Se ha denunciado esta presentación.
Utilizamos tu perfil de LinkedIn y tus datos de actividad para personalizar los anuncios y mostrarte publicidad más relevante. Puedes cambiar tus preferencias de publicidad en cualquier momento.

PBK 2015 Bütçe Sunuş Metni 23.10.2014

  • Sé el primero en comentar

PBK 2015 Bütçe Sunuş Metni 23.10.2014

  1. 1. 2015 23 Ekim 2014
  2. 2. i 0 T.C. MALİYE BAKANLIĞI 2015 YILI BÜTÇE SUNUŞ KONUŞMASI (TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu) Mehmet ŞİMŞEK Maliye Bakanı 23 Ekim 2014
  3. 3. OKUNAN METİN GEÇERLİDİR ii 1
  4. 4. iii i İçindekiler I. EKONOMİK GÖRÜNÜM ............................................................................ 2 A. Küresel Ekonomi .............................................................................. 2  Büyüme ........................................................................................2  Ticaret .........................................................................................5  Enflasyon ......................................................................................6  Temel riskler ..................................................................................6 B. Türkiye Ekonomisi ........................................................................... 10  Ilımlı ama daha dengeli büyüyoruz ..................................................... 10  Mali disiplin ana çıpamız olmaya devam ediyor ...................................... 12  Bankacılık sektörünün sağlam yapısını koruyoruz ................................... 18  Reel sektörün dış borcu yönetilebilir seviyede ...................................... 19  Hanehalkı bilançosu sağlıklı yapısını koruyor ......................................... 20  Makroihtiyati tedbirler etkisini gösteriyor ............................................ 20  Enflasyonu düşük tek haneye indirmeyi hedefliyoruz .............................. 21  Cari açığı daraltıyoruz..................................................................... 23  İstihdamı artırıyoruz ...................................................................... 25 C. Yapısal Reform Gündemimiz ............................................................... 27  Tasarruf oranlarını artırıyoruz .......................................................... 29  Beşeri sermayeyi geliştiriyoruz ......................................................... 31  Altyapı yatırımlarına öncelik veriyoruz ................................................ 34  İşgücü piyasasını reforme ediyoruz ..................................................... 37  Finansal piyasaları derinleştiriyoruz ................................................... 41  Enerjide dışa bağımlılığı azaltıyoruz ................................................... 43  Teknolojik altyapı ve inovasyonu destekliyoruz ..................................... 45  Kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadeleye devam ediyoruz ......................... 46  Kurumsal kapasiteyi güçlendiriyoruz ................................................... 48  Gelir dağılımı ve sosyal adaleti iyileştiriyoruz ........................................ 51 II. 2013 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUN TASARISI ............................ 54 III. 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ YIL SONU GERÇEKLEŞME TAHMİNİ ............. 57 IV. 2015 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ ....................................................... 62  Bütçede temel önceliğimiz yine eğitim olacak ....................................... 68  Daha kaliteli hizmet için sağlığa daha fazla kaynak ayırıyoruz.................... 70  Yatırımlara daha fazla kaynak ayırıyoruz ............................................. 73
  5. 5.  Çalışanın ve emeklinin hakkını gözetmeye devam edeceğiz ...................... 74  2015 Yılı Bütçesi sosyal yönü güçlü bir bütçedir ..................................... 78  Sosyal güvenlik sistemini desteklemeye devam edeceğiz .......................... 79  Tasarrufları teşvik etmeye devam edeceğiz .......................................... 80  Tarımı desteklemeye devam edeceğiz ................................................. 80  Ar-Ge faaliyetlerini teşvik etmeye devam edeceğiz ................................ 81  Yerel yönetimlere daha fazla kaynak aktaracağız ................................... 82 V. GELİR POLİTİKALARINDA TEMEL AMAÇ VE UYGULAMALAR ............................... 83 A. Vergi Mevzuatını Modern ve Adil Bir Yapıya Kavuşturuyoruz ........................ 84  Gelir Vergisi Kanun Tasarısını Yüce Meclise sunduk ................................. 84  Vergi Usul Kanun Tasarısı Taslağı üzerinde çalışıyoruz ............................. 85  Damga Vergisi Kanunu ve Harçlar Kanunu’nu gözden geçiriyoruz ............... 85  Katma Değer Vergisi mevzuatını basitleştirdik ....................................... 86  G20 dönem başkanlığını yürüteceğiz ................................................... 87 B. Kayıt Dışı Ekonomi ile Etkin Mücadele Ediyoruz ....................................... 87  Vergi denetiminde etkinliği artırdık .................................................... 88  Tahsilatın etkinliğini artırıyoruz ........................................................ 90  Mükellefin vergiye gönüllü uyumunu güçlendirdik .................................. 91 C. İstihdamı Artırıyor Yatırım Ortamını İyileştiriyoruz ................................... 98  İstihdam üzerindeki vergi yükünü düşürdük .......................................... 99  Kurum kazançları üzerindeki vergi yükünü düşürdük ............................. 101  Birçok kalemde KDV oranlarını düşürdük ............................................ 102  Yeni Teşvik Sistemini başarıyla uyguluyoruz ........................................ 103  Stratejik ve öncelikli yatırımları destekliyoruz ..................................... 104  Kıymetli taş ithalatının borsa üzerinden yapılmasını destekliyoruz ............ 105  İletişim hizmetlerini ucuzlattık ........................................................ 105  Lisanslı depoculuk faaliyetlerini destekledik ........................................ 106  ÖTV işlemlerini elektronik ortama taşıdık ........................................... 106  Uluslararası Vergi Rekabeti Endeksinde ilk 10’a girdik ............................ 107  Vergi yükünün yüksek olduğu algısı gerçeği yansıtmıyor .......................... 107  Esnafımızın hayatını kolaylaştırdık .................................................... 109  Tahkim harcını yarıya indirdik ......................................................... 109  Tüketici mahkemelerinde harcı kaldırdık ............................................ 109  Vatandaşlarımıza borçlarını yapılandırma imkanı sağladık ........................ 109 D. Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerini Destekliyoruz ............................... 111 iv ii
  6. 6.  Ar-Ge’ye olan desteğimiz artarak devam ediyor .................................... 111  KOBİ’lerin Ar-Ge faaliyetlerini destekliyoruz ........................................ 112  Teknoloji geliştirme bölgelerini etkinleştirdik ...................................... 112  Sınai mülkiyet haklarından elde edilen kazançlara istisna getirdik ............. 114  Ar-Ge projelerini 5. Bölge teşviklerinden yararlandırıyoruz ..................... 114  Üniversite sanayi işbirliğini destekliyoruz ........................................... 114  Tasarım çalışmalarını destekleyeceğiz ................................................ 115 E. Yurt İçi Tasarruf Oranlarını Artırıyoruz ................................................ 115  Uzun vadeli mevduatları teşvik ediyoruz ............................................ 116  İşletmelerin öz kaynak kullanımını teşvik ediyoruz ................................ 116  Özel tasarrufları destekliyoruz ......................................................... 116  Tasarrufları özendirmek için vergi sistemini gözden geçiriyoruz ............... 116 F. Bölgeler Arası Gelişmişlik Farklılıklarını Azaltıyoruz ................................ 117 G. Sosyal ve Çevresel Gelişimi Destekliyoruz ............................................ 118  Engelli vatandaşlarımızın istihdamını destekliyoruz ............................... 118  Engellilerimizin sosyal yaşamlarını kolaylaştırıyoruz .............................. 119  Gençlik ve spora verdiğimiz desteği artırıyoruz .................................... 119  Kreş ve anaokulu işletmelerini teşvik ediyoruz ..................................... 119  Çevreci düzenlemeleri hayata geçiriyoruz ........................................... 119 SONUÇ ................................................................................................. 120 v iii
  7. 7. vi iv Grafikler Grafik 1: Gelişmiş Ülkelerde Büyüme .................................................................3 Grafik 2: Gelişmekte Olan Ülkelerde Büyüme .......................................................5 Grafik 3: Küresel Ticaret Hacmi .......................................................................6 Grafik 4: Avro Bölgesi’nde Deflasyon Riski ...........................................................7 Grafik 5: ABD-GOÜ Yakınsama .........................................................................8 Grafik 6: Fed, ECB ve BOJ: Bilanço Büyüklükleri ....................................................9 Grafik 7: Orta Vadeli Büyüme Görünümü .......................................................... 10 Grafik 8: Ticaret Ortaklarımızda Büyüme .......................................................... 11 Grafik 9: Genel Devlet Açığı ......................................................................... 13 Grafik 10: Genel Devlet Açığı (2014) ................................................................ 14 Grafik 11: AB Tanımlı Genel Devlet Borç Stoku ................................................... 14 Grafik 12: Kamu Borç Stoku (2014) .................................................................. 15 Grafik 13: Kamu Net Borç Stoku ..................................................................... 16 Grafik 14: Faiz Giderleri .............................................................................. 17 Grafik 15: Bankacılık Sektörü ........................................................................ 18 Grafik 16: Reel Sektörün Döviz Pozisyonu .......................................................... 19 Grafik 17: Hanehalkı Yükümlülükleri................................................................ 20 Grafik 18: Enflasyon ................................................................................... 22 Grafik 19: Gıda ve Gıda Dışı Enflasyon ............................................................. 23 Grafik 20: Cari İşlemler Dengesi ..................................................................... 24 Grafik 21: İstihdam .................................................................................... 25 Grafik 22: İşgücü Göstergeleri ....................................................................... 26 Grafik 23: Genç İşsizlik ............................................................................... 27 Grafik 24: Türkiye’de Tasarruf Oranları ............................................................ 30 Grafik 25: Brüt Okullaşma Oranları ................................................................. 32 Grafik 26: Ortalama Eğitim Süreleri ................................................................ 33 Grafik 27: PISA Sonuçları Türkiye-OECD Arası Fark ............................................... 34 Grafik 28: Karayolu Ağımızı Genişletiyoruz ........................................................ 35 Grafik 29: Yüksek Hızlı Demiryolu Projelerimiz ................................................... 36 Grafik 30: Aktif İşgücü Programları ................................................................. 38 Grafik 31: İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi ..................................................... 39 Grafik 32: Kadınların İşgücüne Katılım Oranı ...................................................... 40 Grafik 33: Küresel Finans Merkezleri Endeksi ...................................................... 42 Grafik 34: Finansal Gelişmişlik Endeksi ............................................................. 43 Grafik 35: Enerji İthalatı .............................................................................. 44 Grafik 36: Üretim ve İhracatta Teknoloji Yoğunluğu ............................................. 46 Grafik 37: Kayıt Dışı İstihdam ........................................................................ 47 Grafik 38: Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü (2013) ............................................... 47 Grafik 39: Kurumsal Kalitenin Artırılması .......................................................... 49 Grafik 40: Doğrudan Yatırım Girişleri ............................................................... 51 Grafik 41: Bütçe Açığı ve Faiz Dışı Fazla ........................................................... 58 Grafik 42: 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşme Tahmini ............................ 58 Grafik 43: Merkezi Yönetim Bütçe Açığı ............................................................ 60 Grafik 44: 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Giderleri ............................................ 65 Grafik 45: 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gelirleri ............................................. 66
  8. 8. Grafik 46: 2015 Yılı Merkezi Yönetim Vergi Gelirleri ............................................. 67 Grafik 47: Bütçeden Eğitime Ayrılan Pay ........................................................... 68 Grafik 48: Sağlık Göstergeleri ........................................................................ 71 Grafik 49: Yatırım Harcamalarının Bütçe Payı ..................................................... 74 Grafik 50: Sosyal Harcamalar ........................................................................ 78 Grafik 51: KDV İade Talep Sayısı ve Ortalama Süresi ............................................. 86 Grafik 52: Gayrimenkul Sermaye İradı .............................................................. 93 Grafik 53: Gelir Vergisi En Üst Dilim Oranları ..................................................... 99 Grafik 54: Gelir Vergisi En Alt Dilim Oranları ..................................................... 100 Grafik 55: Ortalama Ücret Üzerindeki Vergi Yükleri ............................................. 100 Grafik 56: Kurum Kazançları Üzerindeki Vergi Yükü ............................................. 102 Grafik 57: KDV Oranları .............................................................................. 103 Grafik 58: 2009-13 Dönemi ÖİV İstatistikleri ...................................................... 106 Grafik 59: Uluslararası Vergi Rekabeti Endeksi ................................................... 107 Grafik 60: Dolaylı Vergiler ........................................................................... 108 Grafik 61: Dolaysız Vergiler ......................................................................... 108 Grafik 62: Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde İstihdam .......................................... 113 Grafik 63: Yatırım Teşvik İstatistikleri ............................................................. 118 vii v Tablolar Tablo 1: Elektrik Enerjisi Kurulu Gücü .............................................................. 44 Tablo 2: Makroekonomik Göstergeler ............................................................... 64 Tablo 3: En Düşük Memur Maaşıyla Satın Alınabilen Bazı Ürün Miktarları ..................... 76 Tablo 4: Net Asgari Ücret ile Satın Alınabilen Bazı Ürün Miktarları ............................ 77 Tablo 5: Asgari Ücret Üzerindeki Vergi Yükleri (%) .............................................. 101
  9. 9. Kısaltmalar AB Avrupa Birliği ABD Amerika Birleşik Devletleri AGİ Asgari Geçim İndirimi AK Parti Adalet ve Kalkınma Partisi Ar-Ge Araştırma Geliştirme B Bütçe BAĞ-KUR Esnaf, Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu BİST Borsa İstanbul BOJ Japonya Merkez Bankası (Bank of Japan) BSMV Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi BST Bilim, Sanayi ve Teknoloji CIF Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun (Cost, Insurance and Freight) DAP Doğu Anadolu Projesi DOKAP Doğu Karadeniz Projesi e- Arşiv Elektronik Arşiv e- Bilet Elektronik Bilet e- Defter Elektronik Defter e- Fatura Elektronik Fatura e- Posta Elektronik Posta e- Tebliğ Elektronik Tebliğ e- Ticaret Elektronik Ticaret ECB Avrupa Merkez Bankası (European Central Bank) Eurostat Avrupa Komisyonu İstatistik Ofisi FATİH Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi Fed Amerikan Merkez Bankası (Federal Reserve Board) FOB Gemi Güvertesinde Teslim (Free on Board) G20 Grup 20 GAP Güneydoğu Anadolu Projesi GİB Gelir İdaresi Başkanlığı GOÜ Gelişmekte Olan Ülkeler GSM Küresel Mobil İletişim Sistemi GSYH Gayri Safi Yurtiçi Hasıla GT Gerçekleşme Tahmini viii vi
  10. 10. ix vii IMF Uluslararası Para Fonu İŞKUR Türkiye İş Kurumu KDV Katma Değer Vergisi KDVİRA Katma Değer Vergisi İadesi Risk Analiz Sistemi Kg Kilogram KİT Kamu İktisadi Teşebbüsleri KOBİ Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler KOP Konya Ovası Projesi KÖİ Kamu-Özel İşbirliği KÖYDES Köy Altyapısını Destekleme Projesi kwh Kilowatt saat m.a. Mevsimsellikten Arındırılmış OECD Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü OVP Orta Vadeli Program ÖİV Özel İletişim Vergisi ÖTV Özel Tüketim Vergisi PISA Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı POS Satış Noktası (Point Sale) SGK Sosyal Güvenlik Kurumu SGP Satınalma Gücü Paritesi SODES Sosyal Destek Programı SPK Sermaye Piyasası Kurulu SSK Sosyal Sigortalar Kurumu SUKAP Su, Kanalizasyon ve Altyapı Projesi TCMB Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası TCDD Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları TEDAŞ Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi TEOG Temel Öğretimden Orta Öğretime Geçiş TESK Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu TGB Teknoloji Geliştirme Bölgeleri TL Türk Lirası TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TÜBİTAK Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu TÜFE Tüketici Fiyat Endeksi TÜİK Türkiye İstatistik Kurumu
  11. 11. TÜRMOB Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği UNDP Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı VDK-RAS Vergi Denetim Kurulu - Bilgisayar Destekli Denetim ve Risk Analizi Merkezi VİMER Vergi İletişim Merkezi WEO Küresel Ekonomik Görünüm Raporu Yİ-ÜFE Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi YÖK Yüksek Öğretim Kurulu $ Amerikan Doları x viii
  12. 12. Sayın Başkan, Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Üyeleri, Değerli Basın Mensupları, Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarılarını bugün Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşmeye başlayacağız. Yaklaşık bir ay sürecek müzakereler sonucunda Genel Kurula sunulacak bu Tasarılara vereceğiniz her türlü katkı ve değerlendirmeleriniz için siz değerli komisyon üyelerine şimdiden teşekkürlerimi sunuyorum. Konuşmama küresel ekonomik görünüme ilişkin kısa bir değerlendirme ile başlayacağım. Daha sonra Türkiye ekonomisi ve yapısal reform gündemimizden bahsedeceğim. Takiben 2013 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Tasarısı, 2014 yılı bütçe gerçekleşmeleri ve yıl sonu tahmini ile 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi hakkında sizlere bilgi vereceğim. Konuşmamı gelir politikalarında temel amaç, hedef ve uygulamalar hakkında bilgi vererek tamamlayacağım. 1 1
  13. 13. 2 2 I. EKONOMİK GÖRÜNÜM A. Küresel Ekonomi1  Büyüme Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Küresel ekonomi 2014 yılında ılımlı; ancak potansiyelin ve kriz öncesi seviyelerin altında bir büyüme performansı göstermektedir. Bunda;  Avro Bölgesi’nde süregelen durgunluk  Japonya’da parasal genişlemeye rağmen düşük büyüme  Başta Çin olmak üzere gelişmekte olan ülkelerde yavaşlayan büyüme  Suriye, Irak ve Rusya-Ukrayna krizleri başta olmak üzere artan jeopolitik gerginlikler etkili olmuştur. IMF’ye göre 2013 yılında yüzde 3,3 oranında büyüyen küresel ekonominin 2014 yılında da aynı oranda büyümesi beklenmektedir. Kriz öncesi süreçte yüzde 5 seviyelerinde büyüyen küresel ekonominin önümüzdeki beş yıllık dönemde yüzde 4 ile daha düşük bir oranda büyümesi tahmin edilmektedir. Gelişmiş ekonomilerde büyüme giderek iyileşmekle birlikte hala potansiyelin altındadır. 2013 yılında yüzde 1,4 oranında büyüyen gelişmiş ülkelerin 2014 yılında yüzde 1,8, 2015-19 döneminde ise ortalama yüzde 2,4 oranında büyüyeceği öngörülmektedir. 1 Bu bölümde yer alan göstergeler ve tahminler IMF’nin WEO veri bankasından alınmıştır.
  14. 14. Gelişmiş Ülkeler ABD Avro Bölgesi Japonya 2013 2014 2015 3 3 Grafik 1: Gelişmiş Ülkelerde Büyüme 1,4 2,2 -0,4 1,5 1,8 2,2 1,3 0,8 0,9 2,3 3,1 0,8 4 3 2 1 -1 Reel büyüme ( %) Kaynak: IMF (ABD) Dünya ekonomisinin lokomotifi ABD’de nispeten güçlü bir ekonomik performans gözlenmektedir. 2013 yılında yüzde 2,2 oranında büyüyen ABD ekonomisinin 2014 yılında da aynı oranda, 2015 yılında ise yüzde 3,1 oranında büyümesi öngörülmektedir. Ekonomideki toparlanmanın etkisiyle ABD’de istihdam piyasası iyileşme eğilimine girmiştir. Kriz sonrası dönemde yüzde 10’a kadar çıkan işsizlik oranı yüzde 5,9 seviyesine inmiştir. Ancak bu düşüşte işgücüne katılım oranının azalması önemli bir rol oynamıştır. Ekonomideki toparlanmaya bağlı olarak Fed’in parasal genişlemeyi sonlandırma sürecini Ekim ayında tamamlaması, önümüzdeki yılın ortalarında ise faiz artışına gitmesi beklenmektedir. (Avro Bölgesi) Avro Bölgesi’nde yüksek işsizlik, yüksek kamu borçları, kredi akışındaki durgunluk ve atıl kapasite gibi sorunlar büyümeyi
  15. 15. sınırlamaktadır. 2013 yılında yüzde 0,4 oranında daralan Avro Bölgesi’nin bu yıl resesyondan çıkmış olmakla birlikte sadece yüzde 0,8 büyümesi öngörülmektedir. Bölge ekonomisinin 2015 yılında ise yüzde 1,3 oranında büyümesi beklenmektedir. Avro Bölgesi’nde deflasyon riski önemini korumaktadır. Eylül ayında yüzde 0,3 olarak gerçekleşen enflasyon son beş yılın en düşük seviyesindedir. Ekonomideki durgunluk ve deflasyon riskine karşı Avrupa Merkez Bankası (ECB) politika faizinde indirimlere gitmiş ve yeni parasal genişleme programlarını başlatmıştır.2 (Japonya) Japonya ekonomisinde yapısal katılıklar ve GSYH’nin iki katını aşan kamu borç stoku büyümeyi sınırlamaktadır. Abenomics adı altında uygulanan genişletici para ve maliye politikalarının etkisiyle Japonya 2013 yılında yüzde 1,5 oranında büyümüştür. Mali konsolidasyonun etkisiyle Japonya’nın bu yıl yüzde 0,9, 2015 yılında ise yüzde 0,8 oranında büyüyeceği beklenmektedir. (Gelişmekte Olan Ülkeler) Zayıf talep ve yapısal sorunlar nedeniyle gelişmekte olan ülkelerde büyüme performansı kriz öncesi döneme göre zayıflamıştır. Kriz öncesi dönemde3 yüzde 7,5-8 civarında büyüyen gelişmekte olan ülkeler 2013 yılında yüzde 4,7 oranında büyümüştür. Bu ülkelerin 2014 yılında yüzde 4,4 oranında, önümüzdeki beş yıllık dönemde ise ortalama yüzde 5,2 oranında büyüyeceği tahmin edilmektedir. 2013 2 Bu kapsamda Avrupa Merkez Bankası, Hedeflenmiş Uzun Dönemli Yeniden Finansman İşlemlerini (Targeted Longer-Term Refinancing Operations, TLTROs) Haziran 2014’te duyurmuş ve ilk operasyonu Eylül ayında gerçekleştirmiştir. Varlığa Dayalı Menkul Kıymet Alımı Programına (Asset- Backed Securities Purchase Program, ABSPP) Ekim ortasında başlayacağını, İpotekli Tahviller Alımı Programına (Covered Bond Purchase Program, CBPP-3) ise 2014 yılı son çeyreğinde başlayacağını 2 Ekim 2014’teki toplantısında açıklamıştır. 3 2003-07, yüksek büyüme dönemi dikkate alınmıştır. 4 4
  16. 16. yılında yüzde 3,3 oranında büyüyen Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin ise 2014 yılında yüzde 2,7, 2015 yılında yüzde 3,6 oranında büyüyeceği öngörülmektedir. 3,6 2,7 2,7 Gelişmekte Olan Ülkeler Çin ve Hindistan Hariç Gelişmekte Olan Ülkeler 2013 2014 2015 5 5 Grafik 2: Gelişmekte Olan Ülkelerde Büyüme 4,7 3,3 2,9 2,8 2,7 4,4 1,3 5,0 2,2 6 4 2 0 Gelişmekte Olan Avrupa Latin Amerika Reel büyüme (%) Kaynak: IMF  Ticaret Küresel ekonomide talebin zayıf seyretmesi nedeniyle ticaret hacmindeki artış hala kriz öncesi seviyelere ulaşamamıştır. 2013 yılında yüzde 3 oranında artan dünya ticaret hacminin 2014 yılında yüzde 3,8, 2015 yılında ise yüzde 5 artması beklenmektedir.
  17. 17. -10,6 12,6 6,7 2,9 3,0 3,8 5,0 2009 2010 2011 2012 2013 2014 T 2015 T 6 6 Grafik 3: Küresel Ticaret Hacmi 5,9 11,0 2003-07 ortalama: %8,4 7,6 9,2 8,1 3,0 15 10 5 0 -5 -10 -15 2003 2004 2005 2006 2007 2008 (%) Kaynak: IMF  Enflasyon Gelişmiş ülkelerdeki genişletici para politikalarına karşın zayıf seyreden küresel talep nedeniyle enflasyon ılımlı seyretmektedir. IMF 2013 yılında yüzde 3,6 olan küresel enflasyonun 2014 ve 2015 yıllarında yüzde 3,9 olacağını öngörmektedir. 2015 yılında uluslararası petrol fiyatı 101,9 dolar/varil olarak varsayılmıştır. Enerji ve endüstriyel metal fiyatlarında son dönemde yaşanan düşüşün kalıcı olması halinde küresel enflasyon beklenenin altında gerçekleşebilecektir.  Temel riskler Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Krizin üzerinden altı yıl geçmesine rağmen küresel büyüme hala kriz öncesi seviyenin altında ve ekonomik toparlanma kırılgan bir yapıdadır. Hatta son dönemde küresel ekonomik toparlanmaya dair endişeler artmıştır.
  18. 18. Japonya Avro Bölgesi t+6 % Kaynak: IMF Not: t dönemi Japonya için 1990 yılını, Avro Bölgesi için 2005 yılını temsil etmektedir. 7 7 Bunda etkili olan dört temel risk;  Avro Bölgesi’nde düşük büyüme ve deflasyon  Gelişmekte olan ülkelerin potansiyel büyümesinin azalması  Küresel finansal koşullarda sıkılaşma  Jeopolitik gerginliklerin artması olarak sıralanabilir. Avro Bölgesi’nde yavaş büyüme ve düşük enflasyon hem bölge hem de küresel ekonomi için önemli bir risktir. Faiz oranlarının tarihin en düşük seviyelerinde seyretmesine rağmen güven eksikliği nedeniyle parasal aktarım mekanizması etkin bir şekilde işlememektedir. IMF, Avro Bölgesi’nin deflasyona yakalanma riskini yüzde 30 olarak tahmin etmektedir.4 Deflasyon ise zaten borç yükü çok yüksek olan ve durgun seyreden bir ekonomide beklentilerin bozulmasına ve talebin ertelenmesine yol açarak bir kısır döngüye neden olmaktadır. Japonya’nın son 20 yıldır mücadele ettiği düşük enflasyon ve durgunluk bölgenin karşı karşıya kaldığı riskin en somut örneğidir.5 Grafik 4: Avro Bölgesi’nde Deflasyon Riski 4 3 2 1 0 -1 -2 t t+1 t+2 t+3 t+4 t+5 t+7 t+8 t+9 t+10 t+11 t+12 4 IMF, Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, Ekim 2014, sayfa 14, figür 1.12. 5 Moghadam, R., R. Teja and P. Berkmen, 2014, “Euro Area — “Deflation” Versus “Lowflation””, IMF Direct.
  19. 19. Gelişmekte olan ülkelerde büyüme oranları gerilemiştir. Bunda potansiyel büyümeyi sınırlayan yapısal sorunların yanısıra gelişmiş ülkelerdeki talep yetersizliği, ucuz fonlama döneminin sona ermesi, Çin ekonomisinin yavaşlaması ve düşük emtia fiyatları etkili olmaktadır. Ayrıca Çin’in ekonomiyi yeniden dengeleyecek ve canlandıracak reformları yapmaması halinde Çin’de ekonomik büyümenin önümüzdeki 10 yılda sert bir düşüşe geçme riski bulunmaktadır.6 Büyüme potansiyelinin azalması gelişmekte olan ülkeleri orta gelir tuzağı ile karşı karşıya bırakmaktadır. Gelişmekte olan ülkeler kriz öncesi büyüme hızıyla gelişmiş ülkeleri yaklaşık 36 yılda yakalayabilecek iken mevcut büyüme performansı ile bu süre 99 yılı bulacaktır. Beşeri sermayeye, altyapıya, Ar-Ge’ye ve teknolojiye yapılan yatırımlar ile işgücü piyasasında esnekliğin artırılması gelişmekte olan ülkeleri üst gelir grubu seviyesine taşıyacak kilit reformlardır.7 140.000 120.000 100.000 80.000 60.000 40.000 20.000 0 Senaryo 1 (36 yıl) 2000 2003 2006 2009 2012 2015 2018 2021 2024 2027 2030 2033 2036 GOÜ ABD Kişi başına gelir (SGP, dolar) 1.200.000 1.000.000 800.000 600.000 400.000 200.000 0 Senaryo 2 (99 yıl) 2013 2020 2027 2034 2041 2048 2055 2062 2069 2076 2083 2090 2097 2104 2111 GOÜ ABD Kişi başına gelir (SGP, dolar) Kaynak: IMF Senaryo 1: Kriz öncesi (2007 yılı) kişi başına gelir büyüme oranları ile 2000 yılından itibaren yürütme yapılmıştır. Senaryo 2: 2013 yılı kişi başına gelir büyüme oranları ile 2013 yılından itibaren yürütme yapılmıştır. 8 8 Grafik 5: ABD-GOÜ Yakınsama 6 Annual Report to Congress, Ekim 2014, Office of the Secretary of Defense of the USA. 7 Şimşek, M., Eylül 2014 “How Turkey Will Escape the Middle-Income Trap”, The Wall Street Journal.
  20. 20. Fed’in Ekim ayında varlık alımlarını sonlandırması küresel dolar likiditesini sınırlayacaktır. Bu durum piyasalar tarafından fiyatlanmıştır. Ancak bunu takip edecek faiz artışının zamanlaması ve miktarına ilişkin belirsizlik devam etmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını olumsuz etkilemektedir. Bu da piyasalarda varlık fiyatlarının düşmesine ve finansal piyasalarda oynaklığın artmasına sebep olabilecektir. Bununla birlikte Avrupa ve Japonya Merkez Bankalarının parasal genişlemeye devam edeceği öngörülmektedir. ABD, Avrupa ve Japonya’da para politikasındaki normalleşmenin eşanlı gerçekleşmeyecek olması Fed’in faiz artırma sürecini gelişmekte olan ülkeler açısından daha yönetilebilir kılmaktadır. Ekim 09 Ocak 10 Nisan 10 Temmuz 10 Fed ECB BOJ 9 9 Grafik 6: Fed, ECB ve BOJ: Bilanço Büyüklükleri 550 500 450 400 350 300 250 200 150 100 50 Ocak 07 Nisan 07 Temmuz 07 (10.01.2007=100) Kaynak: Bloomberg Ekim 07 Ocak 08 Nisan 08 Temmuz 08 Ekim 08 Ocak 09 Nisan 09 Temmuz 09 Ekim 10 Ocak 11 Nisan 11 Temmuz 11 Ekim 11 Ocak 12 Nisan 12 Temmuz 12 Ekim 12 Ocak 13 Nisan 13 Temmuz 13 Ekim 13 Ocak 14 Nisan 14 Temmuz 14 2014 yılında ivme kazanan jeopolitik gerginliklerin devam etmesi veya daha da şiddetlenmesi küresel ekonomik görünüm için önemli bir risktir. Orta Doğu’daki çatışmalar ile Rusya-Ukrayna arasındaki gerilim ticaret, finans ve beklentiler kanalıyla hem bölge ekonomilerini hem de küresel ekonomiyi olumsuz etkilemektedir.
  21. 21. 5,0 5,0 4,1 3,0 4,2 3,2 2,8 3,1 Türkiye Türkiye Hariç G.O. Avrupa Çin ve Hindistan Hariç GOÜ Latin Amerika 2014 2015 2016 2017 10 10 B. Türkiye Ekonomisi Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Küresel ekonomiye dair genel çerçeveyi çizdikten sonra şimdi de sizlere Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri ve öngörülerimi aktarmak istiyorum.  Ilımlı ama daha dengeli büyüyoruz 2013 yılında yüzde 4,1 oranında büyüyen Türkiye ekonomisinin 2014 yılında yüzde 3,3 civarında büyüyeceğini tahmin ediyoruz. 2014 yılında Latin Amerika ülkelerinin ortalama yüzde 1,3, gelişmekte olan Avrupa ülkelerinin yüzde 2,5, Çin ve Hindistan hariç gelişmekte olan ülkelerin yüzde 2,7 ile bizden daha düşük oranda büyümesi beklenmektedir. Grafik 7: Orta Vadeli Büyüme Görünümü 3,3 4,0 2,7 2,5 2,8 3,6 1,3 2,2 5,5 4,0 2,5 1,0 (%) Kaynak: OVP, IMF 2014 yılında ülkemizde büyümenin en önemli kaynağının 2 puanlık katkı ile net ihracat olacağını tahmin ediyoruz. Öte yandan tüketim artışına bağlı olarak toplam yurt içi talebin büyümeye katkısı muhtemelen 1,3 puan olacaktır.
  22. 22. 2014 yılı büyüme oranı bir önceki OVP tahmini olan yüzde 4’ün ve 11 11 potansiyel büyüme oranımızın bir miktar altındadır. Ancak;  Sıkı para politikası ve makroihtiyati tedbirler nedeniyle yavaşlayan iç talep  En büyük ticaret ortağımız olan AB’deki ekonomik durgunluk  Artan jeopolitik gerginlikler ve özellikle en büyük ihracat pazarımız olan Irak’taki iç savaş  Uluslararası sermaye girişlerinde azalma gibi hususlar göz önünde tutulduğunda Türkiye ekonomisi yadsınamayacak bir başarı sergilemiştir. Ayrıca IMF de 2014 yılı büyüme tahminlerini gelişmekte olan ülkeler için 0,6 puan, gelişmiş ülkeler için ise 0,2 puan aşağı çekmiştir. 2015 yılında ise küresel ekonomideki toparlanma, ticaret ortaklarımızda büyümenin hızlanması ve iç talepteki canlanma ile büyümenin yüzde 4 civarında olmasını bekliyoruz. Grafik 8: Ticaret Ortaklarımızda Büyüme 3,7 2,5 3,3 1,7 2,2 3,6 4 3,5 3 2,5 2 1,5 2010 2011 2012 2013 2014 2015 (%) Kaynak: IMF
  23. 23. Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Orta vadede Türkiye ekonomisinde büyümeyi destekleyen ve dış şoklara karşı Türkiye’yi dirençli kılan unsurlar:  Siyasi istikrar  Güçlü kamu mali dengeleri  Sağlam bankacılık sektörü  Sağlıklı hanehalkı bilançosu  Esnek kur rejimi ve  Makroihtiyati politikalardır.  Mali disiplin ana çıpamız olmaya devam ediyor Önümüzdeki dönemde de mali disiplin ana çıpamız olmaya devam edecektir. Düşük bütçe açığı ve kamu borç yüküne rağmen mali disipline devam etmemizin üç temel amacı vardır:  Tasarrufları artırarak cari açığı düşürmek8  Enflasyonla mücadelede TCMB’nin elini güçlendirmek  Yapısal reformlar için gerekli mali kaynağı sağlamak Birçok ülkenin kamu açıklarının ve borç stoklarının yüksek seyrettiği, faiz dışı dengelerinin açık verdiği bir dönemde güçlü kamu mali dengeleri Türkiye’yi diğer ülkelerden pozitif yönde ayrıştırmaktadır. 8 Yapılan bazı uluslararası çalışmalara göre devresel hareketlerden arındırılmış bütçe dengesinin GSYH’ye oranındaki 1 puanlık iyileşmenin cari açığın GSYH’ye oranında 0,3-0,4’lük bir düzelme sağladığı görülmektedir. Abbas, S.M. Ali ve diğerleri, 2011, “Fiscal Policy and the Current Account”, s.7, Mayıs 2011. 12 12
  24. 24. OVP (2015-17) Maastricht Kriteri: % 3 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 13 13 Grafik 9: Genel Devlet Açığı 10,8 0,8 0,5 0,2 -0,1 12 10 8 6 4 2 0 -2 (%, GSYH) Kaynak: Kalkınma Bakanlığı Genel devlet açığında Türkiye, son 10 yılda küresel kriz yılı olan 2009 hariç, Maastricht kriterini tutturmuştur. 2002 yılında yüzde 10,8 olan genel devlet açığının GSYH’ye oranını 2014 yılında yüzde 0,8 olarak öngörüyoruz. Bu oran OECD ortalamasının dörtte birinden, Maastricht Kriterinin üçte birinden ve gelişmekte olan ülkeler ortalamasının yarısından azdır. Orta Vadeli Program dönemi sonunda ise yüzde 0,1 ile genel devlet fazlası vermeyi hedefliyoruz.
  25. 25. Grafik 10: Genel Devlet Açığı (2014) 4,5 4,0 3,5 3,0 2,5 2,0 1,5 1,0 (%, GSYH ) Diğer taraftan 2002 yılında yüzde 74 olan AB tanımlı borç stokunun GSYH’ye oranını 2014 yılında yüzde 33,1’e, Program sonunda ise yüzde 28,5’e indirmeyi hedefliyoruz. Grafik 11: AB Tanımlı Genel Devlet Borç Stoku 80 70 60 50 40 30 Brüt kamu borç oranımız 2014 yılı itibarıyla yüzde 111,1 olan OECD ortalamasının üçte birinden az, yüzde 96,4 olan Avro Bölgesi ortalamasının yaklaşık üçte biri ve Maastricht Kriterinin ise neredeyse 14 14 3,9 2,9 2,1 0,8 0,5 OECD Avro Bölgesi GOÜ TÜRKİYE Kaynak: IMF, OECD, Kalkınma Bakanlığı Maastricht Kriteri: % 3 74,0 33,1 31,8 30,0 28,5 20 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 (%, GSYH) Kaynak: Hazine Müsteşarlığı, Kalkınma Bakanlığı OVP (2015-17) Maastricht Kriteri: % 60
  26. 26. yarısı kadardır. Öyle ki Estonya, Bulgaristan ve Lüksemburg gibi üç küçük ülkeyi saymazsak Türkiye AB-28’deki en düşük borç yüküne sahip ülkedir. Maastricht Kriteri: % 60 OECD Avro Bölgesi GOÜ TÜRKİYE 15 15 Grafik 12: Kamu Borç Stoku (2014) 111,1 96,4 40,1 33,1 120 100 80 60 40 20 (%, GSYH) Kaynak: IMF, OECD, Hazine Müsteşarlığı Mali dengelerimiz sadece gelişmiş ekonomilerden değil çoğunluğu emtia ihracatçısı konumunda bulunan birçok gelişmekte olan ülkeden bile daha iyi durumdadır. Benzer şekilde kamu net borç stokunun GSYH’ye oranını 2002-14 döneminde 50 puandan fazla azaltarak yüzde 61,5’ten yüzde 11,3’e düşürdük. Aynı dönemde kamu net dış borç stokunun GSYH’ye oranını da yüzde 25,2’den eksi yüzde 4,8’e düşürdük.
  27. 27. 11,3 -4,8 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 Ç2 Kamu Net Borç Stoku Kamu Net Dış Borç Stoku 16 16 Grafik 13: Kamu Net Borç Stoku 61,5 25,2 70 60 50 40 30 20 10 0 -10 (%, GSYH) Kaynak: Hazine Müsteşarlığı Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Mali disiplin sayesinde ülkemiz önemli kazanımlar elde etmiştir. 2002 yılında faiz giderlerinin bütçe içindeki payı yüzde 43,2 iken bu oranı 2014 yılında yüzde 11,2’ye düşürdük. Bu oran son 30 yılda görülen en düşük seviyedir. Benzer şekilde 2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7’si faiz ödemelerine giderken bugün vergi gelirlerinin sadece yüzde 14,3’ü faiz ödemelerine gitmektedir. Bu oran 1983’ten beri elde edilen en düşük orandır. Faiz giderlerinin GSYH’ye oranı 2002 yılında yüzde 14,8 iken 2014 yılında yüzde 2,8 ile 1992 yılından bu yana görülen en düşük seviyesindedir. Faiz giderlerinin azalmasıyla elde ettiğimiz mali alanı eğitim, sağlık ve altyapı için kullandık. Ayrıca vergi oranlarını düşürerek özel sektör yatırımlarının ve istihdamın önünü açtık; ülkemizin rekabet gücünü artırdık.
  28. 28. OVP (2015-17) 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 2015 2016 2017 Faiz Giderleri/Vergi Gelirleri Faiz Giderleri/Bütçe Giderleri 17 17 Grafik 14: Faiz Giderleri 85,7 14,3 11,7 43,2 11,2 10,2 90 80 70 60 50 40 30 20 10 0 (%) Kaynak: Maliye Bakanlığı Dezenflasyon, mali disiplin ve düşük risk primi sayesinde 2002 yılında yüzde 62,7 düzeyinde olan iç borçlanma faiz oranları 2014 Eylül itibarıyla yüzde 9,4’e, reel faiz oranları ise yüzde 25,4’ten yüzde 0,5’e düşmüştür. Bunun yanısıra kamu borcunun likidite, faiz ve döviz kuru riskleri azaltılmıştır. 2003 yılında yüzde 49 olan sabit faizli borçlanma senetlerinin toplam borç stoku içindeki payı 2014 yılı Eylül ayında yüzde 64’e çıkartılarak borç stokunun faiz değişimlerine olan duyarlılığı azaltılmıştır. Benzer şekilde döviz cinsi borçların payı da yüzde 58’den yüzde 32’ye düşürülerek kur riski kontrol altına alınmıştır. 2002 yılında 9,4 ay olan iç borçlanmanın ortalama vadesi 2014 yılı Eylül ayı itibarıyla 68,8 aya yükselmiştir.
  29. 29.  Bankacılık sektörünün sağlam yapısını koruyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Orta vadede büyümeyi destekleyecek en önemli faktörlerden birisi de sağlam bankacılık sektörümüzdür. Bankacılık sektörünün sermaye yapısı güçlüdür. Son yıllardaki hızlı kredi artışına rağmen Ağustos ayı itibarıyla sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,3 ile yasal sınır olan yüzde 8’in iki katından fazladır. Çekirdek sermaye yeterlilik oranı ise Basel III kurallarına uyum çerçevesinde yapılan düzenleme gereği asgari yasal sınır olan yüzde 4,5’in üç katı, yüzde 14,1 seviyesindedir. Dahası sektörün varlık kalitesi de yüksektir. Takipteki kredilerin toplam krediler içindeki payı ise yüzde 2,9 ile oldukça düşük bir oranda seyretmektedir. Son olarak bankacılık sektörünün yabancı para açık pozisyonu bulunmamaktadır. 18 18 Grafik 15: Bankacılık Sektörü 16,3 25 20 15 10 5 0 Ocak 08 Nisan 08 Temmuz 08 Ekim 08 Ocak 09 Nisan 09 Temmuz 09 Ekim 09 Ocak 10 Nisan 10 Temmuz 10 Ekim 10 Ocak 11 Nisan 11 Temmuz 11 Ekim 11 Ocak 12 Nisan 12 Temmuz 12 Ekim 12 Ocak 13 Nisan 13 Temmuz 13 Ekim 13 Ocak 14 Nisan 14 Temmuz 14 Hedef oran: %12 Yasal sınır: %8 Sermaye Yeterlilik Oranı (%) Kaynak: BDDK
  30. 30.  Reel sektörün dış borcu yönetilebilir seviyede Türkiye’de firmaların dış borç oranı yönetilebilir düzeydedir. 2014 yılı ikinci çeyreği itibarıyla 278 milyar dolara ulaşan özel sektör dış borcunun 121,9 milyar doları reel sektöre aittir. Reel sektör borcunun GSYH’ye oranı da yüzde 15,3 ile makul bir seviyededir. Reel sektörün yüzde 63’ünün döviz borcu yoktur. Döviz borcu Kaynak: TCMB *Toplam net ciroları GSYH’nin yüzde 71’inine denk gelen 9.468 firma ile hesaplanmıştır. 19 19 olanların yüzde 68’inin de ihracat geliri bulunmaktadır. Grafik 16: Reel Sektörün Döviz Pozisyonu Döviz borcu olmayan; 63% Döviz borcu olup ihracat geliri olmayan; 12% Döviz borcu olup ihracat geliri olan; 25% Ayrıca reel sektör dış borcunun yüzde 71,8’i uzun vadelidir. Kısa vadeli açık pozisyonu da 10,5 milyar dolar ile sınırlıdır. Döviz varlıkları ise kısa vadeli mevduat ağırlıklıdır yani likittir. Bu durum, döviz kurunda kısa vadede oluşabilecek dalgalanmalara karşı firmaları korunaklı kılmaktadır. Ayrıca 2002 yılından bu yana reel sektörün döviz varlığı da 25,1 milyar dolardan 99,1 milyar dolara yükselmiştir.
  31. 31.  Hanehalkı bilançosu sağlıklı yapısını koruyor Son yıllarda hızla artan tüketici kredilerini kontrol altına almak için makroihtiyati tedbirleri uygulamaya koyduk. Böylece 2007-13 döneminde yıllık ortalama yüzde 25 büyüyen hanehalkı yükümlülükleri, bireysel kredilerdeki yavaşlamanın etkisiyle, 2014 yılının ilk çeyreğinde yüzde 0,2 azalmıştır. Hanehalkı yükümlülüklerinin GSYH’ye oranı yüzde 23 ile Avro Bölgesi ortalaması olan yüzde 64’ün oldukça altındadır. Ayrıca 2009 yılından bu yana uyguladığımız düzenlemeler9 sayesinde hanehalkı kur riski yok denecek kadar azalmıştır. Grafik 17: Hanehalkı Yükümlülükleri 64 Litvanya TÜRKİYE Letonya Macaristan Slovenya Slovakya Çek Cumh. Polonya Estonya İtalya Avusturya Belçika Almanya Lüksemburg Fransa Malta Avro Bölgesi Yunanistan İspanya İsveç Portekiz İngiltere  Makroihtiyati tedbirler etkisini gösteriyor Son 10 yılda ihtiyatlı politikalarımız Türkiye’de makrofinansal istikrarı güçlendirdi ve ülkemizin dış şoklara karşı direncini artırdı. Küresel kriz öncesinde bankacılık sektöründe uygulamaya koyduğumuz stres testleri, hedef sermaye yeterlilik oranı, yüksek karşılık oranları ve 9 16 Haziran 2009’da Resmi Gazete’de yayımlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar” ile hanehalkının döviz cinsinden borçlanmasının önüne geçilmiştir. 20 20 23 0 20 40 60 80 100 120 140 Danimarka (Mart 2014, %, GSYH) Kaynak: TCMB, ECB
  32. 32. kar dağıtımına ilişkin getirdiğimiz sınırlamalar ülkemizin küresel finans krizini en az tahribatla atlatmasını sağlamıştır. Son yıllarda ise cari açığı daraltmak amacıyla aşırı hızlı kredi büyümesini kontrol altına alacak ilave makroihtiyati tedbirler aldık. Bu amaçla kredi kartlarına limit ve taksit sınırlandırması getirdik. Konut kredileri haricindeki tüketici kredilerinin ihtiyat payını artırdık. Merkez Bankası yeni yaptığı düzenlemeler ile ihracatı ve tasarrufları teşvik eden, bankaların sermaye yapısını güçlendiren uygulamaları yürürlüğe koymuştur.10 Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Türkiye’yi küresel kriz öncesi yakaladığı yüksek büyüme patikasına taşımak için orta vadede enflasyonu yüzde 5’e düşürmeyi, cari açığı yüzde 5’in altına çekmeyi ve istihdamı daha da arttırmayı hedefliyoruz.  Enflasyonu düşük tek haneye indirmeyi hedefliyoruz Fiyat istikrarı, yüksek ve sürdürülebilir büyümenin ön koşuludur. Bu nedenle hükümetlerimiz döneminde enflasyonla mücadeleye büyük önem verdik. Kronik olarak çift hanelerde seyreden enflasyonu tek haneye düşürdük. Yüksek enflasyon ortamında mağdur olan sabit ve dar gelirli vatandaşlarımızın satınalma gücünü bu dönemde artırdık. 10 İhracat reeskont kredisi limiti yüzde 25 arttırılmıştır. Zorunlu karşılıkların Türk lirası olarak tutulan kısmına faiz desteği sağlanacaktır. 21 21
  33. 33. 1981 1982 1983 1984 1985 1986 1987 1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 22 22 Grafik 18: Enflasyon 140 120 100 80 60 40 20 0 (TÜFE, Yıllık, %) Kaynak: TÜİK 2014 yılında esas itibarıyla geçici faktörler nedeniyle enflasyon yüksek tek hanelere çıkmıştır. Bunda son 13 yılın en kurak yazının etkisiyle gıda fiyatlarındaki yüksek seyir, Türk lirasındaki değer kaybı, jeopolitik gerginlikler ile bunların sonucunda enflasyon beklentilerindeki bozulma etkili olmuştur. Kuraklığın etkisiyle gıda fiyatları Eylül ayında yıllık yüzde 14 gibi oldukça yüksek bir oranda artmıştır. Yüzde 8,9’a çıkan enflasyonun 3,4 puanı sepetin dörtte birini oluşturan gıdadan kaynaklanmıştır.
  34. 34. Eylül 13 Ekim 13 Kasım 13 Aralık 13 Ocak 14 Şubat 14 Mart 14 Nisan 14 Mayıs 14 Haziran 14 Temmuz 14 Ağustos 14 (Yıllık, %) Kaynak: TCMB Gıda Gıda Dışı 23 23 Grafik 19: Gıda ve Gıda Dışı Enflasyon 16 14 12 10 8 6 4 Ocak 13 Şubat 13 Mart 13 Nisan 13 Mayıs 13 Haziran 13 Temmuz 13 Ağustos 13 Eylül 14 Enflasyonun yıl sonunda yüzde 9,4 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Ancak baz etkisi, gıda fiyatlarındaki normalleşme, emtia fiyatlarındaki düşüş, sıkı para ve maliye politikaları ile uygulamakta olduğumuz makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle enflasyonun 2015 yıl sonunda yüzde 6,3’e düşmesini bekliyoruz. Enflasyonu orta vadede yüzde 5’e, uzun vadede ise yüzde 5'in altına indirmeyi amaçlıyoruz. Enflasyonu bu düzeylere indirmek ancak orta ve uzun vadede verimlilik artışı ve yapısal reformlar ile mümkün olacaktır.  Cari açığı daraltıyoruz Makro finansal istikrarı korumak ve daha yüksek sürdürülebilir büyümeyi sağlamak için cari açığı daha da düşürmeyi hedefliyoruz. 2014 yılında makroihtiyati tedbirlerin etkisiyle iç talepte yaşanan yavaşlama, petrol fiyatlarındaki düşüş, altın ticaretinde yaşanan
  35. 35. normalleşme süreci ve rekabetçi kur sayesinde cari açık önemli ölçüde daralma sürecine girmiştir. 2013 yıl sonunda 65,1 milyar dolar olan cari açık 2014 yılı Ağustos ayı itibarıyla 12 aylık bazda 48,9 milyar dolara gerilemiştir. Altın ve enerji hariç denge ise 4,1 milyar dolar açıktan 4,5 milyar dolar fazlaya dönmüştür. Ocak 12 Mayıs 12 Eylül 12 Ocak 13 Mayıs 13 Eylül 13 Ocak 14 Mayıs 14 Cari Denge Enerji Hariç Cari Denge Enerji ve Altın Hariç Cari Denge 24 24 Grafik 20: Cari İşlemler Dengesi 20 10 0 -10 -20 -30 -40 -50 -60 -70 -80 Ocak 10 Mayıs 10 Eylül 10 Ocak 11 Mayıs 11 Eylül 11 (12 Aylık Kümülatif, Milyar $) Kaynak: TCMB, TÜİK 2013 yılında yüzde 7,9 olan cari açığın GSYH’ye oranının bu yıl yüzde 5,7’ye ineceğini tahmin ediyoruz. 2015 yılında cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 5,4’e, program dönemi sonunda ise yüzde 5,2’ye gerileyeceğini öngörüyoruz. Bu çerçevede tasarruf oranlarını artırmak, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve Türkiye’yi küresel katma değer zincirinde daha yükseklere çıkarmak için gerekli yapısal reformları kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz.
  36. 36.  İstihdamı artırıyoruz Güçlü istihdam artışı ekonomik kalkınma ve refahı destekleyecek en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle hükümet olarak istihdamı destekleyen politikaları hayata geçirdik. Küresel krizin başladığı 2007 yılından bu yana birçok ülke istihdam kayıplarını telafi edemezken biz Türkiye’de yaklaşık 5,6 milyon kişiye istihdam imkanı sağladık. -4 -3 -2 -1 0 1 2 3 4 5 6 25 25 Grafik 21: İstihdam 5,6 TÜRKİYE Brezilya Almanya Rusya Polonya Macaristan Fransa Belçika Çek Cumhuriyeti Slovakya Slovenya Danimarka ABD İrlanda Portekiz Japonya İtalya Yunanistan İspanya Avro Bölgesi Milyon Kişi (2007-14, m.a.) Kaynak: Eurostat, OECD, TÜİK İç talepteki yavaşlamaya rağmen son bir yılda yaklaşık 1,3 milyon kişiye istihdam sağladık.11 Ancak işsizlik oranı da son bir yılda 1,2 puan artarak 9,8’e yükselmiştir. Bunda çalışma çağındaki hızlı nüfus artışına ilaveten işgücüne katılım oranlarındaki artış etkili olmuştur. Çalışma çağındaki nüfus ve işgücüne katılımdaki artış göz önünde tutulduğunda işsizliği sabit tutmak için en az 1,7 milyon kişiyi istihdam etmemiz gerekiyor.12 11 Bu bölümde yıllık karşılaştırmalarda mevsimsel etkilerden arındırılmamış işgücü piyasası verileri kullanılmıştır. 12 Son bir yılda çalışma çağındaki nüfus 1 milyon kişi, işgücüne katılım ise 2,1 puan artmıştır.
  37. 37. İşgücüne katılım oranı Temmuz ayında yüzde 51,3 oranıyla en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bunda özellikle kadınların işgücüne katılımı önemli bir rol oynamıştır. Serinin tutulmaya başlandığı 2005 yılından bu yana kadınların işgücüne katılımı yaklaşık 8 puan artmıştır. 51 50 49 48 47 46 45 44 43 Ekim 10 Ocak 11 Nisan 11 Temmuz 11 Ekim 11 Ocak 12 Nisan 12 Temmuz 12 Ekim 12 Ocak 13 Nisan 13 Temmuz 13 Ekim 13 Ocak 14 Nisan 14 Temmuz 14 İşsizlik Oranı İşgücüne Katılım Oranı (sağ eksen) (m.a., %) 26 26 Grafik 22: İşgücü Göstergeleri 15 14 13 12 11 10 9 8 7 6 Ocak 08 Nisan 08 Temmuz 08 Ekim 08 Ocak 09 Nisan 09 Temmuz 09 Ekim 09 Ocak 10 Nisan 10 Temmuz 10 (m.a., %) Kaynak: TÜİK Genç işsizlik oranı ise verdiğimiz teşvikler sayesinde 2009 yılından bu yana 3,8 puan azalarak yüzde 19,1’e düşmüştür. Türkiye Avrupa’da en genç nüfus oranına sahip ülke olmasına rağmen genç işsizlikte Avro Bölgesi ortalaması olan yüzde 23,3’ün altındadır.
  38. 38. 22,9 23,3 0 10 20 30 40 50 60 27 27 Grafik 23: Genç İşsizlik 19,1 Almanya Avusturya Hollanda Estonya Danimarka Malta Lüksemburg İngiltere Çek Cumhuriyeti TÜRKİYE Slovenya Finlandiya İsveç Macaristan Litvanya Letonya Bulgaristan TÜRKİYE 2009 Polonya Belçika Avro Bölgesi Fransa Romanya İrlanda Slovakya Portekiz G. Kıbrıs İtalya Hırvatistan Yunanistan İspanya Genç İşsizlik Oranı (2014*, 15-24 yaş, %, m.a.) Kaynak: Eurostat, TÜİK * Ülkelerin 2014 yılı Temmuz ayı verileri kullanılmıştır. İstihdamdaki güçlü artışa rağmen işsizlik oranı yüzde 9-10 seviyesinde direnç göstermektedir. İstihdamı desteklemek ve işsizliği düşürmek için işgücünün niteliğini ve işgücü piyasasındaki esnekliği artırmalıyız. Bu hususlara konuşmamın devamında yine değineceğim. C. Yapısal Reform Gündemimiz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Küresel ekonominin büyük meydan okumalarla karşı karşıya olduğu bu dönemde sürdürülebilir yüksek büyümeyi yakalamak, artan çalışma çağındaki nüfusumuza istihdam sağlamak ve ülkemizin dış şoklara karşı direncini artırmak için Hükümetimiz kapsamlı bir reform programı hazırlamaktadır. Bu amaçla hazırladığımız 10. Kalkınma Planında yer alan 25 öncelikli dönüşüm programını detaylandırarak bir eylem planına dönüştürüyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki dört yılda uygulayacağımız
  39. 39. 1.200’den fazla mikro reform tedbiri belirledik. Tek tek her tedbirin hangi kurum tarafından, ne zaman uygulanacağı ve bu reformların gerektirdiği mali yük belirlenmektedir. Bu çerçevede belirlenen öncelikli dönüşüm programlarımız: 1. Üretimde Verimliliğin Artırılması 2. İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması 3. Yurt İçi Tasarrufların Artırılması ve İsrafın Önlenmesi 4. İstanbul Uluslararası Finans Merkezi 5. Kamu Harcamalarının Rasyonelleştirilmesi 6. Kamu Gelirlerinin Kalitesinin Artırılması 7. İş ve Yatırım Ortamının Geliştirilmesi 8. İşgücü Piyasasının Etkinleştirilmesi 9. Kayıt Dışı Ekonominin Azaltılması 10. İstatistiki Bilgi Altyapısını Geliştirme 11. Öncelikli Teknoloji Alanlarında Ticarileştirme 12. Kamu Alımları Yoluyla Teknoloji Geliştirme ve Yerli Üretim 13. Yerli Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim 14. Enerji Verimliliğinin Geliştirilmesi 15. Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi 16. Sağlık Endüstrilerinde Yapısal Dönüşüm 17. Sağlık Turizminin Geliştirilmesi 18. Taşımacılıktan Lojistiğe Dönüşüm 19. Temel ve Mesleki Becerileri Geliştirme 20. Nitelikli İnsan Gücü İçin Çekim Merkezi 21. Sağlıklı Yaşam ve Hareketlilik 22. Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması 23. Yerelde Kurumsal Kapasitenin Güçlendirilmesi 24. Rekabetçiliği ve Sosyal Uyumu Geliştiren Kentsel Dönüşüm 25. Kalkınma İçin Uluslararası İşbirliği Altyapısının Geliştirilmesi 28 28
  40. 40. Hedef ve sonuç odaklı yönetim anlayışımızın bir gereği olarak oluşturduğumuz bu programlar ile uzun vadeli hedeflerimize kararlılıkla yürüyeceğiz. Şimdi bu reformların bazılarına değinmek istiyorum. 29 29  Tasarruf oranlarını artırıyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Yüksek sürdürülebilir büyüme için tasarrufları artırmalıyız. Düşük tasarruf oranı yatırım iştahı yüksek olan özel sektörü yatırımlarını dış finansman ile yapmaya zorlamakta ve yüksek cari işlemler açığına sebep olmaktadır. 2013 yılında toplam yurt içi tasarruflarımızın GSYH’ye oranı yüzde 13,4 seviyesinde kalmıştır. 2014 yılında yüzde 14,9 olacağını tahmin ettiğimiz bu oran gelişmekte olan ülkelerdeki yüzde 32,6’nın oldukça altındadır. Ülkemizde tasarruf oranlarının yeterli olmaması temelde özel sektörün tasarruf oranlarının düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Geride bıraktığımız 12 yıllık dönemde sağladığımız mali disiplin ile kamu tasarruflarını önemli ölçüde artırdık. 2002-14 yıllarını kapsayan bu dönemde kamu tasarruflarının GSYH içindeki payı eksi yüzde 4,8’den yüzde 3,2’ye ulaşmıştır. Söz konusu bu rakam 8 puanlık bir iyileşmeye tekabül etmektedir.
  41. 41. Grafik 24: Türkiye’de Tasarruf Oranları 24 22 20 18 16 14 12 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 2014 (%) Kaynak: Kalkınma Bakanlığı Yatırım Tasarruf Açık Buna karşın 2002 yılında yüzde 23,4 olan özel sektör tasarruflarının GSYH’ye oranının 2014 yılında yüzde 11,7’ye gerileyeceği beklenmektedir. Bu azalışta;  Makroekonomik istikrar ve finansal derinleşme sayesinde krediye erişimin kolaylaşması ve kredi faiz oranlarının düşmesi  Küresel finansal likidite fazlası  Siyasi istikrarla birlikte beklentilerin iyileşmesi, yatırım ve 30 30 tüketimin artması  Genç nüfus ile kentleşmenin getirdiği ihtiyaçlar etkili olmuştur. Tasarruf oranlarını artırmak için birçok politikayı uygulamaya koyduk. Bu kapsamda mali disipline devam edeceğiz. Özel sektörün rekabet gücünü ve sektördeki katma değeri yüksek üretimi artıracak
  42. 42. yapısal reformları uygulamaya koymaya devam edeceğiz. Aktif işgücü politikaları ve beşeri sermayeye yaptığımız yatırımlar ile istihdam yaratmaya devam edeceğiz. Ayrıca 10. Kalkınma Planına yurt içi tasarrufların artırılması ve israfın önlenmesi programını dahil ettik. Beş temel bileşenden oluşan bu program çerçevesinde;  Mali piyasa araçlarıyla tasarrufların özendirilmesi  İsrafın azaltılması ve mükerrer tüketimin önlenmesi  Kredi düzenlemeleriyle tasarrufların özendirilmesi  Tamamlayıcı sigortacılığın geliştirilmesi  Vergisel araçlarla tasarrufların özendirilmesi ve tasarrufların 31 31 üretken yatırımlara yönlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu politikalar ile yurt içi tasarrufların GSYH içindeki payını program dönemi sonunda yüzde 17,1’e çıkarmayı hedefliyoruz.  Beşeri sermayeyi geliştiriyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Yüksek gelirli ülkeler arasına girebilmenin yolu bilgi toplumu olmaktan geçer. Bu anlamda AK Parti Hükümetleri olarak en büyük yatırımı eğitime, yani beşeri sermayemize yapmaktayız. Yaptığımız yatırımlarla Hükümetlerimiz döneminde eğitime erişimde büyük başarı sağladık. 2002-03 eğitim-öğretim döneminde okul öncesi için yüzde 11,7 olan brüt okullaşma oranını 2012-13 döneminde yüzde 44’e yükselttik. Aynı dönemde ilköğretim için yüzde 96,5 olan brüt okullaşma oranını yüzde 107,6’ya, ortaöğretim için yüzde 80,8
  43. 43. olan oranı ise yüzde 96,8’e yükselttik. Yükseköğretim için ise bu oranı yüzde 35,8’den yüzde 92,1’e çıkardık. Grafik 25: Brüt Okullaşma Oranları 130 110 90 70 50 30 Okullaşma oranlarıyla birlikte eğitimde fırsat eşitliğini de arttırdık. 2002 yılında ilköğretimde 100 erkek öğrenciye karşılık 91 kız öğrenci bulunmaktaydı. Haydi Kızlar Okula, Baba Beni Okula Gönder ve Şartlı Nakit Transferi gibi pek çok tedbirle ve Kayıt Esasına Göre Takip Sistemi ile 2013-14 dönemi itibarıyla 100 erkek öğrencimize karşın 102,3 kız öğrencimiz ilköğretimde okur hale gelmiştir. 2012 yılında uygulamaya koyduğumuz düzenleme ile zorunlu eğitim süresini sekiz yıldan 12 yıla çıkardık. 25 yaş üstü nüfusta ortalama eğitim süresi 2000 yılında 5,5 iken bu düzenlemelerin etkisiyle 7,6 yıla çıkmıştır. Okula yeni başlayan çocuklarda beklenen eğitim süresi ise 14,4 yıldır. 32 32 11,7 96,5 80,8 35,8 44,0 107,6 96,8 92,1 10 Okul Öncesi (4-5 yaş) İlköğretim Ortaöğretim Yükseköğretim 2002-03 2012-13 (%) Kaynak: Kalkınma Bakanlığı
  44. 44. Ortalama Eğitim Süresinde OECD Ortalaması: 12 5,5 7,6 15 13 11 9 7 5 3 2000 2013 Beklenen* (2000) Beklenen* (2013) 25 yaş üstü ortalama eğitim süreleri (yıl) Kaynak: UNDP, Human Development Reports-Data. *Okula başlama çağındaki çocuklar için beklenen ortalama eğitim süresi. 33 33 Grafik 26: Ortalama Eğitim Süreleri 11,1 14,4 Eğitime erişimde büyük mesafe katettik. Ancak eğitim kalitesinde henüz hedeflediğimiz noktada değiliz. PISA sonuçlarına göre Türkiye OECD ortalamasının oldukça altındadır. Ancak kaliteyi iyileştirme yönünde attığımız adımlar sayesinde Türkiye 2012 sonuçlarına göre okuma alanında 2006 sonuçlarına kıyasla en hızlı ilerleme kaydeden ülke olmuştur. Fen alanında kaydedilen ilerleme de birçok ülkenin üzerinde olmuştur.
  45. 45. Grafik 27: PISA Sonuçları Türkiye-OECD Arası Fark 80 75 70 65 60 55 50 45 40 35 Toplam üniversite sayısı 2002 yılında 76 iken bugün bu sayıyı 176’ya çıkardık. Devlet üniversitelerinde harcı kaldırarak üniversite eğitimine erişimi daha da kolaylaştırdık. Böylece Dünya Ekonomik Forumunun yükseköğretim sıralamasına göre 144 ülke içerisinde 50. sıraya yükseldik. Sıralamanın yapıldığı ilk yıl olan 2008’de ise 72. sıradaydık. Son dönemde elde ettiğimiz başarılar cesaret vericidir; ancak bunu yeterli bulmuyoruz. Eğitime daha çok yatırım yaparak eğitimin kalitesini artırmaya devam edeceğiz. Hedefimiz OECD ülkeleri içinde en iyiler arasında yer almaktır  Altyapı yatırımlarına öncelik veriyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Altyapının geliştirilmesi ekonominin rekabet gücünün artırılması, yatırımların ve yeni iş imkanlarının yaratılabilmesi bakımından kritik 34 34 Kaynak: OECD 76 74 47 51 38 46 30 Fen Matematik 2006 2009 2012 (Puan)
  46. 46. önem taşımaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar altyapıda sağlanan ilerlemenin ekonomik büyümeyi doğrudan etkilediğini göstermektedir.13 Örneğin yol ağında sağlanan yüzde 1’lik artışın verimliliğe 0,5 puan katkı yaptığı belirtilmektedir.14 Bu nedenle, ekonomimizin can damarı olan ulaşım altyapısının gelişimine büyük önem verdik. 2002’de otoyollar dahil 6.101 km olarak devraldığımız otoyol ve bölünmüş karayolları ağını 2014 Ekim itibarıyla 23.522 km’ye çıkardık. Hedefimiz, 2023 yılına kadar bölünmüş yol uzunluğunu 36.500 km’ye, otoyol ağı uzunluğunu ise 8.000 km’ye çıkarmaktır. 35 35 Grafik 28: Karayolu Ağımızı Genişletiyoruz Ocak 2003 1.714 Km Otoyol Toplamı 4.387 Km Bölünmüş Devlet ve İl Yolları Toplamı 6.101 Km Toplam Ekim 2014 2.244 Km Otoyol Toplamı 21.278 Km Bölünmüş Devlet ve İl Yolları Toplamı 23.522 Km Toplam Kaynak: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Geride kalan 12 yıllık dönemde yaptığımız atılımlar sayesinde yüksek hızlı tren işletmeciliği yapan dünya ülkeleri arasında 8. sıraya, Avrupa ülkeleri arasında ise 6. sıraya yükseldik. Marmaray projesiyle Asya ile Avrupa’yı üçüncü kez birbirine bağladık. 2023 yılına kadar 13 Calderon, C., L. Serven, 2010, “Infrastructure In Latin America”, “Word Bank Policy Research Working Paper 5317. 14 Fedderke, J. W., Kaya, T.E., 2013, “The Productivity Impact of Infrastructure in Turkey, 1987- 2006”, Working Papers 333, Economic Research Southern Africa.
  47. 47. demir yollarımıza 45 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyoruz. Ayrıca 10 bin kilometre yeni yüksek hızlı tren ağı ve 4 bin kilometre konvansiyonel yeni hat yapmayı da planlıyoruz. Grafik 29: Yüksek Hızlı Demiryolu Projelerimiz ANKARA Dünyanın en ucuz ve etkin taşımacılığı deniz yolu ile yapılmaktadır. Yürütülen çalışmalar çerçevesinde Türk sahipli filomuzu dünya sıralamasında 19. sıradan 13. sıraya çıkardık. 2023 yılına kadar Türk sahipli deniz ticaret filomuzu dünyada ilk 10 ülke arasına taşımayı hedefliyoruz. 2002 yılında 37 olan faal tersane sayımızı ise 2013 itibarıyla 72’ye çıkardık. Limanlarımızın da yükleme kapasitesini artırdık. 2003 yılında limanlarımızda 190 milyon ton olan elleçlenen yük miktarını 2013’te 385 milyon tona çıkardık. 2023 itibarıyla bu rakamı 850 milyon tona çıkarmayı hedefliyoruz. Havayolu ulaşımı alanında da çok önemli mesafeler kat ettik. 2002 yılında ülkemizde aktif 26 havaalanı varken bu sayıyı bugün itibarıyla 53’e çıkardık. 2003 yılında 34,4 milyon olan toplam yolcu sayısını yaklaşık 150 milyona, iç hat yolcu sayısını 9,1 milyondan 76,1 milyona yükselttik. 2003 yılında sadece 60 olan dış hat uçuş 36 36 İSTANBUL EDİRNE ESKİŞEHİR Polatlı KONYA İZMİR SİVAS AFYONKARHİSAR KAYSERİ BURSA ERZİNCAN ERZURUM KARS MERSİN ADANA DİYARBAKIR ELAZIĞ MALATYA ZONGULDAK SAMSUN Bandırma VAN MUŞ BİLECİK ÇANKIRI KIRIKKALE TEKİRDAĞ İZMİT BALIKESİR AYDIN DENİZLİ BURDUR ISPARTA UŞAK MANİSA KARAMAN NİĞDE OSMANİYE K.MARAŞ AMASYA BATMAN MARDİN Yerköy KARABÜK Yenişehir 405 km 212 km 533 km 624 km 105 km Tamamlanan (888 km) Yapım Aşamasında(1796 km) İhale Aşamasında(454 km) Proje aşamasında(354 km) GAZİANTEP Çobanbey Kaynak: Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı
  48. 48. noktalarımızın sayısını 2014 yılında 236’ya çıkardık. 2003 yılında sadece 162 uçaktan oluşan yerli ticari uçak filomuz 2014 yılı itibarıyla 421’e ulaşmıştır. Biz bu rakamı 2023 yılına kadar 750’ye ulaştırmayı hedefliyoruz. İstanbul’un hava ulaşımındaki avantajlı konumunu güçlendirecek ve İstanbul’u adeta bir transit noktasına dönüştürecek olan yeni havalimanının inşasına başladık. Yaklaşık yatırım tutarı 10,2 milyar avro, kira geliri ise yaklaşık 22,1 milyar avro olan bu dev projenin ilk etabını 2017 yılında hizmete açmayı planlıyoruz. 37 37  İşgücü piyasasını reforme ediyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, İşgücü piyasası reformu istihdam artışının devamı, işsizliğin azaltılması, verimlilik artışı ve potansiyel büyümenin yukarı çekilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. İstihdam performansımızda büyümenin istihdam yaratma kapasitesinde ortaya çıkan artışın yanısıra aldığımız tedbirler de etkili olmuştur. Ocak 2008’de asgari geçim indirimini uygulamaya koyduk. Böylece işçinin gelirine ve aile durumuna göre vergi yükünü sıfıra kadar indirmiş olduk. Dahası aynı yıl içinde sosyal güvenlik primi işveren payında 5 puanlık indirime gittik. Genç erkeklerin (18-29) ve kadınların SGK işveren primini belirli şartlar altında işsizlik sigortası fonundan karşıladık. 2011 yılında bu süreyi 2015 yılına kadar uzatarak işgücü yetiştirme kurslarını tamamlayanları da kapsam içine aldık. Yaptığımız bu teşvikler genel teşviklerden çok daha etkili oldu. TCMB’nin yaptığı çalışmaya göre bu
  49. 49. teşvik sayesinde 18-29 yaş grubundaki erkekler ile kadınlar ve teşvik kapsamında olmayan 30 yaş üzeri erkekler arasındaki istihdam oranı farkı 1,4 puan azalmıştır.15 2005 yılında uygulamaya koyduğumuz kısa çalışma ödeneğinin süresini üç aydan altı aya çıkarttık. Böylece daha az çalışmadan kaynaklanan gelir kayıplarını telafi ettik. Ayrıca toplum yararına çalışma programı kapsamında İŞKUR’a kayıtlı işsizlere istihdam sağladık. Kriz döneminde aktif işgücü programlarına ayırdığımız kaynağı artırdık. Aktif işgücü programları kapsamında kullanılan kaynağı 2009 yılında 306 milyon TL iken 2014 yılında yaklaşık 1 milyar TL’ye çıkardık. Böylece bu programlardan yararlanan sayısı 2007 yılında 20 bin kişi iken 2013 yılında yaklaşık 417 bin kişiye yükselmiştir. 2014 yılından itibaren her yıl 400 bin kişiye işgücü yetiştirme kursu vermeyi hedefliyoruz. Grafik 30: Aktif İşgücü Programları 500 450 400 350 300 250 200 150 100 50 15 Balkan, B. S. Yusuf ve diğerleri, 2014, “2008 İstihdam Teşvik Programının Etkilerinin İncelenmesi”, TCMB Working Paper, No 14/14. 38 38 20 32 214 212 250 465 417 0 2007 2008 2009 2010 2011 2012 2013 Yararlanan Kişi Sayısı (Bin Kişi) Kaynak: İŞKUR
  50. 50. Uzun vadede işsizlik oranını daha düşük tek hanelere indirmek için 0,0 0,5 1,0 1,5 2,0 2,5 3,0 3,5 4,0 39 39 yapısal sorunları çözmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de işgücü piyasasındaki katılıklar istihdam artışının önündeki engellerin başında gelmektedir. Türkiye istihdam koruma mevzuatı sıralamasında OECD ülkeleri arasında ilk sıradadır. Ayrıca esnek çalışma biçimlerinden olan kısmi süreli çalışma oranı OECD ortalamasının altındadır. Orta-uzun vadede kısmi süreli çalışanların toplam istihdama oranını AB seviyesine yükseltmeyi hedefliyoruz. Grafik 31: İstihdam Koruma Mevzuatı Endeksi TÜRKİYE Lüksemburg Fransa Belçika İtalya Meksika Slovenya Yunanistan İspanya Norveç Almanya Estonya Slovakya Avusturya Polonya Portekiz Hollanda Çek Cumhuriyeti Macaristan İzlanda Danimarka Kore İsviçre İrlanda İsveç Japonya Finlandiya İsrail Avusturya Şili İngitere Kanada ABD Yeni Zellanda Kaynak: OECD Ülkemizde kalifiye işgücünün yetersiz olması işsizlik oranının yapısal olarak yüksek seyretmesine sebep olmaktadır. 2014 Temmuz döneminde işgücünün yüzde 56’sı lise altı seviyesindedir. Ancak son yıllarda eğitim alanında yapılan reformlar sayesinde okullaşma oranında artış sağlanmıştır. Diğer yandan, staj imkanlarının artırılması ve aktif işgücü piyasası programlarıyla öğrencilerin iş dünyası ile teması
  51. 51. sağlanmış, işsizlere meslek deneyimi ve iş disiplini kazandırılmıştır. İşgücünün eğitim düzeyinin artırılması önemlidir. Ülkemizde tarımdaki çözülme ve kentleşme nedeniyle kadınların işgücüne katılım oranının düşük olduğu da bir gerçektir. Temmuz 2014’te yüzde 30,8 olan kadınların işgücüne katılım oranı OECD ortalamasının yaklaşık yarısıdır. Kadınların işgücüne katılımı eğitim seviyesi ile doğru orantılıdır. Okuma yazma bilmeyen kadınların işgücüne katılım oranı yüzde 16,6 iken bu oran yükseköğrenim mezunu kadınlarda yüzde 69,6’dır. Uzun vadede eğitim, çocuk bakımı ve esnek çalışma modellerinin yardımıyla kadınların işgücüne katılımını yüzde 41 düzeyine çıkarmayı hedefliyoruz. Grafik 32: Kadınların İşgücüne Katılım Oranı OECD Ortalaması: 62,7 80 70 60 50 40 30 20 Eğitim Durumuna Göre İşgücüne Katılım Oranı (2014 Temmuz) İşgücü piyasasındaki yapısal sorunların çözülmesine yönelik Ulusal İstihdam Stratejisini taraflarla uzlaşma sağlayarak uygulamaya koyduk. 40 40 23,3 30,8 41,0 16,6 26,6 31,3 40,8 69,6 10 2004 Toplam 2023 Okuryazar olmayanlar Lise altı Lise Mesleki ve teknik lise Yüksekokul Kaynak: TÜİK, OECD
  52. 52. 41 41 Stratejimizi dört politika ekseni üzerine inşa ettik. Bu eksenleri;  Eğitim-istihdam ilişkisinin güçlendirilmesi  İşgücü piyasasının esnekleştirilmesi  Kadınların, gençlerin ve dezavantajlı grupların istihdamının artırılması  İstihdam-sosyal koruma ilişkisinin güçlendirilmesi olarak belirledik. Bu eksenlere paralel olarak 20 ara hedef ve hedeflere ulaşmak için 29 politika başlığı oluşturduk.  Finansal piyasaları derinleştiriyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Finansal piyasaların derinleşmesi ve sermayenin tabana yayılması, yatırım ve tasarrufların daha etkin bir şekilde kullanılmasıyla büyüme potansiyelini artırmaktadır. Ancak Türkiye’de finansal piyasalar yeterli derinliğe sahip değildir. 2012 yılında sermaye piyasası değerinin GSYH’ye oranı dünyada ve gelişmekte olan ülkelerde sırasıyla yüzde 210 ve 82 iken Türkiye’de yüzde 69’dur. Hükümetlerimiz döneminde sermaye piyasalarının derinleşmesi amacıyla reformlar gerçekleştirdik. Bu kapsamda İstanbul’un sadece bölgesel değil küresel finans merkezi olmasını amaçladık ve İstanbul Finans Merkezi Projesi kapsamında bir yol haritası çizdik. Yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nu çıkardık. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, İstanbul Altın Borsası ve İzmir Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsasını Borsa İstanbul çatısı altında birleştirdik. Bu çabalarımız kısa sürede meyvesini verdi. İstanbul 2009 yılında Küresel Finans Merkezleri Endeksine göre 75 ülke arasında 72. sıradayken 2014’te 83 ülke arasında 42. sıraya yükselmiştir. Hedefimiz
  53. 53. 2018 yılında ilk 25 içinde yer almaktır. 2013 yılında Türkiye’de yüzde 24, gelişmekte olan ülkelerde16 yüzde 46 olan borsa piyasa değerinin GSYH’ye oranını 2018’de yüzde 66’ya çıkarmayı amaçlıyoruz. Grafik 33: Küresel Finans Merkezleri Endeksi 80 70 60 50 40 30 2009 72’nci (75 ülke) 2014 42’nci (83 ülke) Toplam girişim sayısının yüzde 99,8’ini oluşturan KOBİ’lerin sermayeye erişimini kolaylaştıracak organize bir piyasa oluşturmayı planladık. Bu kapsamda Borsa İstanbul bünyesinde “özel piyasa” Kasım ayında faaliyete geçecektir. Ayrıca finansman imkanlarının çeşitlendirilmesi adına bölgemizde önemli yatırım araçlarından biri olan kira sertifikasını sermaye piyasasına sunduk. 2012 yılından bu yana kamu tarafından yurt içi piyasada 8,1 milyar TL, yurt dışı piyasada 2,8 milyar dolar tutarında kira sertifikası ihracı gerçekleştirdik. İslami finansın gelişimini destekleyerek bugün yaklaşık yüzde 6 olan katılım bankacılığının bankacılık piyasasındaki pazar payını 2023’te 16 GOÜ: Arjantin, Brezilya, Çin, Endonezya, Hindistan, Kolombiya, Macaristan, Meksika, Rusya, Şili, Tayland, Türkiye. 42 42 40 42 44 45 63 68 77 20 Buenos Aires İSTANBUL Meksiko Rio de Janeiro Prag Varşova Budapeşte (2014) Kaynak: Küresel Finans Merkezleri Endeksi 16 2018 25’inci
  54. 54. yüzde 15’e çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca ilk defa geçen yıl SPK’nın yaptığı düzenleme ile portföyü faizsiz araçlardan oluşan katılım fonlarını hayata geçirdik. Bu fonlara katılan yatırımcı sayısı 500.000’i aşmış, fonlarda biriken birikim tutarı ise 1 milyar TL’ye yaklaşmıştır. Bu çabalarımız sonucunda Türkiye Finansal Gelişmişlik Endeksine göre 2009 yılında 55 ülke arasında 44. sıradayken 2012 yılında 62 ülke arasında 42. sıraya yükselmiştir. Türkiye’nin 2018 yılında Finansal Gelişmişlik Endeksinde ilk 30’da yer almasını öngörüyoruz. 2009 44’üncü (55 ülke) 2012 42’nci (62 ülke) 2018 30’uncu Brezilya Çek Cumhuriyeti Polonya TÜRKİYE Meksika Macaristan Arjantin 43 43 Grafik 34: Finansal Gelişmişlik Endeksi 32 35 37 42 43 60 55 50 45 40 35 30 25 20 (2012) Kaynak: Finansal Gelişmişlik Raporu 2012  Enerjide dışa bağımlılığı azaltıyoruz 44 55 Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Enerji ithalatı cari işlemler açığındaki en önemli kalemdir. Türkiye birincil enerji kaynakları bakımından yüzde 74 oranında dışa bağımlıdır. Bu durum cari açık üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır. 2013 yılında 55,9 milyar dolar olan enerji ithalatı 2014 yılı Ağustos ayı itibarıyla 12 aylık bazda 56,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu
  55. 55. dönemde enerji ithalatı hariç bakıldığında cari dengenin 7,5 milyar dolar fazla verdiği görülmektedir. 44 44 Grafik 35: Enerji İthalatı Bu nedenle yerli ve yenilenebilir enerji kaynakları üzerinde çalışıyor, yatırımlarımızı bu alanlara yöneltiyoruz. 2014 yılı Eylül ayı itibarıyla toplam elektrik enerjisi kurulu gücümüzün yüzde 40,4’ü yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilmektedir. İnşa halindeki santrallerin devreye girmesiyle ülkemizde yenilenebilir enerji toplam kurulu gücün yarısını oluşturacaktır. Tablo 1: Elektrik Enerjisi Kurulu Gücü MW Kurulu Gücümüz Eylül 2014 68.230 Kurulu Gücümüzde Yenilenebilir Enerji Eylül 2014 27.565 İnşa Halindeki Santraller 56.780 İnşa Halindeki Santrallerdeki Yenilenebilir Enerji 26.824 Kaynak: Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
  56. 56. 45 45  Teknolojik altyapı ve inovasyonu destekliyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Önümüzdeki onyıllarda büyümenin belirleyicisi rekabetçi kur ve ucuz işgücü değil yüksek bilgi ve ileri teknoloji kaynaklı verimlilik artışı olacaktır. Bu çerçevede Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeye devam ediyoruz. 2002 yılından bu yana Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payını ikiye katlayarak 2012 yılı itibarıyla yüzde 0,9’a çıkardık. Bu oranı kamu Ar-Ge harcamalarını artırarak ve özel sektör Ar-Ge harcamalarını teşvik ederek 2018 yılında yüzde 1,8’e, 2023’te ise yüzde 3’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bir yandan Ar-Ge harcamalarını artırırken diğer yandan özel sektörün Ar-Ge içindeki payını da artırıyoruz. 2002 yılında Ar-Ge harcamalarının yüzde 29’u özel sektör tarafından gerçekleştirilmekteydi. 2012 yılı itibarıyla bu oranı yüzde 45’e çıkardık. Bu alanda 2023 yılı hedefimiz özel kesimin Ar-Ge harcamaları içindeki payını yüzde 60’a çıkarmaktır. Ar-Ge ve teknoloji alanında yaptığımız çalışmaların meyvesini vermeye başladığını memnuniyetle görüyoruz. Küresel İnovasyon Endeksinde 2009 yılında 132 ülke arasında 67. sırada yer alan Türkiye bugün 143 ülke arasında 54. sıraya yükselmiştir. 2002-13 döneminde toplam (yerli ve yabancı) patent başvuruları 6,5 katına çıkarak 12 bini aştı. Marka başvuruları neredeyse üç katına çıkarak 108 bini geçti. Endüstriyel tasarım başvuruları ise 2,2 katına çıkarak 45 bine ulaştı. Böylece ülkemizde düşük teknoloji yoğun üretim ve ihracat azalırken ortanın üstü teknoloji yoğun üretim ve ihracat arttı. Ancak rakip ve potansiyel rakip ülkelere baktığımızda geldiğimiz seviyenin henüz yeterli olmadığını görüyoruz. Türkiye’de üretim ve ihracatın
  57. 57. sadece üçte biri yüksek ve orta üstü teknolojiden oluşmaktadır. Önümüzdeki on yıl içerisinde yüksek teknolojili ürünlerin payını yüzde 15’e çıkartmayı hedefliyoruz. Grafik 36: Üretim ve İhracatta Teknoloji Yoğunluğu 45 40 35 30 25 20 15 10 5  Kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadeleye devam ediyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Haksız rekabetin önlenmesi, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması, ekonomide rekabet gücünün ve kamu gelirlerinin artırılması amacıyla kayıt dışılıkla etkin mücadeleye kararlılıkla devam ediyoruz. Hükümetlerimiz döneminde işletmeler arası haksız rekabetin sona erdirilmesi ve sosyal güvenlik sistemimizin aktüeryal dengesinin iyileştirilmesi için kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında önemli adımlar attık. Bu çabalar sonucunda kayıt dışı istihdam oranını 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden 2014 yılı Temmuz ayı itibarıyla 15,7 puan azaltarak yüzde 36,4’e indirdik. 46 46 3,5 24,1 33,2 39,1 3,7 31,4 31,5 33,5 0 Yüksek teknoloji Ortanın üstü teknoloji Ortanın altı teknoloji Düşük teknoloji Kaynak: Kalkınma Bakanlığı Üretim İhracat
  58. 58. 2008 AB Ortalaması 19,0 18,6 18,4 İtalya Portekiz İspanya 47 47 Grafik 37: Kayıt Dışı İstihdam 36,4 55 50 45 40 35 30 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2009 2010 2011 2012 2013 Tem.-2014 Kayıt Dışı İstihdam/ Toplam İstihdam (%) Kaynak: TÜİK Benzer şekilde kayıt dışı ekonominin GSYH içindeki payını 2003 yılından bu yana yaklaşık 6 puan azaltarak yüzde 26,5 seviyesine düşürdük.17 Grafik 38: Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü (2013) 31,2 28,4 28,4 28,0 27,6 26,5 25,5 25,2 24,3 23,8 23,6 23,1 22,1 21,1 AB’de En Düşük Oranlar 16,4 15,5 15,0 13,9 13,6 13,0 13,0 13,0 12,2 9,9 9,7 9,1 8,0 7,5 35 30 25 20 15 10 5 Bulgaristan Romanya Hırvatistan Litvanya Estonya TÜRKİYE Letonya G. Kıbrıs Malta Polonya Yunanistan Slovenya Macaristan AB Ortalaması Belçika Çek Cumh. Slovakya İsveç Norveç Danimarka Finlandiya Almanya İrlanda Fransa İngiltere Hollanda Lüksemburg Avusturya Kayıt Dışı Ekonominin Büyüklüğü (%,GSYH) Kaynak: Schneider, 2013 17 Schneider, F., Ocak 2013, “Size and Development of Shadow Economy of 31 European and 5 Other OECD Countries from 2003 to 2013: A Further Decline”, Johannes Kepler Üniversitesi, Linz, Avusturya.
  59. 59. Şehirleşme ve tarım sektöründeki çözülme gibi faktörlerin yanısıra Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi çerçevesinde attığımız adımlar ile vergi oranlarında indirim, vergi ve prim teşvikleri kayıt dışılığın azaltılmasında etkili olmuştur. Önümüzdeki dönemde kayıt dışılıkla mücadele için yeni bir eylem planını yürürlüğe koyacağız. İlgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarıyla elektronik ortamda bilgi ve veri paylaşımı yapılarak elde edilen veriler bilişim teknolojileri vasıtasıyla çapraz kontrollere tabi tutulacaktır. Böylece denetimlerin etkinliği ve sayısı arttırılarak kayıt dışı ekonomi ile daha kararlı bir şekilde mücadele edilecektir.  Kurumsal kapasiteyi güçlendiriyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Uzun vadede kalıcı refah artışını belirleyen en önemli faktörlerden birisi kurumların kalitesidir. Hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirdiğimiz reformlarla Türkiye’nin kurumsal kapasitesini güçlendirdik. Avrupa Birliği’ne üyelik süreci, mevzuat uyumu ve idari kapasitenin güçlendirilmesi adına yürütülen en önemli süreçlerden biridir. 2005 yılında başlayan AB’ye tam üyelik için katılım müzakereleri çerçevesinde 14 fasıl açtık. Son 12 yılda AB’ye uyum amacıyla çıkartılan 2.000’in üzerindeki mevzuat sayesinde Türkiye AB standartlarına önemli ölçüde yaklaşmıştır. Ekim 2014’te yayımlanan İlerleme Raporunda Türkiye’nin AB müktesebatı genel uyum düzeyine bakıldığında 26 fasılda uyum düzeyinin iyi olduğu vurgulanmaktadır. Müzakere sürecinde her ne kadar resmi olarak 14 fasıl açıp 1 fasıl kapatmışsak da gerçekte 27-28 fasıl açıp 13-14 fasıl kapattığımıza 48 48
  60. 60. inanıyoruz.18 Son raporda 33 faslın 30’unda ilerleme sağlandığı kaydedilmiştir. Hükümetimiz bu süreci kararlı bir şekilde uygulamaya devam edecektir. 2000’li yılların başında Merkez Bankasının bağımsızlığı ve üst kurulların kurulmasıyla başlayan ancak siyasi istikrarsızlık nedeniyle akim kalan reform sürecini Hükümetlerimiz kamu mali yönetimi, sosyal güvenlik sistemi, yerel yönetimler ile reel ve finansal sektörü ilgilendiren önemli reformlar ile sürdürmüştür. Yapılan reformlar sayesinde rekabet gücüne, yatırım ortamına ve kurumsal altyapıya ilişkin uluslararası göstergelerde önemli iyileşmeler sağladık. Dünya Ekonomik Forumunun her yıl yaptığı Küresel Rekabet Gücü Endeksinde Türkiye, 2005 yılında 117 ülke arasında 71. sıradayken 2014 yılında 144 ülke arasında 45. sıraya yükselmiştir. Böylece dokuz yılda tam 26 basamak atlamıştır. Yolsuzluk Algı: 2013: 177 ülkede 53. 2002: 102 ülkede 65. Kaynak: Uluslararası Saydamlık Örgütü, Dünya Ekonomik Forumu, Dünya Bankası 49 49 Grafik 39: Kurumsal Kalitenin Artırılması İş Yapma Kolaylığı: 2013: 189 ülkede 69. 2006: 175 ülkede 84. Küresel Rekabet Gücü: 2014: 144 ülkede 45. 2005: 117 ülkede 71. 18 Avrupa Birliği Bakanlığı, Ekim 2014, 2014 yılı Türkiye İlerleme Raporu.
  61. 61. Türkiye, Küresel Rekabet Gücü Endeksinde bir önceki yıla göre en önemli iyileşmeleri makroekonomik ortam, yükseköğretim ve hizmet içi eğitim ile teknolojik altyapı endekslerinde göstermiştir. Diğer yandan Uluslararası Yolsuzluk Algı Endeksine göre Türkiye önemli bir mesafe kat etmiştir. 2002 yılında 102 ülke arasında 65. sırada yer alan Türkiye, 2013 yılında 177 ülke arasında 53. sıraya yükselmiştir. Böylece Türkiye yolsuzluk algısı en yüksek olan yüzde 36’lık ülke grubundan yolsuzluk algısının en düşük olduğu yüzde 30’luk ülke grubuna girmiştir. Dünya Bankasının İş Yapma Kolaylığı Endeksine göre 2006 yılında 175 ülke arasında 84. sırada yer alan Türkiye, 2013 yılında 189 ülke arasında 69. sıraya çıkmıştır. Türkiye’nin 2018 yılında İş Yapma Kolaylığı Endeksinde ilk 50 arasında yer almasını hedefliyoruz. Gerçekleştirdiğimiz tüm bu reformlar ve elde ettiğimiz başarılarla yatırım ortamını iyileştirdik. Türkiye’ye gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarı 1980-2002 yılları arasında sadece 14,8 milyar dolar seviyesinde iken bu rakam son 12 yılda 10 katına çıkarak 145,1 milyar dolara ulaşmıştır. Ülkemizde faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirket sayısı 2002 yılında yaklaşık 5.000 iken bugün 40.000’i aşmıştır. 50 50
  62. 62. 1980-2002 2003-2014 Ağustos 51 51 Grafik 40: Doğrudan Yatırım Girişleri 14,8 145,1 150 125 100 75 50 25 0 (Milyar $) Kaynak: TCMB Önümüzdeki dönemde kurumsal kapasiteyi güçlendirmek ve yatırım ortamını daha da iyileştirmek için gerekli reformları gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda AB süreci ve reform programı temel önceliklerimizdir. Hedefimiz, çağa ayak uyduran, geleceği okuyan, bilgi toplumuna dönüşmüş, her alanda AB standartlarını yakalamış, katma değer zincirinde yukarı çıkmış, teknoloji yoğun üretim yapan ve böylece küresel ölçekte rekabet gücü yüksek, güçlü bir Türkiye’dir.  Gelir dağılımı ve sosyal adaleti iyileştiriyoruz Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Sürdürülebilir büyüme sadece niceliksel büyümeyi değil niteliksel gelişmeyi de içermektedir. Bu çerçevede büyümenin kapsayıcı olması, gelir dağılımında adaletin sağlanması ve refahın bölgeler arasında dengeli dağılması önceliklerimiz arasında yer almaktadır.
  63. 63. Gelir dağılımına ilişkin göstergeler yaşanan hızlı büyüme sürecinin toplumun tüm kesimlerine olumlu yansıdığını, toplumsal refahın artarken toplumun farklı kesimlerine adil bir şekilde dağıldığını göstermektedir. 2002’de en zengin yüzde 10’luk kesimin ortalama geliri en yoksul yüzde 10’luk kesimin gelirinin 18,3 katı iken yoksul kesimin geliri daha fazla artarak 2013 yılında bu oran 11,9 katına gerilemiştir. Gelir dağılımındaki adaletin en önemli ölçüsü olan Gini katsayısı 2002’deki 0,44 olan değerinden 2013 yılında 0,38’e gerilemiştir. Türkiye’deki bu iyileşmeye karşılık küresel kriz sonrasında birçok ülkede gelir dağılımı bozulmuştur. Hükümetlerimiz döneminde yaratılan istihdam, eğitim ve sağlık alanında yapılan reformlar ile sosyal destek programları sayesinde yoksulluk azalmış ve vatandaşlarımızın yaşam standartları iyileşmiştir. Nitekim İnsani Gelişim Endeksinde 2000 yılında 80. sırada yer alan Türkiye 2013 yılında 69. sıraya yükselmiştir. Yüksek insani gelişmişlik grubundaki Çin ve Azerbaycan’dan sonra en hızlı gelişmeyi gösteren ülke Türkiye olmuştur. Bölgeler arası gelişmişlik farklılıklarını azaltmak amacıyla GAP, DAP, KOP ve DOKAP kapsamındaki 35 ilimize 2002-14 döneminde 2014 fiyatlarıyla 93,2 milyar TL kaynak aktardık. Bu projelerin kurumsal altyapısını güçlendirmek amacıyla GAP Bölge Kalkınma İdaresine ilave olarak Konya’da KOP, Erzurum’da DAP, Giresun’da DOKAP bölge kalkınma idarelerini kurduk. Ayrıca yerel potansiyel ve dinamizmi harekete geçirmek üzere 26 kalkınma ajansını kurduk ve faaliyete geçirdik. GAP, DAP, KOP ve DOKAP için hazırladığımız eylem planlarıyla bölgesel kalkınmaya hız kazandırıyoruz. 52 52
  64. 64. Yaptığımız yatırımlarla GAP bölgesindeki istihdamı artırdık. Son altı yıllık dönemde bölgede 584 bin yeni istihdam sağladık. Böylece bölgedeki işsizlik oranını 2007 yılındaki yüzde 16,9 seviyesinden 2013 yılında yüzde 14,5’e düşürdük. Teşvik sisteminin bölgesel boyutunu güçlendirdik. 6. Bölge’de yer alan illerimizde gelir vergisi stopaj desteği ve sigorta primi işçi payı desteği gibi yeni teşvik unsurlarını uygulamaya koyduk. Bunlara ilaveten Bölgesel Gelişme Ulusal Stratejisini hazırladık. Bu sayede mekansal gelişme ve sosyo-ekonomik kalkınma politikaları arasındaki uyumu daha da güçlendireceğiz. Önümüzdeki dönemde de bölgesel kalkınmada, sosyal adaleti önceliklendiren, dengeli kalkınmayı ve rekabet edebilirliği güçlendiren yaklaşımımız devam edecektir. Bu kapsamda kalkınma ajanslarının kaynaklarını ve imkanlarını artıracağız. Bölgesel ve sektörel teşvik sistemini güçlendireceğiz. Bütün bölgelerimizde özel sektörün gelişmesi için kredi garanti sistemi, girişim sermayesi ve melek yatırımcılar gibi yeni mali araçları ve sistemleri bölgesel farklılıklara ve önceliklere göre faaliyet gösterebilecek etkinliğe ve esnekliğe sahip bir şekilde yaygınlaştıracağız. Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Bu reform gündemimiz, kararlı ve istikrarlı siyasi irademiz ve iddialı hedeflerimiz Türkiye’yi çok geçmeden yüksek gelirli ülkeler grubuna taşıyacaktır. Sağlam makroekonomik temellerimiz sayesinde orta ve uzun vadede geleceğe umutla bakıyoruz. Türkiye, genç ve 53 53
  65. 65. dinamik nüfusu, siyasi istikrarı ve gerçekleştirdiğimiz tüm bu reformlarla geleceğe emin adımlarla yürümeye devam edecektir. II. 2013 YILI MERKEZİ YÖNETİM KESİN HESAP KANUN 54 54 TASARISI Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Konuşmamın bu bölümünde, 2013 Yılı Kesin Hesap Kanun Tasarısına ilişkin bazı büyüklükleri sizinle paylaşmak istiyorum. Bu çerçevede 2013 yılında;  Bütçe giderlerinin 408,2 milyar TL  Bütçe gelirlerinin 389,7 milyar TL  Bütçe açığının 18,5 milyar TL  Faiz dışı fazlanın 31,4 milyar TL olarak gerçekleşmiş olduğunu görüyoruz. Bu rakamların GSYH’ye oranı;  Bütçe giderleri yüzde 26,1  Bütçe gelirleri yüzde 24,9  Bütçe açığı yüzde 1,2  Faiz dışı fazla yüzde 2,0’dir. Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Geçen yılki bütçe sunuş konuşmamda Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ile Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunda yer alan tespit, öneri ve eleştirilerin önemine vurgu yaparak genel bir değerlendirme yapmıştım. Bu Raporlarda bahsedilen haklı tespit ve eleştiriler için yoğun bir
  66. 66. çalışma başlattığımızı, gerekli mevzuat ve uygulama değişiklikleri için hazırlıklar yürüttüğümüzü belirtmiştim. Bu bağlamda, yapmış olduğumuz temel çalışmalar hakkında sizlere bilgi vermek istiyorum. 2012 yılı raporlarında yer alan ve bizim de katıldığımız eleştirilerden biri kamu idarelerine ait taşınmazların değerleme işlemlerinin tamamlanmaması ve muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması idi. Bu eleştiri üzerine 2014 yılında ikincil mevzuatta değişiklik yaparak taşınmazların muhasebe kayıtlarında izlenmesine imkan sağladık. Bakanlığımızca geliştirilen bilişim projesi sayesinde 2014 yılı Ekim ayında tapuda Hazine adına tescilli taşınmazların tamamının envanter işlemini tamamladık. Bu envanterin büyük bir bölümünü muhasebe kayıtlarına aldık. Bu anlamda 3 milyon taşınmazın 2,8 milyonunu muhasebe kayıtlarına girdik. Kalan taşınmaz kayıtlarını ise Kasım ayı içerisinde gerçekleştireceğiz. Söz konusu ikincil mevzuat değişikliği ile genel yönetim içindeki diğer kamu idarelerine ait taşınmazların da envanter ve değer tespitinin yapılarak muhasebe kayıtlarına alınmasına imkan sağladık. Muhasebe yönetmeliklerinde yapılacak değişiklik ile 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren tahsisli taşınmazların da muhasebe kayıtlarında izlenmesi mümkün olacaktır. 55 55 Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Geçen yıl raporlarda yer alan bir diğer eleştiri genel bütçeli idarelerin bazı mali tabloları üretemedikleri hususuydu. Hatırlarsınız geçen yıl bütçe sunuş konuşmamda bu konunun Sayıştay ile Bakanlığımız arasında ilgili mevzuatın farklı yorumlanmasından kaynaklandığını ifade etmiştim. Bu soruna kalıcı bir çözüm bulmak
  67. 67. üzere Sayıştay ile ortak bir çalışma grubu oluşturduğumuzu belirtmiştim. Söz konusu grubun çalışmaları sonucunda genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin kurumsal hesap verebilirliğine katkı sağlayacak mevzuat ve bilişim alanındaki değişiklik ihtiyaçlarını tespit ettik. Bu kapsamda Bakanlığımızca hazırlanan Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği ile Merkezi Yönetim Muhasebe Yönetmeliği Taslaklarını görüş için Sayıştaya gönderdik. Söz konusu Yönetmelik değişikliklerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri mevzuatta öngörülen temel mali tabloların hepsini özel bütçeli idarelerde olduğu gibi Sayıştaya sunabilecektir. Sayın Başkan, Değerli Üyeler, 2013 yılı raporlarında yer verilen bir diğer konu uluslararası standartlar çerçevesinde mali istatistik tanımının yapılmadığı; bu istatistiklerin hazırlanma ve yayımlanmasına ilişkin esasların belirlenmediğidir. Bu alanda referans kabul edilen dokümanları ve uluslararası standartların uygulamalarını inceledik. Yaptığımız incelemeler neticesinde mali istatistik kavramının tanımlandığı, temel ilkelerin açıklandığı, hazırlanma ve yayımlanmasına ilişkin esasların belirlendiği yönetmelik taslağını hazırlayarak görüş için Sayıştaya gönderdik. Mevcut durumda uyguladığımız uluslararası standartları; tanım, temel ilkeler, konsolidasyon ile mali istatistik tablo açıklamaları gibi hususlarda uygulanacak esasları belirleyen bir yönetmeliğe dönüştürmüş olacağız. 56 56
  68. 68. III. 2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇESİ YIL SONU 57 57 GERÇEKLEŞME TAHMİNİ Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Şimdi sizlerle 2014 yılının ilk dokuz aylık gerçekleşmeleri ile 2014 yıl sonu gerçekleşme tahminlerimizi paylaşmak istiyorum. Yılın ilk dokuz aylık döneminde bütçe giderleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,5 oranında artarak 325,4 milyar TL olmuştur. Buna göre bütçe giderleri 2014 Yılı Bütçesinde öngördüğümüz çerçevede gerçekleşmiş ve başlangıç ödeneğinin yüzde 74,6’sına ulaşılmıştır. Bütçe gelirlerine bakacak olursak yılın ilk dokuz ayında merkezi yönetim bütçe gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,1 oranında artarak 313,5 milyar TL olmuştur. Bu oran 2014 yılının tamamı için öngördüğümüz yüzde 3,5’lik artışın iki katından fazladır. Vergi gelirleri 2014 yılının ilk dokuz ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,7 oranında artarak 258,7 milyar TL’ye ulaşmıştır. Vergi gelirlerindeki artış oranı 2014 yılı için öngörülen yüzde 6,8’lik artış oranının üzerindedir. Bu yılın ilk dokuz ayında bütçe 11,9 milyar TL açık, 26,3 milyar TL faiz dışı fazla vermiştir. Hatırlayacağınız üzere 2014 Yılı Bütçesini hazırlarken bütçe açığı hedefimizi 33,3 milyar TL, faiz dışı hedefini ise 18,7 milyar TL olarak belirlemiştik. Buna göre bütçe açığındaki gerçekleşme oranı yüzde 35,9 olmuştur. Yani yılın ilk dokuz ayında bütçe açığı hedefimizin yaklaşık üçte biri civarında gerçekleşmiştir. Yılın ilk dokuz ayındaki faiz dışı fazla ise başlangıç hedefinin yüzde 40,5 (7,6 milyar TL) üzerindedir.
  69. 69. Grafik 41: Bütçe Açığı ve Faiz Dışı Fazla 33,3 18,7 11,9 26,3 40 35 30 25 20 15 10 5 Bütçe Açığı Faiz Dışı Fazla 2014 Bütçe 2014 Ocak-Eylül (Milyar TL) Kaynak: Maliye Bakanlığı Bu sonuçlar 2014 yılında bütçe performansımızın başarılı 58 58 olduğunun apaçık göstergeleridir. Grafik 42: 2014 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşme Tahmini 436 384 52 403 348 33 19 9 448 398 50 424 352 24 26 9 500 450 400 350 300 250 200 150 100 50 0 Bütçe Giderleri Faiz Hariç Giderler Faiz Giderleri Bütçe Gelirleri Vergi Gelirleri Bütçe Açığı Faiz Dışı Denge Faiz Dışı Denge (Program Tanımlı) (Milyar TL) 2014 Bütçe 2014 Gerçekleşme Tahmini Kaynak: Maliye Bakanlığı
  70. 70. Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Yılın ilk dokuz ayındaki gerçekleşmeler ve yıl sonuna ilişkin temel varsayımlarımız ışığında 2014 yılında bütçe giderlerinin 448,4 milyar TL, bütçe gelirlerinin ise 424 milyar TL olacağını öngörüyoruz. Buna göre, bütçe açığının 24,4 milyar TL ile başlangıç tahmininin yaklaşık 8,8 milyar TL altında, faiz dışı fazlanın ise 25,8 milyar TL ile başlangıç hedefinin 7,1 milyar TL üstünde olacağını öngörüyoruz. Söz konusu bütçe büyüklüklerinin GSYH’ye oranlarının ise şu 59 59 şekilde olacağını öngörüyoruz:  Bütçe giderleri yüzde 25,4  Bütçe gelirleri yüzde 24,0  Bütçe açığı yüzde 1,4  Faiz dışı fazla yüzde 1,5 Bu rakamlar bütçe açığı ve faiz dışı fazla hedeflerinde GSYH’ye oran olarak sırasıyla 0,5 ve 0,4 puanlık iyileşmeye tekabül etmektedir. Bu iyileşmede bütçe giderlerini kontrol altında tutmamız ve bütçe gelirlerinde hedefin üstünde bir performansın gerçekleşmesi etkili olmuştur.
  71. 71. Grafik 43: Merkezi Yönetim Bütçe Açığı 2,0 1,9 1,8 1,7 1,6 1,5 1,4 1,3 Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Hatırlayacağınız üzere 2014 Yılı Bütçesini size sunarken bu bütçenin bir seçim bütçesi olmayacağını söylemiştim. 2014 yılı ilk dokuz aylık bütçe gerçekleşmeleri ile yılın tamamı için öngördüğümüz harcama tahminleri bu sözlerimin en somut kanıtıdır. 2014 yılının tamamında bütçe giderlerinin 2014 yılı başlangıç bütçesinde öngördüğümüz rakamın sadece yüzde 2,8 üzerinde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri olmak üzere 2014 yılında iki seçimi gerçekleştirmemize ve önümüzdeki yıl bir genel seçim olmasına rağmen bütçe giderleri önemli ölçüde kontrol altında kalmıştır. Bu da mali disipline verdiğimiz önemin en büyük kanıtıdır. Bütçe gelirlerinde tahminin üzerinde seyreden başarılı performans sayesinde ise bu yıl kamu maliyesinde hedefin üzerinde bir performans yakalayacağımızı öngörüyoruz. 60 60 1,9 1,4 1,2 2014 Bütçe 2014 Gerçekleşme Tahmini Bütçe Açığı (%, GSYH ) Kaynak: Maliye Bakanlığı

    Sé el primero en comentar

    Inicia sesión para ver los comentarios

  • vetsercan

    Dec. 16, 2014

Vistas

Total de vistas

2.197

En Slideshare

0

De embebidos

0

Número de embebidos

165

Acciones

Descargas

0

Compartidos

0

Comentarios

0

Me gusta

1

×