütün çıplaklığı ile tecelliyatı görülen, kıyamete kadar devamı şüphe götürmeyen nur-ı Muhammedi ALLAH elçilerinin cümlesinde, veraset vazifesi ile yükümlü nebi varislerinde, makam-ı velayetten nasipli veli kullarında, kelime-i tevhidin manasını inanarak yaşayan mü’min kullarında zuhur eden nur-ı Muhammedi Adem aleyhi’s-selamdan zamanımıza kadar noksansız geldi, kıyamete kadar noksansız devam edecektir. Şüphe ALLAH’a noksan sıfat yakıştırmaktır ki küfürdür. Dikkat! Rahmet-i ilahiyi bir zamana, her hangi bir şahsa mahsusmuş gibi göstermeye kalkışmak, şeriati ile yükümlü olduğu peygamberini diğer peygamber efendilerimizden üstün göstermek hakikatle bağdaşmadığı gibi, kişinin cehaletinin eseri olup, toplumlar arası düşmanlığa sebep olmuştur.38 Cehalet ağacının meyvesi hakikat dışı, anarşist, mürteci yetiştirir. Çünkü ağacın besininde görgüsüzlük ve cehalet vardır. Hakikat dışı yaşayan ademde toplumlara, dünya ve ahirete faideli hiçbir hal göremezsin. Görülen belki nefse hoş gelir, amma mana zevkinden mahrum, hakikat müflisi, imansızlığın mahsulüdürler.
  37. 37. METAFİZİK I İSLAM’DA İRTİCA OLUR MU? İrticayı şöyle görüyor ve izah ediyorum: Kesin bilelim ki:İslamiyet’in gerçeğini bilebildikse ve bildiklerimizi yaşayabiliyorsak,İslamiyet’te irticaya yer yoktur. Hele şeriat-i Muhammediyaşanıyorsa, hakikat dışı olan nefsani zuhuratın yaşayan insanınaleminde yeri yoktur. Bulamazsın, arama. İrticanın lugat manası zamanını bilmeyip de geriye gitmektir.Rehberimiz, mana önderimiz Hazret-i Muhammed Mustafa (s.a.v.)Efendimiz’in kulluk anayasasının biz acizlere önerisi: “İki günübirbirine eşit olan ziyandadır.” Elimizi vicdanımıza koyup hüküm 39verelim: Bu türlü din-i İslam’ı yaşayan mürteci olur mu? İrticai halinbu mübarek zevatta zuhuru nasıl düşÜnülür?!.. Olur mu? Emr-i ilahiolan gerçekleri yaşamayı şahsına zevk edinmiş insanda geriye gidişolur mu? Din-i İslam bu güzelliklerin menbaıdır. Aramaya gerek yok. Bu necip milletin manevi hayatını emredilen din-i İslam’ı gerçekmanada, katı kurallara sapmadan yaşaması için ilgi göstermemizmenfaatımız gereği! İslam’ı emr-i ilahiye uygun yaşamanın vakti halâgelmedi mi?
  38. 38. METAFİZİK I YARATILMIŞ RAHMETLERİN BAŞI ZAMANDIR İmam Şafii Sazretleri: “Sofiye taifesinden, yani dervişlerden aldığım hikmetli nasihatlardan bir tanesi: “Zaman kılıçtır; sen onu kullanmayı bilmiyor isen o seni keser” dediler. En kıymetli şeyin zaman olduğunu gördüm ve yaşadım. Atatürk’ün o günkü ahvale göre hadiseleri bilenler tarafından yadırganmayan, zamana mahsus icraatlerinden başka bir şey yapılamazdı. Gerçeği bilenler (ehl-i hakikat) Atatürk’e yardım ettiler. Davanın inceliğini pek kavrayamayan zamanın mebuslarından bir tanesi maneviyat ehli büyük insan Abdulhakim Arvasi Hazretleri’ne,40 yılışarak: “--Dergahlarınızı, zaviyelerinizi nasıl kapattık, gördün mü?” Diye kendine kahraman süsü veren, hakikatten habersiz, ucuz kahramana avamın idraki dışında şu gerçeği dile getirdi: “--O din üniversitelerinin 300 sene evvel manasını mecrasından saptırdık. Dejenere ettik. İstismara müsait hale getİrdik. Başka bir şey yapamazdınız. Manası istismar olan irfan yuvaları zaten kapanma bekliyordu. Kapıyı çekiverdiniz.” Her ne kılmışsa adâlettir, Cenâb-ı Kibriyâ; Her kazâya, her belâya kıl rızâ, ALLAH kerîm. İlim tahsil etmiş, az çok güzelliklere vakıf olmuş bir insanın dinsiz olması düşünülemez, muhaldir. Dinsizliğin giriş kapısı cehalettir. Bu ters kapıdan rahmet yolu bulmak gülünçtür. “El-Cahilü cesurun (cahil cesurdur).” Kanun-ı ilahiyi tahrifde cahil cesur olur. Atatürk, gerçekleri bilen, ALLAH ve Resulü’nü tanıyan o büyük insan dinsiz olamaz. İmansız da değildi. Orgeneral Evren Paşa: “Atatürk’e dinsiz
  39. 39. METAFİZİK Idiyen dinsizdir” demişti. Doğruyu söyledi. Zira Atatürk’ün yaptığıicraatlar “dini hakikatler mecrasına otursun” diye idi. Bütün İslamaleminin içinde medeniyete, teknolojiye, cumhuriyete, demokrasiyeTürk müslümanını daha yakın görebiliyorsak o büyük kahramanıneseridir. Atatürk zamanın müderris ve meşayihı Nurullah Efendi’yeşöyle izah ediyordu: “--Efendi Hazretleri, tekke türbe ve zaviyeleri ben kapattım.ALLAH bana ömür verecek mi? Bilmiyorum. Ama şayet ömrümolursa günü gelince bunları yine ben açacağım.” Hakikatlerin özünü teşkil eden bu ifşaat bizzat Atatürk’ünifşaatıdır. Şahitler huzurunda beyan edilmiştir. Diyanet İşlerineşriyatında göRmek mümkün. Manen işin aslı bu. Başka türlüdüşünmek hakikat dışı olur. ALLAH’ın bi-zatihi emri olan meseleleritamamiyle kaldırmaya beşer muktedir olamadığı gibi, yaratılışındakigücü de müsait değildir.Nefsani duygularla bilgi ve görgü garibi yedinde her an tahribat görenilahi kanunların aslına dönüştürülmesi için yasaklarla, beşeri cezalarlaislah edip mecrasına otursun diye Hazret-i ALLAH bazı yarattığı ehil 41kullarını vazifeli kılar. İşte Atatürk’ün vazifesi bu idi. Her ne kadarbeşeri ölçülere uymasa da neticeye bak. Gafil olma! Bugün Türkmüslümanları diğer İslam cemaatlerinden daha kemalatlı iseler,hakikatleri daha iyi görebiliyorlarsa ilim, irfaniyet, medeniyet gibigüzellikleri yaşantı ve düşüncelerinde bulabiliyorlarsa, Din-i İslam’ırahmet-i ilahinin dışında arama gafletinden kurtulabildiler ise burahmetin müsebbibini tanı ve bil. Nankör olma! Bu abd-i acizingörüşüne itimat edersen zarar etmezsin. 44 senelik manevi vazifeminverdiği, yanılmayan ilhamım, manevi yaşantım ve görgülerim,seyreylediğim umumun yaşantıları, yanlışlıklar manzumesi şahidegerek duyulmayan, hiç de iç açıcı olmayan ahval-i alem...Çok kişilerden dinlediğim Atatürk’ün önemli ifşaatını nakletmedengeçemiyeceğim: Milli piyango hakkında şans oyunu denildiğindeşansla alakası olmadığını şöyle anlattılar:“--Hayatım boyunca neye teşebbüs ettimse hepsinde muvaffak oldum.Dünyada en şanslı yaratılmış insan benim. Benden daha şanslı insandüşünemiyorum! Her ay seri bilet alırım. Amorti dahi çıktığınıbilmem. Şans işi olsa idi en büyük ikramiyenin her zaman bana
  40. 40. METAFİZİK I çıkması gerekmez mi? Çünkü benden daha şanslı kimse tanımıyorum.” Her hangi bir sebebe göre istisnai yaratılan insanlar o sebebe tevessül ettikleri zaman zuhurunu görürler. ALLAH tarafından yaratılan hikmetlerin zamanı gelince Hazret-i ALLAH’ın uygun gördüğü beni Adem’in isteğine, arzusuna, yapısına uygun zuhurunu görürsün. Her şey ALLAH’ın yed-i kudretindedir. Hikmettir. İstisnai beşerde zuhuru fizik üstü haldir, metafiziktir. Peygamber efendilerimizde, cümle evliya, veli ve mü’min kullarında bariz zuhuru görülen metafizik olayların hayatlarının tümünü ihata ettiğini gözü kalbine bağlı olanların görmeleri yadırganmamalı. Az da olsa cümle kullarında zuhur eden hikmet ve marifetullah şahsi meziyetlerinin tecellisi olmayıp bi-zatihi ALLAH’ın tertip ve tanziminin münasip gördüğü beni Adem’de zuhurudur. Hikmettir. Fizik üstü haller metafiziktir. Fiziki tecelliler Hazret-i ALLAH’ın fiili sıfatlarının tenezzülen zuhuru olup, bi-zatihi değil, izafidir, mecazidir. Bu tecelliyat umumidir. Hususi tecelliyatların belirli şahsiyetlerde zuhuru görülür ki metafiziktir. Hikmettir, marifetullahtır. Bilgisizce, ALLAH’ı bilmeden, her şeyi kula maletmek avamın42 düşünce ve icraatında mazur görülse de has kullarına göre “küfür” olup hassü’l-has kullarına göre ise Hazret-i ALLAH’ın icraatını beşere maletmek “şirk”tir. Örneğin, avamın şirki, has ve hassü’l-has kullarının şirki ayrı ayrıdır. Beyazid-i Bistami Hazretleri’nin irtihalinden sonra Hazret’in kabir halinin dervişinin manasında zuhuru görüldü. Hazret-i ALLAH: “--Ya Beyazit, bana ne ile geldin?” Buyurdu. Beyazit cevaben: “--Elim boş, yüzüm kara, ya Rabbi. Fakat dünyada zatına şirk koşmadım. Bu halimle öğünürüm.” “--Ya Beyazit, filan zaman “süt içtim de karnım ağrıdı” dedin. Sütte ne gördün? Kudret ve kuvvetin zatıma mahsus olduğunu göstermedim mi? Bu türlü sıfatlarıma seni aşina kıldığım halde halâ sütte güç görmek, ya Beyazit, zatıma şirk değil mi? Sütü ilahlaştırdın!...” İşte avamda mazur görülen bu ve buna benzer hallerin ALLAH’ın has kullarına, hele hassu’l-has kullarına şirk olduğunu iyi anlayalım. Çıraklıkta –ki, hatalar bir yere kadar mutlaka ikaz edilir- normal karşılanabilir. Kalfalıkta noksanlıktır. Ustada görülmesi çirkinlik olduğu gibi, küçümsenecek ve kabul edilir cinsten olmayıp,
  41. 41. METAFİZİK Iyadırganır.Yapmacık kemalatlar manevi sahtekarlığın örtüsüz dışa yansımasıdır.Ehline açık olup avama gizlidir. Bu tür ölçüleri idrak etmek imanınzaman aynasına yansımasıdır. Şer-i şerife riayet etmeyenler bu rahmetrızkından yiyemedikleri gibi düşünemezler de. Baş gözü ilegöremediği şeyleri kabul edemeyip basit beşeri görünümün mahkumuve esiri olanlar düşünmezler mi, ki, göremedikleri çok şeylerin mevcutolduğunu, “gördüm” zannettiklerinin ise serap olduğunu?!.. Anlayıpda, yaratılışın nedeni olan maddenin ötesinde beni Adem’in kemalataermesine, ademin insan olmasına sebeb kılınıp külli rahmet-i ilahiolan manevi tertip ve manevi tecelliyatı ki, hikmet, marifetullah,fizikötesi metafizik hadiselerin zuhuruna vesile kıldığı şahsiyetlere na-ehil niçin devenin nalband dükkanına baktığı gibi ürkek tavırlarlabakar?!. Söyliyeyim: İrfaniyet, arifiyet noksanlığı. Bencillik veenaniyetin mahsulü kıskançlık kompleksi.Din-i İslam’ın, sevgi, muhabbet, hoşgörünün horlanıp nefse haz veren,bencillik ve enaniyet bataklığına itilmiş olduğunu gören vazife ehliningörmesi horlandığı gibi, iltifat bir yana, ilgi olmadığı halde itiraz 43ettikleri de görülmüyor. Belli ki, bu türden yetişmiş insanlar Hazret-iALLAH’ın varlığına, manevi zuhuratlara inanmadıkları halde inananinsan toplumlarına karşı “ayıp olur” diye iman etmiş gibi görünüyor.Bu zihniyettekilerin ALLAH elçilerinin getirdiği, rıza-yı Bari’yeuygun, dünya ve ahiret ihya olmamızın planı, projesi Hazret-iALLAH’ın lütf u ihsanı olan şeriat-i garra na-ehlin yedinde. Sevgi,muhabbet, hoşgörü garibi, rahmet-i ilahi yoksunu görünümünde olanbu şeriat tablosunu ilm-i zahirinin bugünkü haliyle kabul etmelerinibeklemek safiyeti “salaklık” olmuyor mu? Hele hele, şeriat-iMuhammedi’nin 1200 senedir zamana uygun içtihada tabi olmasıgereken yerlerine “fitne olur” telaşına kapılıp, toplumların devrindeilerlediğine parelel, emr-i ilahiye denk içtihat yapılamadı ise –ki,yapılmadı- millet olarak, ümmet olarak tedirginiz. Toplumların dinemüteallık ilmine hitab edecekken, maalesef na-ehlin cehline yardımcıoluyoruz. Ve hitab-ı ilahiye “beli” diyen safiyetli ruhları taşıyan, insanolmaya namzet beni Adem’i eğittiğimizi zannediyoruz. “Camiyegelmiş cemaate namaz kılmalarını telkin etmek” gibi gülünç oluyoruz.Cami dışındakilere hitab edecekken, içtihatsız ilmimize dışta alıcı
  42. 42. METAFİZİK I bulamıyacağımızı biliyoruz! Mevlana Celaleddin Rumi (k.s.) Hazretleri’nin şu hikmet fıkrasını uygun gördüm Abdest suyunu burnuna çekerken: “--Ya Rabbi, burnuma cennet kokusu koklat” diyecek yerde, koku almayıp, yalnız koku veren taharet yerinde söyledi de Hazret uyardı, o kişiyi: “--Sen kardaş, deliği şaşırdın. O temenni ve niyazın yapılacağı delik cesedinin üstündeki koku almaya müsait yaratılan delik. Yanlış delikte yapıyorsun niyazını.” Sayın hocam, namazı dışarıya anlat. Cemaat camiye gelmiş, namaz kılmak için. Kovsan da gitmezler. Na-ehlin telkini, gerçek dervişi ALLAH’ın zikrinden hiçbir kuvvetin mahrum edemediği gibi dışarıdaki, ALLAH’ın kullarına anlatmak kabiliyetini nefsinde görebiliyor isen anlat. Bilemiyor isen ihtiyarınla hikmet ve marifetullahın yaratılışın nedeni olduğunu bil. Rahmetullah pazarına git! O pazara Hazret-i Resulullah (s.t.a.v.) Efendimiz “cennet bahçesi” buyurdular. O bahçeden ihtiyarınla nasibini al.44
  43. 43. METAFİZİK I MANA EHLİNİN HAYATINDA BARİZ GÖRÜLEN METAFİZİK “Hikmet mü’minin kayıp malıdır, nerede bulursa alsın”hitabını iyi anla. Yol sırat-ı müstakim olan yoldur. Bu yolda olanlaraehl-i tarik derler. Aslı tasavvuftur. Küll olarak dindir. İslamiyet’tenbaşka din yoktur. Cümle semavi dinler İslamiyet’tir. Hazret-iALLAH’ın kullarına elçileri vasıtasiyle beyanı budur. Ezel-i ervahta“ben sizin Rabbınız değil miyim?” Hitabına iman zafiyetinden “beli”yani “evet” diyemeyen ruhlar anlayamaz. Bu sır beşer ölçüsünü aşar.Yalnız yaşantısındaki iman pırıltıları ezel-i ervahta verdiği ikrarın 45madde alemine yansımasıdır. Gafil olma, bu tür ölçüler küll olarakALLAH’ın ilminde malumdur. Sadece ALLAH’a mahsustur.Dünyada cesetlenmiş, asi ruhlardan manevi kemalatın zuhuru mugörülecekti?! Elbette hayır! Ademlikten kurtulamamış, insan olmanınzevkinden mahrum, dini içtihatsız bırakılmış toplumlardan mitingmeydanlarında şeriat-i garraya avaz avaz “yaşasın” diye çığlıkatmalarını mı bekliyecektik?!... Şeriat-i Muhammedi’yi içtihatsız bırakmamız toplumlarınbocalamasına yetmediği gibi, bir de İslam’ın şartını da “beş” olarakilan edip “müslümanım” demeyi zorlaştıranlar “lâ ilahe illâ ALLAH”diyenleri dahi birini diğerine düşman eden, emr-i ilahinin rahmet,mağfiret olduğunu idrak edemeyen, buna rağmen dinde söz sahibiolduğunun zannı ile, gerçek varisü’n-Nebi, nedim-i ilahilerin herzaman yer yüzünde tertib-i ilahi olarak mevcut iken mevcudiyetlerinihiçbir zaman kabul edemeyen, manayı da maddeye dönüştüren, sadecemaddenin verdiği zevk ile yetinen ve bu kadarcıkla iktifa etmesinibeni Adem’e telkinden başka sermayesi olmayan, hikmet, marifet, tekkelam metafizik yoksunlarından yaptıkları tahribatın hesabını Hazret-i
  44. 44. METAFİZİK I ALLAH sormayacak mı?!.. Mahrum ettikleri ehl-i aşkın aşktan garib geçirdiği zamanının ruhi perişanlığının müsebbipleri dünyada olduğu gibi huzur-ı ilahide de alkışlanacaklarını mı zannederler?! Hayır!.. O mana aleminde cehle yer yok! ALLAH’ın emrine ve Resulü’nün tebliğine kayıtsız ve şartsız, acabasız, imanı aşk-ı ilahiye dönüşmüş, özel yaratılmış ehl-i zikri, ehl- i aşkı bu sözlerim ve izahımdan tenzih ederim. O bahtiyarlar ki, amentü’nün ihtiva eylediği bütün hükümleri nefsinde acz ile tatbike çalışırlar. Küll olarak imanın gerçeğini emr-i ilahi ile maddede yaratılan sebeplerin anlamında manalarını bulmuşlardır. O manalar ki, acabasız iman meyvesi mutmain olmuş kalb, Hazret-i ALLAH’ın tertibi ve tanzimine, elçisi ile kullarına bahşettiği ibadet, taat, evrat, ezkar, biat ve kesir zikrullahın verdiği füyuzat-ı ilahi ile yaratanını sevmiş... Yaratanının da abdini sevdiğini zuhur eden ahval ve müşahadesi ile zevkiyab olmuş.. Şahsında zuhur eden metafizik tecellilerin mevcut imanının kat kat muhafazasının aşk çemberinin zuhuru... Dikkat !.46 Yukarılarda, yaşayıp da izah etmeye çalıştım. Duydum ve gördüm ki, metafizik olayların tüm ALLAH’ın kullarında az da olsa zuhuru görüle gelmiştir. İkaz ve irşat için hassaten yaratılmış bahtiyar kulların hayatının tümünü kapsamış gibi görmek mümkündür. Hazret-i Peygamber (s.t.a.v.) Efendimiz’e Cebrail (aleyhi’s-selam) emr-i ilahiyi tebliğ ettiler: “--Ya Muhammet! Kulum Ebu Bekir’den ben razıyım. O da benden razı mı?” Hitabının verdiği ilahi aşkın zirvesinin tecelligahı işitince hitab-ı ilahiyi vecd ile kıyama kalkıp, zikrullah ile sema etmeye başladılar. Ne idi okuduğu esma: “Ene razi, Ente razi (ben ondan razı, o benden razı.)” Bu hitabın zevkini samimi olarak almaya çalış. Zerre de olsa hissedar olasın. Dünya maddi ve manevi kazançlara müsait yaratıldı, gafil olma!
  45. 45. METAFİZİK I RABİA ADEVİYE HATUN’UN AŞK YAKARIŞI Rabia Adeviye Hatun ilahi aşk tecellisinin vecdi ile kulluk veimanın zevkini yaratanından ayrı yaşayamıyacağını açık müracaatı ilebiz acizleri de hissedar eylemiş. Zevkinden hissedar olup, gerçeğiyaşayan kullarından eylesin, amin: Cennette yok isen eğer cennet istemem. Duzahda isen eğer rahmet istemem. Yarin hayâli müşvik ise kalb-i yardan, 47 Âlemde bir lahza dahi vuslat istemem. Şeriatın manası cemi kullarda say-i gayret ve rahmet tecellisi,hikmet ve marifetullaha dönüşmüş ilahi aşkın beşerden kelam ve halolarak zuhurunu ancak hal ehlinde görmek mümkün iken na-ehildearamak Hazret-i ALLAH’ın tertip ve tanzim eylediği manevi teşkilatıbilememesidir... Şüphe yok ki, manevi yaşantı yoksunluğundandır. Butürlü cehlindendir. Ehl-i aşkın aşkını ve zevkinİ artıran kurbiyettecellilerinin yoksunu! Zevk-i aşktan nasip alamadığından inkaryolunu tercih etmesi elbet aşk ehlini rencide eder. Fakat bu zevkitatmamış na-ehil indinde aşk noksanlığı yadırganmaz! Yunus Emre de aynı mana ve benzeri müracaatını, yalnız değişikkelam ile Cenab-ı Hakk’a yakarmış, zatından gayrı zevki ve isteğiolmadığını avamın dahi anlayacağı biçimde, kıyamete kadar alıcısıeksilmeyen aşk sergisinde sergilemiş: Cennet, cennet dedikleri,
  46. 46. METAFİZİK I Bir kaç köşkle, bir kaç huri. İsteyene ver sen anı, Bana seni gerek seni. Ehl-i aşkın halini ancak aşıklar anlar; sağır kızın dilinden anasının anladığı gibi... Rabiye Hatun: “Senin olmadığın bir yer cennet de olsa istemem. Senin varlığını, fiili ve subuti sıfatlarını lütf u ihsanınla yaşayarak, zati sıfatlarını bir nebze de olsa istisnai rahmetinle, hissederek yaşantımın zevkinden mestim, hayranım, mutmainim. Eğer vuslatla bu duygum, bu aşkım azalacaksa iki alemde de vuslat istemiyorum!” İşte gerçek aşk. İtminan-ı kalp. Acabasız iman. O benden razı, ben ondan razı (makam-ı rıza)...48
  47. 47. METAFİZİK I KADIN MUHTEREMDİR, ALLAH EMRİNİN HİLAFINA HAREKET ETMEDİKÇE Rahmet-i ilahi kadınlar için daha toleranslı, ferahlatılmış ihsanedilmiş olup erkeklerin hayatlarında maddi ve manevi ilahi imtihanlarıkadınlara tanınan müsamahalı teklifata eş değer olmayıp, kadın maddive manevi yapısı ile erkeğe eş değer yaratılmamış. Kadınlarabahşedilen rahmet-i ilahi erkeğe nazaran daha toleranslı ve iltimaslıkılınmıştır. Fakat her şey maksada ve hikmete mebni yaratıldığı değeritaşır. Noksanlık gibi görmemek gerekli olup yaratılan her şeyyaratıldığı değeri ile değerlidir. Birini diğerine karıştırma! Zulüm olur.Bu hikmeti bilmek kadına karşı vazifemizi idrak, Hazret-i ALLAH’a 49karşı edeptir. Tertib-i tanzim-i ilahiyi, kulluk vecibesini yerinegetirmek kasdi ile bilmek hemcinsine karşı edeptir. Rabia Adeviye Hatun kadındır. Kadınsa, makam-ı velayeteçıkamaz. Derecesi “hatunluk”tur. Makam-ı velayet ancak ricalin yanierkeğin müsait kılındığı velayet makamıdır. Bu makam nisa taifesineyani kadına göre tanzim ve tertip edilmemiştir. Muhterem yaratılan kadını yaratılışın dışında vazife ile yükümlügörmek yaratılana haksızlık olduğu gibi, kadına bilgisizce yapılanzulümdür. Kadına uygun yaratılmış çok vazifeler vardır ki, bunlarınicrasına ancak kadın muktedir olup erkek muktedir ve müsaitolmadığından teklifi dahi gülünçtür ve zulümdür. Çok tel kırılır sîne-yi kânun-ı cihanda, Nâ-ehline mızrâb-ı tasarruf verilince. Çok telli kanun ustası elinde mızrabın değeri vardır. Ruha gıdadır.Na-ehlin eline mızrab verilirse nağme çıkarmak yerine tellerde hayır
  48. 48. METAFİZİK I kalmaz, kırılır. Ehl-i aşkın manevi zevki yerini ikrah ve hoşnutsuzluğa bırakır. Her ne kılmışsa adâlettir Cenâb-ı Kibriyâ, Her kazâya, her belâya kıl rızâ, ALLAH kerîm. Hazret-i ALLAH’ın tertibine gücün varsa rıza gösterme! ALLAH’ın kanununu beğenmeyip küçümseyenlerden gazab-ı ilahi tecelli edip, nazar-ı ilahinin çekildiğini gören ve müşahede eden gözlere ve zatlara itimat senin için rahmettir. Rabbımızın Hazret-i Kur’ân’da bildirdiği gibi: “Senden önce de kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.” (Nahl Suresi, 43) İşte kadını makam-ı velayette imiş gibi muameleye tabi kılmak kadına eza, topluma gerçek dışı zulümdür. Kadın cemaate namaz kıldırmak için imam olamaz. Bir kavile göre “kadınların kendi aralarında cemaatle namaz kılmaları, imam olan kadının birinci safta50 ileri çıkmadan namaz kıldırması kerahaten caizdir” denilse de kerahat harama yakındır. Akaid imametlik bahsinde izah edilir. Az çok inanan insan kerahatli icraate iltifat etmez. İnanmıyorsan Asr-ı Saadete bak, bariz görürsün. Peygamberimiz Efendimiz’in hanımla-rından Efendimiz’in manevi vazifesine ve yaşantısına herkesten daha çok vakıf, ilmi, irfanı müsait Hazret-i Aişe (r.a.) Validemiz çok müşkül durumda kaldığı halde imametlik iddiasında bulunamadı! Zira manevi vazifeler, “rical-i gayb ve kırklar meclisi ricalden müteşekkil olup, kadın bu mecliste vazifeli olmamıştır.” Rical “erkek” demektir. Bu kadar bilgi ile iktifa et. Fazlasını açmaya yetkim yok.
  49. 49. METAFİZİK I BELİRLİ ŞAHSİYETLERİN METAFİZİK İZAHLARI Zaman Gazetesi neşriyatından Fethullah Gülen hocaefendininbeşerin hizmetine sunduğu Metafizik kitabında işaret buyurduğu,ehlinin malumu olup na-ehlin (ALLAHU a’lem) baş gözü ilegörmediğine inanmayan zaman uleması gerçekleri az da olsa hatırlasındiye, Hazret-i ALLAH’ın kelamı ve bildirisi Hazret-i Kur’ân’da barizgörülen metafizik olaylardan cin, şeytan, melaike gibi fizik ötesi,cesetsiz yaratıkların fiziki olaylarda mevcudiyetleri icraatları ilebilinen, gözle görülemeyen metafizik varlıkların inkarının emr-iilahiye ters düştüğünün bilgisi ehline mahsus kılınmıştır. 51 ALLAH elçilerinin emr-i ilahileri tebliğine çelişkili ilme iltifateyleyip, gerçeklerle bağdaşmayan çarpık düşünce ve halin iman ileizahının mümkün olmadığını bildirmek gaipden haber vermek değil,gerçeklerin aslı olduğunu anlatan Hocaefendi’nin yazdığı Metafizik 1-2 kitabını okudum. Şüphe yok ki, yazmakta olduğum Metafizik kitabıile ilgili düşüncelerime katkıda bulundular. ALLAH ilmini ali kılsın.Zaman zaman, yeri geldikçe, olduğu gibi aktarmakla okurlarımınbilgilerine hizmet edeceğime inanıyorum. Fizik ötesi olayları küll olarak bilmenin ve yazmanın beşerinhaddi olmayıp, ancak yaratan Halik-ı Zü’l-Celal’in gücü ve yetkisindeolduğunu anladım ve beş duyu ötesinde hissettim. Gördüm veyaşadım. Bu abd-i aciz aczimle haddimi bilirim, el-hamdü lillah. Obakımdan yalnız hayatımda zuhurunu müşahede eyleyip, Hazret-iALLAH’ın varlığına, birliğine, gücüne, merhamet ve rahmetine,mağfiretine, elçilerine ve elçi varislerine, velisine, delisine, mü’min,müslim, kafir, ehl-i hakikat ve ehl-i aşkı ayrı görmediğini, yerde vegökte rahmetini fiziki ve metafiziki türlü bahanelerle na-mütenahikullarının istifadesine sunduğunu, Hazret-i Kur’ân’ın baş ayeti olan

×