Se ha denunciado esta presentación.
Utilizamos tu perfil de LinkedIn y tus datos de actividad para personalizar los anuncios y mostrarte publicidad más relevante. Puedes cambiar tus preferencias de publicidad en cualquier momento.

Basın toplantısı 15.04.2011

  • Sé el primero en comentar

  • Sé el primero en recomendar esto

Basın toplantısı 15.04.2011

  1. 1. 11MAKROEKONOMMAKROEKONOMİİKKGELGELİŞİŞMELERMELER İİLELE 20120111 YILIYILIMART AYI VEMART AYI VE OCAKOCAK--MARTMARTDDÖÖNEMNEMİİ MERKEZMERKEZİİ YYÖÖNETNETİİMMBBÜÜTTÇÇE GERE GERÇÇEKLEEKLEŞŞMELERMELERİİwww.maliye.gov.trMEHMET ŞİMŞEKMALİYE BAKANI15 NİSAN 2011Değerli Basın Mensupları,Makroekonomik gelişmeler ile 2011 Yılı Mart ayı ve Ocak-Mart Dönemi Merkezi Yönetim Bütçe gerçekleşmelerinideğerlendirmek üzere düzenlemiş olduğumuz basın toplantısınahoş geldiniz.Sunumuma başlarken sizleri ve ekranları başında bulunanvatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
  2. 2. 22MAKROEKONOMMAKROEKONOMİİKKGELGELİŞİŞMELERMELERMAKROEKONOMİK GELİŞMELERDeğerli Basın Mensupları,2010 yılında yaşanan küresel toparlanmanın 2011 yılında dagüçlenerek devam ettiği görülmektedir. Nitekim baz etkisininortadan kalktığı 2011 ve 2012 yıllarında yüzde 4,4 ve yüzde4,5’lik küresel büyüme beklenmektedir. Bununla beraber ülkegrupları arasındaki ayrışma da devam etmektedir. 2011 yılındagelişmiş ülkelerde yüzde 2,4, gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde6,5 düzeyinde bir büyüme öngörülmektedir.
  3. 3. 3Küresel ekonomi, önemli bir aşağı yönlü riskle karşı karşıyabulunmamaktadır. Ancak finans sektörünün daha güçlü bir temeleoturması ve gelişmiş ülkelerde bütçede yapılacak kısıntılara dairplanların ortaya konması için atılması gereken adımlarbulunmaktadır.3ARTAN BÜTÇE AÇIKLARI VE BORÇ YÜKÜ (2011)Kaynak: The Economist, IMF, OVPÖzellikle, Avrupa Birliği’nde düşük büyüme, mali sıkıntılarve finansal baskılardan kaynaklanan problemler hala öneminikorumaktadır. Düşük ya da negatif büyüme hızları ve yüksek faizoranları çerçevesinde mali ve finansal sürdürülebilirliği yenidensağlamak önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.Birçok gelişmekte olan ekonomide ise talep hala güçlü birkonumdadır; ancak “aşırı ısınma” bu ülkeler için önemli bir riskolarak görülmektedir. Diğer yandan yüksek büyüme ve düşük faiz
  4. 4. 4oranları, mali uyumu daha kolay hale getirmektedir. Olumlubüyüme beklentileri ve gelişmiş ülkelerden daha yüksek olan faizoranları sayesinde, sermaye çıkışları yerini sermaye girişlerinebırakmıştır.4PETROL FİYATLARI ($/VARİL)Kaynak: ReutersEmtia fiyatlarına ilişkin endişeler ise yeni bir risk olarakkarşımıza çıkmaktadır. Emtia fiyatları, yüksek talep büyümesi vearz şoklarının etkisiyle beklenenden fazla artmıştır. Yine de buartışın küresel iyileşmeyi aksatacak boyutlara ulaşacağını tahminetmiyoruz.Türkiye, gerek 2010 yılında gerekse 2011 yılının ilkaylarında gösterdiği makroekonomik performansıyla tüm
  5. 5. 5dünyanın dikkatini çekmeye devam etmektedir.52010 YILI BÜYÜME TAHMİNLERİ (YILLIK % DEĞİŞİM)Kaynak: IMF, WEO Nisan 2011, TÜİKGelişmekte Olan Ülkeler2010’un son çeyreğinde yüzde 9,2 büyüyen Türkiyeekonomisi, 2010’un tamamında kaydettiği yüzde 8,9’luk büyümeperformansıyla Avrupa’da en hızlı büyüyen ekonomi olmuştur.2010 yılı dördüncü çeyreğindeki güçlü büyümenin en önemlikaynağı özel yatırımlardaki artıştır. Büyümeye etki eden en büyükkalemin yatırım olması, reel sektörün ekonomiye ilişkinbeklentilerinin olumlu olduğunu göstermektedir. Ekonomiaçısından sağlıklı bir görünüme işaret eden bu tablo, sonrakidönemlerde iç talebin güçlü seyredeceğine ilişkin beklentilerinyükseldiğine işaret etmektedir.
  6. 6. 66MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ GSYH (2008 Ç1=100)Kaynak: TÜİKMevsimsellikten arındırılmış GSYH verileri de Türkiye’ninkriz öncesinden daha iyi bir durumda olduğunu teyit etmektedir.Küresel kriz karşısında sağlam makroekonomik temellerininavantajlarını kullanarak büyük bir başarı gösteren Türkiye, 2011yılına daha dinamik ve daha güçlü bir ekonomiyle girmiştir.2011 yılının ilk çeyreğine ilişkin büyümenin önemligöstergeleri, bu yıl için koyduğumuz yüzde 4,5’lik büyümehedefine rahatlıkla ulaşabileceğimizi ortaya koymaktadır. NitekimIMF yayınladığı son raporunda 2011 yılı için Türkiye büyümetahminini yüzde 4,6 olarak güncellemiştir.
  7. 7. 77TÜRKİYE’DE ENFLASYON GELİŞMELERİ (1960–2011)Kaynak: TÜİK, TCMBEnflasyondaki düşüş devam etmektedir. Enerji ve gıdafiyatlarında yaşanan arz yönlü şoklara rağmen, fiyatlamadavranışlarında bir bozulma gözlenmemektedir. Manşetenflasyon, 41 yıl sonra ilk kez yüzde 4’ün altına düşerek, Mart ayıitibarıyla yüzde 3,99 düzeyine gerilemiştir. Bu dönemdeenflasyondan enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içeceklerve tütün ürünleri ile altının çıkarılması yoluyla elde edilençekirdek enflasyon (I Endeksi), yüzde 3,77 düzeyindedir.Önümüzdeki dönemde enflasyonun bir miktar yükselmesiolasılığına rağmen yılsonu hedefi olan yüzde 5,5’in büyük ölçüdetutturulacağı öngörülmektedir.Merkez Bankamız cari açığın kontrolü ve toplam talebinbileşenlerinin daha dengeli bir büyüme patikasına oturtulmasıamacıyla Aralık ayından itibaren düşük düzeyde politika faizi,
  8. 8. 8geniş faiz koridoru ve yüksek zorunlu karşılık oranlarından oluşanbir politika bileşimini uygulamaya koymuştur. Bu önlemler, maliistikrarın sağlanması ve dışsal kırılganlıkların azaltılmasıbakımından önemlidir.Ekonomiyi soğutmak üzere alınan önlemler konusunda maliistikrarın sağlanması ve dışsal kırılganlıkların azaltılması sadeceTürkiye için değil tüm yükselen piyasa ekonomileri içinönemlidir. Nitekim yükselen piyasaların çoğu, yüksek sermayegirişleri ile baş edebilmek için sıkılaştırıcı önlemler almaktadırlar.Çünkü hızla artan kısa vadeli sermaye girişleri, kontrolsüz kredibüyümesine yol açabilir ve ani bir kesilme anında dışsalkırılganlıklar oluşturabilir.8TOPLAM HANEHALKI YÜKÜMLÜLÜĞÜ/GSYH (2009)Kaynak: TCMBTürkiye ekonomisi birçok önemli ekonomiye göre avantajlıyönlere sahiptir. Türkiye’de hanehalkı yükümlülüklerinin birçok
  9. 9. 9ülkeye göre daha düşük seviyelerde olduğu görülmektedir. 2009yılı sonu itibarıyla 27-AB ülkesinde hanehalkı yükümlülüklerininGSYH’ye oranı ortalama yüzde 58,6 düzeyinde iken ülkemizdebu oran sadece yüzde 15,4’tür. Ayrıca hanehalkının kur riski yokdenecek kadar düşüktür. Diğer taraftan hanehalkı kredilerininçoğunluğu sabit faizli olduğundan faiz riski de söz konusudeğildir. Bu durum, bankacılık sektörünün güçlü yapısıyla beraberdüşünüldüğünde, Türkiye’nin küresel krizden az etkilenmesindeve krizden hızlı çıkışında önemli bir rol oynamıştır.9AB TANIMLI GENEL YÖNETİM BORÇ STOKU/GSYHKaynak: IMF, WEO* 2010 yılı verileri Tahmin rakamlarıdır.Türkiye’nin kamu borç dinamiklerinde de çok önemliiyileşmeler sağlanmıştır. AB tanımlı borç stokunun GSYH’yeoranı bakımından 2004 yılından beri Maastricht Kriterinikarşılıyoruz. 2002 yılında yüzde 74 olan AB tanımlı genelyönetim nominal brüt borç stokunun GSYH’ye oranını 2007 yılı
  10. 10. 10sonunda yüzde 39,4’e düşürdük. Krizin etkisiyle bu oran 2009yılında geçici olarak yüzde 45,5’e çıkmıştır. 2010 yılında ise buoran krizden hızlı çıkışın da etkisiyle tekrar düşmüş ve OVP’debelirlenen yüzde 42,3’lük tahminin altına inerek yüzde 41,6 olarakgerçekleşmiştir. Türkiye’nin borç stoku bakımından, İngiltere,Almanya ve Fransa gibi ülkelerin yanı sıra, ortalaması yüzde99’lar civarında olan gelişmiş ülkeler ve yüzde 80’ler civarındaolan AB-27 ülkelerinden çok daha iyi bir konumda olduğugörülmektedir.10FAİZ ORANLARI (%)Kaynak: Hazine Müsteşarlığı* Faiz oranları ilgili dönem içerisinde yapılan ihalelerde gerçekleşen faizlerin ağırlıklı ortalamasını gösterir.Şu anda Türkiye’de Cumhuriyet tarihimizin en düşüknominal ve reel faizlerini görüyoruz. Pek çok ülkede iç borçlanmaihalelerinde talep yetersizliğinin yaşandığı ve risk primlerininyükseldiği bir dönemde, iç borçlanma maliyetlerimiz tarihin endüşük düzeylerine gerilemiştir. 2002 yılında yüzde 60 civarında
  11. 11. 11faizle borçlanabilen Hazinemiz bugün rahatlıkla yüzde 8-9civarında bir faizle borçlanabilmektedir. Hedef enflasyon gözönüne alındığında yüzde 2 civarında bir reel faiz ortayaçıkmaktadır. Bununla birlikte yüzde 4-5’lik bir büyüme ve faizdışı fazla hedefimizi göz önüne aldığımızda kamu borcununGSYH’ye oranının azalmaya devam edeceğini rahatlıklasöyleyebiliriz.11İHRACATKaynak: TÜİKDeğerli Basın Mensupları,2011 yılı ihracat açısından umut verici rakamlarlabaşlamıştır. Bu yılın başından 14 Nisan’a kadar yapılan ihracat2010 yılının aynı dönemine göre yüzde 24 oranında artarak 36,7milyar dolara ulaşmıştır. Bu performans, büyük ölçüde ürün vepazar çeşitliliğinde sağlanan artıştan kaynaklanmaktadır.
  12. 12. 12İhracattaki bu artışa rağmen ithalat da yüksek seyretmekte vebuna bağlı olarak cari açık da artmaktadır. Cari açığın artmasındaiç talepteki artışla birlikte özellikle Kuzey Afrika’da yaşanansıkıntıların petrol fiyatlarına yansıması etkili olmaktadır. Petrolfiyatlarının artması ile ara malları ithalatında önemli ölçüde artışyaşanmıştır. Türkiye, net enerji ithalatçısı olan bir ülke olduğuiçin ham petrol fiyatlarındaki son artışlardan dış ticaret açığının vecari açığın olumsuz etkileneceği açıktır.Ancak önümüzdeki dönemde kredi artış hızındaki yavaşlamave reel döviz kurunda görülen düzeltme ile enerji dışı cari açığınkontrol altına alınacağını düşünüyorum.12ABD, AB-16 VE TÜRKİYE’DE MEVSİMSELLİKTEN ARINDIRILMIŞ İŞSİZLİKORANLARIKaynak: Eurostat, TÜİKTürkiyeAB-16ABDKüresel krizin ardından gelişmiş ekonomilerin işgücüpiyasalarındaki olumsuz görünüm devam etmektedir. Türkiye
  13. 13. 13ekonomisinde ise dünyadan ayrışarak istihdam koşullarında dahahızlı bir iyileşme yaşanmaktadır. Üretim gelişmeleri ve ekonomikfaaliyetlerdeki canlanmaya paralel olarak 2010 yılında toplamistihdam 1 milyon 317 bin, tarım dışı istihdam ise 874 bin kişiartış kaydetmiştir. Mayıs 2009 döneminden itibaren azalıştrendine giren mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranı ise yıllıkbazda 2,4 puan azalarak Ocak 2011’de yüzde 10,6 düzeyineinmiştir.
  14. 14. 141320120111 YILIYILI MART AYI veMART AYI veOCAKOCAK--MART DMART DÖÖNEMNEMİİMERKEZMERKEZİİ YYÖÖNETNETİİM BM BÜÜTTÇÇEEGERGERÇÇEKLEEKLEŞŞMELERMELERİİ2011 YILI MART AYI ve OCAK-MART DÖNEMİMERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİDeğerli Basın Mensupları,2011 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin Mart ayı ve Ocak-Mart dönemine ilişkin gerçekleşmelerini bugün yayınlayacağımızaylık bütçe gerçekleşmeleri raporunda detaylarıyla görebilirsiniz.Şimdi Mart ayı ve ilk üç aylık bütçe gerçekleşmeleri ile ilgili bazıhususları sizlerle paylaşmak istiyorum.
  15. 15. 15142011 YILI MART AYI BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ2011 Yılı Mart Ayı Bütçe GerçekleşmeleriMerkezi yönetim bütçe gerçekleşmelerine ilişkin olarak,öncelikle 2011 yılı Mart ayı ile ilgili kısa bilgi vereceğim.2011 yılı Mart ayında bütçe açığı bir önceki yılın aynı ayınagöre yüzde 2,8 oranında artarak 6,1 milyar TL olmuştur.2010 yılı Mart ayında yaklaşık 1,6 milyar TL faiz dışı açıkverilmişken 2011 yılının aynı döneminde yaklaşık 2,1 milyar TLfaiz dışı açık verilmiştir.2011 yılı Mart ayında bütçe gelirleri bir önceki yılın aynıayına göre yüzde 18,2 oranında artarak 20,7 milyar TL, bütçegiderleri ise yüzde 14,3 oranında artarak 26,8 milyar TL olarakgerçekleşmiştir.
  16. 16. 162011 yılı Mart ayında vergi gelirleri bir önceki yılın aynıayına göre yüzde 14,7 oranında artarak 16,6 milyar TL olarakgerçekleşmiştir. Buna karşın faiz hariç bütçe giderleri yüzde19,3 oranında artarak 22,8 milyar TL olmuştur.152011 YILI OCAK-MART DÖNEMİ BÜTÇE GERÇEKLEŞMELERİ162011 YILI OCAK-MART DÖNEMİ MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE GİDERLERİ
  17. 17. 17172011 YILI O C AK -M ART DÖ NEM İ M ERKEZİ YÖ NETİM BÜTÇE GELİRLERİ1 82 0 1 1 Y IL I O C A K -M A R T D Ö N E M İ M E R K E Z İ Y Ö N E T İM V E R G İ G E L İR L E R İ2011 Yılı Ocak-Mart Dönemi Bütçe GerçekleşmeleriDeğerli Basın Mensupları,Şimdi de 2011 yılı Ocak-Mart dönemi bütçe gerçekleşmeleriile ilgili bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.
  18. 18. 18Öncelikle şunu da hatırlatmalıyım ki merkezi yönetimbütçesi, 2011 yılının Ocak ve Şubat aylarının her ikisinde de fazlavermiş ve Ocak-Şubat dönemi toplam bütçe fazlası 2 milyar TLolmuştur. En son 1983 yılında hem Ocak hem de Şubat ayındabütçenin fazla verdiği göz önüne alındığında 28 yıllık dönemdeilk kez 2011 yılında hem Ocak hem de Şubat ayında bütçe fazlasıverildiği görülmektedir. Merkezi yönetim bütçe dengesindegörülen bu iyileşme Ocak-Mart döneminde de devam etmiştir.Şöyle ki, 2011 yılı Ocak-Mart döneminde bütçe açığı geçen yılınaynı dönemine göre yüzde 63,6 oranında azalarak 4,1 milyar TLolmuştur.2010 yılı Ocak-Mart döneminde yaklaşık 3,7 milyar TL faizdışı fazla verilmişken 2011 yılının aynı döneminde yüzde 169,1oranında artışla yaklaşık 9,8 milyar TL faiz dışı fazla verilmiştir.Başka bir deyişle ilk üç aylık dönemde faiz dışı fazla 2,7 katartmıştır.2011 yılı Ocak-Mart döneminde bütçe gelirleri geçen yılınaynı dönemine göre yüzde 20,5 oranında artarak yaklaşık 68,7milyar TL olurken, bütçe giderleri yüzde 6,6 oranında artarak72,9 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.2011 yılı Ocak-Mart döneminde vergi gelirleri geçen yılınaynı dönemine göre yüzde 19,9 oranında artarak 57,5 milyar TLolarak gerçekleşmiştir. Buna karşın faiz hariç bütçe giderlerisadece yüzde 10,3 oranında artarak 58,9 milyar TL olmuştur.
  19. 19. 19Bu noktada şunu da belirtmeliyim ki vergi gelirlerinin faizhariç giderleri karşılama oranı, 2010 yılının ilk üç aylıkdöneminde yüzde 89,8 iken 2011 yılının aynı döneminde bu oranyüzde 97,6’ya çıkmıştır.Makro ekonomik gelişmeler yanında Bakanlığımızın budönemdeki yüksek performansı da vergi gelirlerindeki artıştabelirleyici olmuştur.2011 Yılı Ocak-Mart dönemi gerçekleşmelerinebaktığımızda bütçedeki iyileşme açıkça görülmektedir. Bütçeaçığının düşmesinde ve faiz dışı fazlanın artışında bir yandan gelirperformansındaki iyileşme, diğer yandan da faiz giderlerinindüşmesi ve faiz hariç giderlerin kontrol altında tutulması etkiliolmuştur. İlk üç aylık sonuçlar 2011 yılı bütçe dengesi ve faizdışı denge hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağımızıgöstermektedir.Bu sonuç, Orta Vadeli Programla açıkladığımız gelirharcama ve yatırım politikalarının hayata geçirilmesi vekararlılıkla uygulanan mali disiplinin eseridir.
  20. 20. 20SONUÇDeğerli Basın Mensupları,Bildiğiniz üzere 2010 yılı bütçesini bir krizden çıkış bütçesiolarak hazırlamıştık ve 2010 yılında uyguladığımız proaktifmaliye politikası ve gerçekleştirdiğimiz büyüme oranları ile buhedefimize ulaştık. 2011-2013 dönemi orta vadeli hedeflerimizikamuoyuna açıkladığımızda da bu hedeflerin muhafazakarhedefler olduğunu söylemiştik. 2010 yılı bütçe gerçekleşmeleriile makroekonomik gerçekleşmeler de bunu doğrulamaktadır.192010 YILI TEMEL EKONOMİK BÜYÜKLÜKLER2010HedefOVP2010YılsonuGerçekleşmeReel Büyüme(%) 6,8 8,9İşsizlikOranı (%) 12,2 11,9Genel YönetimNominal BorçStoku/ GSYH(%, ABTanımlı) 42,3 41,6TÜFE (%) 7,5 6,4Merkezi YönetimBütçeDengesi / GSYH(%) -4,0 -3,6Zira, 2011-2013 Dönemi Orta Vadeli Programında 2010 yılıiçin yüzde 6,8 oranında tahmin ettiğimiz reel büyüme oranı yüzde
  21. 21. 218,9 olarak gerçekleşmiştir. Türkiye yüzde 8,9 büyüme oranı ileAvrupa’da en hızlı, G-20 ülkeleri arasında ise en hızlı büyüyenüçüncü ülke olmuştur. İşsizlik oranı, Orta Vadeli Programdayüzde 12,2 olarak öngörülen seviyenin altında kalarak yüzde 11,9seviyesinde gerçekleşmiştir. Bunun yanında genel yönetimnominal borç stokunun GSYH oranı, yüzde 42,3 olarak tahminedilmiş iken 2010 yıl sonunda yüzde 41,6 olmuştur. Ayrıca, 2010için TÜFE yıl sonu, yüzde 7,5 olarak öngörülmüş iken yüzde 6,4olarak gerçekleşmiştir. Yine merkezi yönetim bütçe açığınınGSYH oranı, yüzde 4 olarak tahmin edilmesine rağmen başta caritransferler ve faiz giderleri olmak üzere bütçe giderlerininbeklendiğinden daha düşük, vergi gelirlerinin ise tahminlerinüzerinde gerçekleşmesi sonucu yüzde 3,6 olmuştur.Biz, 2011 yılı bütçesini ise sürdürülebilir büyümenindevamlılığını sağlayacağımız ve mali dengeleri iyileştireceğimizbir bütçe olarak hazırladık. Üç aylık gerçekleşmeler de bütçemizinbüyümenin devamlılığına ve mali dengelerin iyileştirilmesineönemli katkısı olduğunu göstermektedir.2011 yılı bütçesi ile ekonomik kalkınmayı bir öncelik olarakkabul ederek ülkemizin dört bir tarafına ihtiyaç duyduğu yatırımıgötürmeye, reel kesimi desteklemeye, ekonomik ve sosyalkalkınmaya odaklanmaya, bireysel ve toplumsal refahıgözetmeye, ekonomik ve mali istikrarı sağlamaya devamediyoruz.
  22. 22. 22Değerli Basın Mensupları,2010 yılı krizden çıktığımız ve mali dengeleriiyileştirdiğimiz bir yıl oldu. 2011 yılında da mali disiplininsürdürülmesi için gerekli tedbirleri baştan aldık. Gelişmeleri takipederek gerekli her türlü tedbiri de zamanında alacağız.2011 yılı bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclisindegörüşülmesi sırasında 2011 yılının seçim yılı olmasına rağmenseçim bütçesi hazırlamadığımızı ve mali disiplinden aslasapmayacağımızı ifade etmiştim. İlk üç aylık bütçe uygulamasonuçları da bunu açıkça göstermektedir.Orta Vadeli Programda ortaya koyduğumuz mali disiplinanlayışı içinde sürdürülebilir büyüme stratejisine uygun olarakmaliye politikamızı bundan sonra da aynı kararlılıkla uygulamayadevam edeceğiz.2010 yılında yakaladığımız güçlü büyüme Türkiyeekonomisinin dinamizmini ve özel sektörümüzün gücünü bir kezdaha ortaya koymuştur. Türkiye yüksek büyüme performansı vedış ticaret hacmindeki artış ile giderek daha büyük bir küreselaktör haline gelmektedir.Değerli Basın Mensupları,Bugün sizlere açıkladığımız 2011 yılı Ocak-Mart dönemimerkezi yönetim bütçe uygulama sonuçlarına ulaşılmasında emeğigeçen herkese teşekkür ediyorum. Konuşmama burada sonverirken hepinize saygılar sunuyorum.

    Sé el primero en comentar

    Inicia sesión para ver los comentarios

Vistas

Total de vistas

135

En Slideshare

0

De embebidos

0

Número de embebidos

1

Acciones

Descargas

0

Compartidos

0

Comentarios

0

Me gusta

0

×